1997 yılıydı... İktidarda REFAHYOL hükümeti vardı...

Tansu Çiller’in yolsuzluk dosyalarını bir kılıç gibi kullanıp DYP’yi esir alan ve Çiller’i başbakan yardımcılığına razı eden Necmettin Erbakan, sonunda başbakanlık koltuğuna oturmayı başarmıştı...

Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet aleyhine yapılan yürek acıtıcı eylemler büyük tepki topluyordu... Diğer taraftan kendi iktidarlarının sarhoşluğunu yaşayan dinci-yobaz çevrelerde büyük bir hareketlilik gözleniyordu; yurdun her tarafında pıtrak gibi “Kuran kursları” açılıyor, minnacık çocuklar bu kurslara gönderiliyordu...

Yurt genelinde herkesin gözü önünde(!) kaçak olarak açılan binlerce kursta yüzbinlerce çocuk softaların elinde sözde din eğitimi görüyordu... Nasıl olduysa baskına uğrayan “merdiven altı” bir Kuran kursunda ele geçen “yemin müsveddesi” bu çocukların nasıl bir “eğitimden” geçirildiğini gayet açık bir şekilde ortaya koyuyordu:

-Ben Muhammed Mustafa ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir ülke haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye’yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma dinim, Allah’ım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim...

O zamanlar 4-6 yaşlarında olan bu çocuklar, bu tür yeminler ve dinle uzaktan yakından alakası olmayan hurafeler ve “kindarlıkla” eğitildiler... Onlar bugün birer Cumhuriyet ve laiklik düşmanı militanı olarak bugünün çocuklarını “eğitmeyi” kindar birer ümmetçi olarak yetiştirmeyi sürdürüyorlar...

-Koyu karanlığın, “darülharp” diye niteledikleri Türkiye’ye tam olarak egemen olması için!..

“İşlenmeye hazır zümrüt taneleri!”

Bugün ulaştığımız nokta, o günlere rahmet okutuyor!

22 yıllık AKP iktidarının özellikle 2009’dan itibaren eğitim  alanında yaptığı düzinelerce değişiklik sayesinde, bir zamanlar bir yüksek düzey AKP’linin “Madem yeteri kadar imam-hatip okulu açamıyoruz, öyleyse tüm okulları imam hatip okullarına dönüştürürüz” sözleri doğrultusunda gereği yerine getirildi... İmam hatip okullarında okuyan çocuk sayısı milyonlara ulaştı. Sayısını bilemediğimiz ölçüde Kuran kursu açıldı. Yetmedi, “Okul Öncesi Eğitim” adı altında 3- 4 yaşındaki çocuklar bile din eğitimine tabi tutuldu. 2009-2010 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın pilot merkezlerde başlattığı “Zorunlu Okul Öncesi Eğitim” projesi, daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 4-6 Yaş Çocuklara yönelik “Kuran Kursları Okul Öncesi Din Eğitimi Projesi” ile ikame edildi. Tabii öncelikle Kuran kurslarına katılımda yaş sınırı ortadan kaldırıldı. 2014’ten itibaren ise Diyanet’in bu “öncelikli” projesi tüm yurda yayıldı...

Diyanet bu kursların tanıtımını hangi sloganla yaptı biliyor musunuz?

-İşlenmeye hazır zümrüt taneleri!

Bir hatırlatma yapayım; 90’ların ikinci yarısında “8 yıllık zorunlu eğitim”, “kaçak kuran kurslarının önlenmesi” ve “çocukların ortaokulu bitirene kadar bu tür kurslardan uzak tutulması” konularında karar alındığında din bezirganları kararlar bağlamıştı!

Açın bakın arşivlere, dinci-yobaz çevrelerden yükselen feryatları göreceksiniz... Etkili ve yetkili bir takım isimler neredeyse ağlamaklı şekilde şu açıklamayı yapıyorlardı:

-Ağaç yaşken eğilir, o yaştan sonra dinini nasıl öğretebiliriz?

Dinimiz dedikleri, “kendi arka bahçeleri” için “kindar”, Cumhuriyete düşman çocuklar yetiştirecek, biat kültürü aşılayacak medrese sistemiydi... 4 yaşındaki, her şeyden habersiz miniklere öğretmek gayet kolay, 13-14 yaşındaki çocuklara zordu tabii!

-İşte bugün yapılan da budur!

Sübyan okulları!

Diyanet’in kurslarında bu “işlenmeye hazır zümrüt taneleri” olarak adlandırdıkları 4-6 yaşlarındaki minicik beyinlere ne tür bilgiler sokuluyordu peki?.. Sıralayalım:

-Melek, şeytan, cin, korku, cezalandırma, sabır, itaat, iman, sorgulamama.

Peki bu bebeklere bu tür bilgileri kimler öğretiyordu dersiniz?. İmam eşleri tabii! Diyanet’in eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden aldıkları “4-6 yaş Grubu Çocuk Gelişimi ve Etkinlikleri” yapabileceklerine dair aldıkları uyduruk bir sertifikayla bu çocukların geleceklerini teslim alıyorlar, üstüne de para kazanıyorlardı!

Peki, kimlerin çocukları gidiyordu bu kurslara? Yoksul insanların çocukları tabii ki! Parası olmayan, kıt kanaat geçinen aileler bu “kreş görünümlü” kurslara ilgi gösteriyordu; çünkü bu kurslarda servis ve yemek bedavaydı!

Kurslar, yaz aylarında da tam tekmil çalışmayı sürdürüyordu. Haftalık program şöyleydi:

-12 saat dini bilgiler, 6 saati de Kuran dersi olmak üzere 18 saat...

Yaz programının içeriği bile Diyanet tarafından hazırlanmış; iman, günah, yasak, sabır, öteki dünya ile ilgiliydi...

Buralarda verilen eğitimin zaman zaman şu tür görüntülerinin medyaya düştüğü de sır değildi:

-Çocuklara yönelik şiddet, dayak ve istismar, çocukları birbirine dövdürerek cezalandırma...

Haa, unutmadan, 3-4 yaşındaki bu minicik çocuklar, kız ve erkek olmak üzere ayrı sınıflarda eğitim görüyorlardı... Tıpkı Osmanlı’daki Sübyan Okulları gibi!.. Cumhuriyet, 1924’te bunları bir daha açılmamak üzere kapatmıştı...

-Bu yazı “Nasıl oldu da bugünlere sürüklendik” diye ağlaşanlara özellikle tavsiye edilir!