Bugün sizlerle uzun süredir gizli tutmak zorunda kaldığım bir haberi paylaşmanın heyecanını yaşıyorum. Uluslararası Basın Kurulu, kaleme aldığım yazılar nedeniyle beni “Toplumsal Sorumlulukta En Etkili Yazar” ödülüne layık gördü.

Özellikle kadın hakları, eğitim, çevre ve hayvan hakları gibi alanlarda gösterdiğim duyarlılığın, yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da dikkatle takip edildiği ifade edildi.

Ödül töreni önümüzdeki ay Londra’da gerçekleşecek. Yazılarımın sesini duyan, hisseden ve sahip çıkan herkes için anlamlı bir ödül bu...

★★★

Ve şimdi takvimlere bakalım... 1 NİSAN.

Nisan 1, aslında biraz da toplumun mizah anlayışını gösteren bir ayna. Kimi ülkelerde sade ve zarif bir espri anlayışı hâkimken, Türkiye’de şakalar genellikle “gerçek olabilir mi?” hissi üzerinden ilerliyor.

Belki de bu yüzden her yıl 1 Nisan sabahı birbirimize şüpheyle bakıyor, her söyleneni iki kez sorguluyoruz. Ama ne olursa olsun, bir günlüğüne bile olsa gülebilmek, hayatın ciddiyetine kısa bir mola vermek hepimize iyi geliyor diye düşünüyorum.

Aslında bu günlerde hem dünyada hem de Türkiye’de yaşanan olaylara bakarsak gerçek ile şaka arasındaki farkı anlamak bazen 1 Nisan’dan çok daha zor gibi geliyor bana.

Her gün, aklımızla dalga geçiliyormuş gibi hissetmiyor muyuz? Gerçekle yalanın, mizahla manipülasyonun iç içe geçtiği bir düzende, neyin şaka neyin gerçek olduğunu ayırt etmeye çalışmak, her gün yeniden 1 Nisan yaşamak gibi bir şey.

★★★

1 Nisan, dünya genelinde insanların birbirlerine zararsız şakalar yaptığı, neşeli ve eğlenceli bir gündür. “Şaka Günü” ya da yabancıların söylediği gibi “Aptallar Günü” olarak da biliniyor. Neden 1 Nisan derseniz...

Rivayet odur ki, 16’ncı yüzyılda Fransa’da takvim reformu yapılınca yılbaşı 1 Nisan’dan 1 Ocak’a alınmış.

Ancak bu değişikliği bilmeyen ya da kabul etmeyen insanlar, aynen 2005 yılında paramızdan atılan sıfırları kabullenemeyip hâlâ bin yerine milyon; milyon yerine milyar diyenler gibi, 1 Nisan’da kutlama yapmaya devam etmişler. Bu insanlara “Nisan aptalları” denilmiş ve zamanla 1 Nisan’da şaka yapmak, bir geleneğe dönüşmüş.

★★★

1 Nisan şakası deyince, dünyada öyle yaratıcı örnekler var ki... Mesela 1957’de BBC, İsviçre’de spagetti ağaçlarında hasat yapıldığını gösteren bir haber yayınlamış. Evet, yanlış okumadınız: “spagetti ağaçları”. O gün yüzlerce kişi BBC’yi arayıp “tohumunu nereden bulabiliriz?” diye sormuş.

1976’da yine bir başka 1 Nisan sabahı, bir İngiliz gök bilimci çıkıp “Plüton ve Jüpiter’in hizalanması nedeniyle yer çekimi azalacak, tam 09.47’de zıplayanlar havada asılı kalacak” demiş. Binlerce kişi saatini kurup bu deneyimi yaşamak için zıplamış. Tabii havada kalan tek şey beklentiler olmuş.

Bizde de Anadolu Ajansı boş durmamış; Taksim’de doğal gaz bulunduğu, hamileliğin 5 aya indiği ya da Dünya’ya benzeyen yeni bir gezegenin keşfedildiği gibi haberlerle 1 Nisan geleneğine katkıda bulunmuş.

Demem o ki, mizah zekâ ister. Çünkü kandırmakla gülümsetmek arasında çok ince bir çizgi vardır. Önemli olan, o çizgide düşmeden yürüyebilmektir.

Gerçi biz öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bu çizgiyi ayırt etmek artık zor. Gerçekler şaka gibi, şaka sandıklarımız ise fazlasıyla gerçek.