ANKA- ABD’de 3 Kasım 2026’da yapılacak ara seçimler öncesinde Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Kongre’deki olası güç değişiminin Türkiye’nin savunma sanayii dosyalarına yansımalarını değerlendirdi. F-35 programına dönüş talebi ve KAAN için ABD yapımı motorların tedariki öne çıkan başlıklar oldu.
Enstitünün Dış Politika Programı Direktörü Berçin Yiğitaslan, Ankara’nın yalnızca Beyaz Saray’la ilişki kurmasının yeterli olmayacağını belirterek, “Dolayısıyla Ankara’nın sadece Beyaz Saray’la değil, Kongre ile de muhatap olmaya ihtiyacı var. Demokratların çoğunluk olacağı bir meclis ise bu muhataplığı çok daha zahmetli hale getiriyor” dedi.
Ankara merkezli kuruluşun YouTube programına Yiğitaslan ile Siyaset Programı Direktörü Ercan Yüksel katıldı. Programda, M. Ercan Yüksel ve Mustafa Gül imzasıyla 23 Ekim’de yayımlanan “TÇE Seçim Rehberi II: 2026 ABD Ara Seçimleri” başlıklı rapor ele alındı.

F-35 VE KAAN İÇİN KONGRE’NİN TUTUMU ÖNEMLİ
Enstitünün değerlendirmesinde, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde veya Senato’da güç kazanması halinde Trump yönetiminin Türkiye politikaları üzerindeki Kongre denetiminin artabileceğine dikkat çekildi.
Yiğitaslan, Türkiye’ye F-35 devrini yasaklayan maddenin 2019’da Trump’ın imzasıyla yasalaştığını hatırlattı. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemi nedeniyle F-35 uçaklarının devrine ilişkin Amerikan mevzuatındaki kısıtlamalar sürüyor. Bu nedenle Türkiye’nin programa yeniden katılımında Kongre’nin tutumu belirleyici önem taşıyor.
KAAN’ın motor tedariki de raporda benzer bir başlık olarak ele alındı. ABD yapımı motorların satışına ilişkin Haziran 2026’da Kongre’ye bildirim aşamasına geçildiği, ancak motorların henüz teslim edilmediği belirtildi. Bu durumun, Washington’ın Ankara’ya verdiği siyasi mesajların somut savunma sanayii kararlarına dönüşmesini zorlaştırabileceği değerlendirildi.

Yiğitaslan, Türkiye’nin kişiler üzerinden yürüyen dış politika yerine Amerikan siyasetinin iki partisiyle de çalışabilecek kurumsal bir yapı kurması gerektiğini söyledi. Liderler arasındaki kişisel yakınlığın bazı kapıları aralayabileceğini belirten Yiğitaslan, bu kapılardan geçişin şartlarını Kongre’nin belirlediğini vurguladı.
TRUMP’I ONAYLAMAYANLARIN ORANI YÜZDE 65
Seçim yarışını değerlendiren Ercan Yüksel, dört ana belirleyiciye işaret etti: Trump’ın halk desteği, seçmen gündemi ve partilere güven, adayların kişisel imajları ve Trump’ın seçim stratejisi.
Yüksel’in aktardığı verilere göre Trump’ı onaylamayanların oranı Mart 2025’te yüzde 51 iken Ekim 2026’da yüzde 65’e çıktı. Yüksel ayrıca, 1998’den beri yapılan NBC News araştırmasında başkana muhalefet mesajı vermek için sandığa gideceğini söyleyenlerin oranının yüzde 43 ile bu dönemde en yüksek düzeye ulaştığını belirtti.
Enstitünün raporunda, başkanların görev onayındaki düşüşün ara seçimlerde iktidar partisinin sandalye kaybetme ihtimalini artırdığına dikkat çekildi. Bununla birlikte Trump’ın Cumhuriyetçi seçmeni sandığa taşıma kapasitesinin önemini koruduğu değerlendirildi.

DEMOKRATLAR İÇİN AVANTAJ DEĞERLENDİRMESİ
Enstitü direktörleri, Trump’ın kampanyasının kendi tabanını sandığa taşımaya odaklandığını, kayıptan kaçınma duygusuna ve parti sadakatine seslendiğini ifade etti.
Temsilciler Meclisi yarışında Demokratların avantajlı konumda olduğunu değerlendiren direktörler, Senato’da başa baş geçen yarışlarda da anketlerin Demokratları önde gösterdiğini söyledi. Kritik sandalyelerin Demokratlar lehine el değiştirme ihtimali bulunduğunu belirtti.
Programda Kongre ile Beyaz Saray arasındaki gerilimin ABD sistemindeki yeri de ele alındı. Yiğitaslan, bu gerilimin sistemin karakteristik bir özelliği olduğunu ve ABD’nin kuruluşunda Kongre’nin başkan üzerinde denetim kuracağı bir yapı oluşturulmaya çalışıldığını anlattı.