Ahmet TAKAN
14 Ekim 2020

Abdullah Öcalan, basın özgürlüğünden faydalanabilir!..


Eveet!.. Erken seçim tartışmaları tekrar Ankara gündeminin göbeğine oturdu. Başkentin klasik Salı’sında erken seçim ile ilgili tahminler ve yorumlar yapılıyordu. Siyasi liderlerin konuşmalarından mesajlar çıkarılmaya çalışılıyordu. Bu mesajlar kimi yerde düz kimi yerde tersten okunuyordu. İktidar cenahında ise erken seçim tartışmalarına dikkat kesilen bir havanın yanı sıra “kabine revizyonu” yine gündeme girmişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun zorlamayla gündeme getirdiği erken seçime  ve topu üzerine atmasına Devlet Bahçeli dün partisinin grup toplantısında oldukça sert yanıt verdi. Bahçeli “Erken seçim tartışması emek ve nefes israfıdır. Anket aldatmalarını milletin iradesi yıkıp geçecektir. Kim aday olursa olsun, parlamenter sisteme dönmenin hesabını hangi siyasi defolular yaparsa yapsın, nafiledir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yaşayacaktır. MHP, sözünün eridir. 2023’te Cumhurbaşkanı adayımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi. Piyasalar Bahçeli’nin bu açıklamalarını oldukça yüksek fiyattan satın aldı!.. Sosyal medya piyasası coştu. Rekorlar kırıldı…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını dinledikten sonra içime bir kaygı düştü!. “Eyvah” dedim… Yoksa, sarayın küçük ortaklarının arasına ayrılık mı çökmüştü?.. İçlerine çelişki mi düşmüştü?.. Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından kısa bir süre önce Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek bir televizyon programında “HDP tersine Türkiyelileşme yaşıyor” diyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kobani olaylarına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında tutuklanan ve yerine kayyım atanan Kars eski Belediye Başkanı HDP’li Ayhan Bilgen’in sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaları övmüş sonra da şu bombayı patlatmıştı;

“Türk devleti Abdullah Öcalan’ı çok kısa bir zamanda çıkartacak. Abdullah Öcalan’a ‘Silahları bırakın, biz yanlış yaptık’ dedirtecek. Televizyonlara falan çıkartacak. Türk devleti çıkartacak, göreceksiniz. Şu an devletin, MİT’in elinde oyuncak durumunda. Onu kullanıyorlar.”

★★★

Alakayı kurmadınız mı?.. Yardımcı olmak vazifemizdir efendim;

Hafızanızı yoklayın… Sonrasında çok acı bedeller ödediğimiz “çözüm süreci”nin en önemli manivelalarından biri; bebek katili Abdullah Öcalan’ın mektuplarının meydanlarda okunması ve “akil”lerin derin analizleriydi. Sadece meydanlarda kalmazdı bu cerahat akan mektuplar. Günlerce yalama ve yalaka uzmanların ağzında televizyon programlarında sakız olarak çiğnenirdi. Dolmabahçe mutabakatına kadar her şey yolunda gidiyordu. Selahattin Demirtaş, nereden aklına estiyse (!) Erdoğan’a “Seni başkan seçtirmeyeceğiz” deyiverince masaya saraydan esaslı bir tekme atıldı. O uğursuz dönemin en büyük iddialarından biri de yine, “Terörist başının televizyonlara çıkartılıp ateşkes çağrısı yaptırılması ve hatta kanlı katilin İmralı’dan çıkarılıp villa hapsinde (Diyarbakır’da) hayatına devam ettirilmesi”ydi.  İçinde yaşadığımız ucube rejim o yollardan hayata geçirilemeyince  yepyeni bir moda girildi. Tekrara gerek yok zaten siz onu çook iyi biliyorsunuz!..

Tekrar, Doğu Perinçek’in açıklamalarında dönecek olursak aha tam burada bir hatırlatma daha yapmak isterim;

Terörist başı Abdullah Öcalan’ın kardeşi terörist Osman Öcalan’ın mahalli seçimde TRT ekranına çıkarılması… İşte bu yüzden Perinçek’in açıklaması bana erken seçim habercisi gibi geldi. Zaten, Cumhuriyet Savcılığı da Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılmasında herhangi bir suç unsuru da bulamamış ve basın özgürlüğü çerçevesinde konuya yaklaşmıştı!..

★★★

Hâlâ alakayı kuramadınız mı? O zaman biraz daha yardımcı olayım efendim;

Haklısınız!.. Memleketin hazinesi tam takırken, ekonomi büyük bir felaket içindeyken, parayı bulmadan kim cesaret edecek de erken seçime gidilecek?.. Ancak bir o kadar daha büyük bir felaket de kapımızda bekliyor. “Eyt”, “üyt”lerle zaman doldurduğumuz için üstüne kalın bir yorgan çekiliyor. Saray iktidarı ve küçük ortakları, Suriye’nin kuzeyinde sözde bir PKK devletinin kurulmasına zımnen onay veriyorlar. Suriye, Libya Doğu Akdeniz ve Karabağ’da beklenen olmadı yine eski dosyaya dönülüyor… Suriye’nin kuzeyinde sözde devletçik gerçekleşirken yeni bir açılım gelebilir. Sarayın dış dostları oralarda işleri yoluna koydular ama bu sözde devletçiğin ilan edilmesinden önce Türkiye’de erken seçim olmalı. Yoksa 2023’de yapılacak seçim saray iktidarının devamlılığı için çok büyük tehlike arz edebilir.  Birde; bebek katili Öcalan çağrı yaparsa PKK silahlı eyleme son verdiğini söyleyecek. Dolayısıyla PYD /YPG de zaten ‘PKK ile aramızda bağ yoktur’ diyordu otomatikman aklanacak.. Suriye anayasası görüşmelerine falan katılacak. Seçim tarihine uygun bir anda Öcalan’ı konuştururlar. Zaten suç da değil. Basın özgürlüğü!.. Bir de bakarsanız kanlı katil İmralı’dan da çıkmış… Nasıl mı olur?.. Yaşlılık, ağır hastalık falan filan… Ya, kardeşim özgürlük var be bu ülkede!..

★★★

Siyaset kulislerinin konuştuğu “erken seçim”in yanı sıra Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığında neden Abdullah Gül’den vaz geçemediği de enine boyuna tartışılıyor. Çook hoşgörülü önemli bir CHP’li siyasetçiden dinledim!.. Diyor ki; “Kemal beyi bu konuda eleştirmemek lazım. Çünkü; Tayyip Erdoğan’ın iktidardan patırtısız  kütürtüsüz gitmesi ve sonrası için onun isteyeceği garantilerin verilebilmesi için en uygun formül bu. Bu tavizleri de Abdullah Gül’den başkası veremez. En uygun isim o. Erdoğan iktidardan bir gitsin gerisine sonra bakılır.”

Siyaset kulislerinde, son günlerde öyle şeylere şahit oluyorum ki sayfalarca yazsam inanamazsınız. Yeminle söylüyorum Türkiye çok tuhaf bir ülke oldu!..

★★★

-Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Abdullah Öcalan, basın özgürlüğünden faydalanabilir!..
Ahmet TAKAN