FİGEN ÖZTÜRK/KORKUSUZ- Akciğer kanserinin en önemli ve önlenebilir nedeni tütün kullanımıdır. Türkiye verilerine göre erkeklerde vakaların yüzde 90'ı, kadınlarda ise yüzde 43'ü sigarayla ilişkilidir. Pasif içicilik de akciğer kanseri riskini artırmaktadır.

Sigara dışında radon gazı, asbest, silika, ağır metaller, dizel egzoz, hava kirliliği, mesleki kimyasallar, genetik yatkınlık ve kronik akciğer hastalıkları da risk faktörleri arasında yer almaktadır.

Dünyada her yıl 2,64 milyon kişiye akciğer kanseri tanısı konulurken, 1,86 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye'de ise son bir yılda 31 bin kişiye tanı konuldu, 25 bin kişi yaşamını yitirdi.

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanının önemine dikkat çekerek hastalığa ilişkin önemli uyarılarda bulundu.

KORUNMA YOLLARI

Akciğer kanserinden korunmada en etkili yol sigaraya hiç başlamamaktır. Sigara kullanan kişiler için tütün ürünlerini bırakmak, hastalık riskini belirgin şekilde azaltmaktadır. Pasif içicilikten korunmak, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, mesleki maruziyetlerde koruyucu ekipman kullanmak ve kapalı ortamları havalandırmak da korunmaya katkı sağlamaktadır.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

-Uzun süre geçmeyen veya karakter değiştiren öksürük, ses kısıklığı ve yutma güçlüğü akciğer kanserinin başlıca belirtileri arasında yer alıyor.

-Akciğer kanseri vakalarının büyük bölümü ileri evrede teşhis ediliyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, hastalığın erken dönemde belirti vermeden ilerleyebilmesi.

-Özellikle 50 yaş üstünde olan ve uzun yıllar yoğun sigara kullanmış kişilerde düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) ile tarama, erken tanı ve ölüm riskinin azaltılmasında kritik rol oynuyor.

ERKEN EVREDE CERRAHİYLE TAM İYİLEŞME ŞANSI!

Akciğer kanserinde tedavi, hastalığın evresine, tümörün moleküler yapısına ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanıyor. Erken evrede cerrahi müdahale ile uzun süreli hastalık kontrolü ve tam iyileşme şansı artıyor.

Günümüzde uygulanan kapalı cerrahi yöntemler sayesinde daha küçük kesilerle operasyon gerçekleştirilebiliyor. Bu yöntemler daha az ağrı ve daha kısa hastanede kalış süresi sağlayarak hastaların günlük yaşamlarına daha hızlı dönmelerine olanak tanıyor.