Gelenekselin dışındaki, sadece kutlanmak için icat edilen o “özel” günler bana hep biraz zorlama, hatta biraz saçma geliyor.

Artık neredeyse herkes aklına gelen bir gün icat ediyor.

Dünya Hijyen Günü, Dünya Sarılma Günü, Dünya Uyku Günü, Dünya Kukla Günü, Dünya Su Günü, Dünya Şaka Günü, Dünya Dans Günü, Dünya Süt Günü, Dünya Yoga Günü, Dünya Çikolata Günü, Dünya Arkadaşlık Günü, Dünya Solaklar Günü, Dünya Yaşlılar Günü, Dünya Kız Çocukları Günü, Dünya Çocuk Günü, Dünya El Yıkama Günü, Dünya Toprak Günü, Türk Kahvesi Günü, Uluslararası Çay Günü

Daha bir sürü gün var, hepsini yazmadım. Dünya Emoji Günü bile var!

★★★

Bazı ayrımlar ise eşitlik ilkesiyle fena hâlde çelişiyor. Örneğin, tüm çocuklar için “Dünya Çocuk Günü” varken bir de “Dünya Kız Çocukları Günü” kutlamak...

Pozitif ayrımcılık niyetini anlasak da çocukları en başta kız ve erkek diye ayırmak saçma değil mi?

Aynı durum Dünya Kadınlar Günü için de geçerli. Neden bir Dünya Erkekler Günü yok? Ya da neden sadece “insan” olmayı kutlayamıyoruz?

★★★

Neyse ki Anneler Günü’nün yanına, biraz da ayıp olmasın diye, Babalar Günü’nü eklemişler. Gerçi o da hiçbir zaman Anneler Günü kadar coşkulu kutlanmaz ama neyse.

Annelerimiz bizim için kuşkusuz çok değerli. Ancak “annelik kutsaldır” gibi klişelere girmeyeceğim. Çünkü kutsal falan değildir fakat çok önemlidir.

Çocuk yetiştirmek hem sabır hem de fedakârlık gerektirir ama kutsallık gerektirmez.

Yine de tüm bu “uydurulmuş” günler arasında Anneler Günü kulağa biraz daha anlamlı geliyor.

Çünkü annelerimiz hayatımızın gizli kahramanlarıdır. Onların sevgisi ve fedakârlıkları sayesinde bugün olduğumuz kişileriz ve bu, kutlanmaya değer bir sevgidir.

“Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” sözü boşuna söylenmemiş. Bir annenin evlat sevgisiyle ölçüşebilecek başka bir his bulmak zordur.

Gerçekten de annelerimiz hep bizi düşünüp bizim için endişelenirler. Bizimle gülüp bizimle ağlarlar.

Etrafında kaç kişi olursa olsun, kendi anne-babasını, kardeşlerini, arkadaşlarını ne kadar çok severse sevsin, hiçbiri bir annenin evlat sevgisiyle karşılaştırılamaz.

★★★

Ancak bu güzel günü kutlarken aklıma hep annesini küçük yaşta kaybetmiş çocuklar ve onların minicik kalplerindeki burukluk gelir.

Sadece çocuklar da değil. 50 yaşındaki bir arkadaşım bile geçenlerde Anneler Günü yaklaştıkça strese girdiğini, beş yıl önce kaybettiği annesine duyduğu özlemin katlanılamaz hâle geldiğini anlattı. 

Yetişkinlerin bile zorlandığı bu hüzünle çocuklar nasıl başa çıksın?

Ya evladını yitirmiş anneler? Ya anne olmak isteyip de olamayan kadınlar?

★★★

 Ben bir anne olarak bu günü belirli bir isim altında ve takvime sıkıştırılmış bir zorunlulukla kutlamak istemiyorum.

Eğer yılın geri kalanında unutulmuşsam, o gün hatırlanmanın da bir kıymeti yok. Çiçek, böcek ya da mutfak eşyası da istemiyorum.

Bunların yerine bir annenin isteyebileceği en büyük hediyeleri diliyorum.

Çocuklarımın güvende ve emniyette olduklarını hissetmek istiyorum.

Onları güzel bir geleceğin beklediği umudunu taşımak istiyorum.

Askerlik yapan evlatlarımızın can güvenliğinden emin olmak istiyorum.

İşte bunlar, bir anneye verilebilecek en güzel, en gerçek hediyelerdir. Kendini anne hisseden bütün kadınların Anneler Günü kutlu olsun.