Enflasyon 1940’lı yıllardan beri, yani yaklaşık 85 yıldır Türkiye ekonomisinin en büyük derdi...

Kendisiyle tanışmamız, II. Dünya Savaşı yıllarına dayanıyor.

O yıllarda yüzde 100’ü gördük!

Sonra dönem dönem düşse de hep hayatımızın bir parçası oldu.

İyi günümüzde, kötü günümüzde yanıbaşımızdaydı...

Onsuz bir hayatı düşünemez olduk.

Demokrat Parti iktidarında, yani 1950’lerde çift haneli rakamlara oturdu; bir daha da kalkmadı.

Sokaktaki vatandaşa tam 85 yıldır, “Ekonomideki en büyük derdimiz nedir?” diye soranlar hep aynı yanıtı aldı:

“Hayat pahalılığı ve enflasyon...”

Bu, bugüne kadar hiç mi hiç değişmedi!

★★★

AKP’nin, 24 yıllık iktidarında da bu soruya verilen yanıt hep aynı oldu.

“Ekonomideki en büyük sorun ne?”

“Enflasyon, hayat pahalılığı...”

Ama... AKP, yine çok önemli bir “ilk”e imza attı.

Enflasyonun 85 yıllık liderliğine son verdi.

ASAL Araştırma, bu ayın başlarında sokaktaki vatandaşa sordu:

“Ülke ekonomisinin en önemli sorunu sizce nedir?”

Halkın yüzde 26,5’i, “Yatırım fonu ve borsa krizi” dedi...

Yüksek enflasyondan yakınanlar ise yüzde 22.2’yle ikinci sıraya geriledi...

★★★

Bu bir devrim!

Ne mutlu ki enflasyon artık bir numaralı derdimiz değil!

Sağolsun AKP, daha büyük bir dert yaratarak bu asırlık derdi ikinci sıraya itti.

Emeği geçen, payı olan, aparan, koparan, çalıp çırpan, alıp kaçan, göz yuman, üstüne yatan herkesi yürekten kutluyorum.

İyi ki varlar!

Yoksa...

Bugün hala, “Enflasyon, enflasyon” diye ağlayıp duracaktık...

Ramazan Bey’in öfkesi!

Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) eski Başkanı Ramazan Başak, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, “Borsada manipülasyon yapmak” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” iddialarıyla gözaltına alınmıştı.

Ben de 9 Nisan’da bu sütunlarda, “Tuz da koktu” başlığının altında şunları yazmıştım:

“Ramazan Başak’ın suçlu olup olmadığını bilmem.

Bildiğim tek şey, bu koltuklara oturan kişilerin yüzde 100 güvenilir olması gerektiği...

Bugün kendisi öyle bir iddiayla suçlanıyor ki insan ister istemez, ‘Biz kime güveneceğiz?’ sorusunu soruyor!

Sahi tuz kokarsa... Ne yapmamız gerekir?”

★★★

Fon skandalı patlayınca, iddialarında haklı olduğu anlaşılan Ramazan Bey, haksız yere suçlanmasından ve gözaltına alınmasından daha çok, benim bu birkaç satırlık yazımın peşine düştü.

Daha birkaç gün önce X’teki bir paylaşımında, gözaltına alınmasını anlatırken adımı vermeden, “Maalesef Korkusuz gazetesinde çalışan birisi bile ‘Tuz koktu’ diye manşet atabildi” diyerek beni suçladı.

★★★

Kendisini suçlayanlar, hedefe koyanlar, gözaltına aldıranlar çok güçlü...

Kim uğraşacak onlarla?

Suçla gazeteciyi, olsun bitsin...

Haklısınız Ramazan Bey... Sizi karalayan benim. Hatta içeriye de ben attırdım. Gücüm yetmedi, tutuklatamadım.

Çünkü savcılığın resmi açıklamasını yorumladım!

İftira atanların, gözaltına alanların, yalancı tanıkların, açıklama yayınlayanların hiç suçu yok...

Vurun bana!

GÜNÜN SORUSU

Demokraside üç “kuvvet” vardır. Yasama, yürütme, yargı... Kötü yasamadan ve yürütmeden seçimle kurtuluruz. Sorum ortaya:

Kötü yargıdan nasıl kurtulacağız?