Hırs, öfke, hile ve yalan dünyasında yaşıyor gibiyiz.
Yeryüzünün hali malûm… Güçlüler zayıfları ezmeye devam ediyor. Trump, Putin, Netanyahu gibi savaş çılgınları dünyayı cehenneme çeviriyor.
Çok şükür ki, şu anda ülke olarak savaşın dışındayız… Fakat bizde de başka bir savaş var: Ekonomik savaş!
Eve ekmek lâzım… Aş lâzım… İş lâzım…
Eşin var, çoluk çocuğun var, hepsi senin eline bakıyor… Ve sen onları geçindirmek zorundasın… İşin yoksa iş peşinde koşacaksın!
Devlette iş bulmak için mülâkata girmen gerekiyor. Bu dönemde mülâkat, “Ortaçağ işkencesi” gibi… Yazılı sınavda 100 üzerinden 99 gibi muhteşem bir not alsan bile, mülâkatta sana zayıf not verip çaktırıyorlar. Çünkü onların kafasında “Liyakat yok, sadakat var!” Yandaş kişi yazılıda zayıf not alsa bile, mülâkatta onu geçirip göreve alıyorlar.
“Ülkede işler neden iyi gitmiyor?” diye fazla düşünmeye gerek yok! Devlette liyakatsiz kişiler çok da ondan…
Birçok insanımız, hayalleri yıkılmış, umutları tükenmiş, devlete, siyasete, adalete olan inançları sarsılmış durumda!
Seçmen, oy verdiği milletvekillerinin 90 bin liralık çanta taşıdığını, 7 milyon liralık kol saati taktığını görünce
“Vah vah! Biz kimleri seçmişiz?” diyor! İşte hal-i pür melâlimiz, yani hüzünlü, perişan, üzücü halimiz!