İktidarın ortaklarından AKP’nin ve MHP’nin kulislerinde şimdi de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a operasyon yapılacağı konuşuluyor...

Ekrem İmamoğlu’ndan sonra onun da önünü keserek CHP’yi adaysız bırakacaklarını sanıyorlar.

Bu yüzden Yavaş hakkında bir yıldır hazırlanan dosyaların art arda davaya dönüştürülmesi an meselesi.

Sanıyorlar ki şu andaki oy potansiyeli Asal Araştırma’ya göre yüzde 62.9Gündemar’a göre yüzde 58.6 olan Mansur Yavaş’ı bu yolla tıpkı İmamoğlu gibi devre dışı bırakacaklar!

CHP’yi seçimlere Özgür Özel’in cumhurbaşkanı adaylığıyla girmeye zorlayacaklar...

★★★

Bence nafile kürek çekiyorlar!

CHP bu saatten sonra değil Özgür Özel’i, siyaseten yıpranmamış olmak şartıyla sıradan bir üyesini bile aday yapsa, seçimi yine kazanır!

Çünkü bu seçimlerde oylar “birini cumhurbaşkanı yapmak için” değil, “iktidar partisinin adayını cumhurbaşkanı yapmamak” için kullanılacak...

Yani eğer CHP, Ekmeleddin olayındaki gibi yine saçmalamazsa ve torbadan tavşan çıkarmaya kalkışmazsa...

Bu seçimleri kazanmaması için, “seçimlerin yapılmaması” gerekir.

★★★

Nasıl mı bu kadar iddialı konuşuyorum?

Halkın ekonomisi düzelmedikçe...

Emekliler, çiftçiler, işçiler açlığa mahkum edildikçe...

Özgürlükler kısıtlandıkça...

Yargıya müdahale arttıkça....

Sokaktaki şiddet patladıkça...

AKP’nin küçüldüğünü görüyorum!

Hele hele AKP sosyetesinin şatafatlı hayatı, kibirli suratları, halkı küçümseyen sözleri ortaya döküldükçe; “Elim kırılsaydı da bu partiye oy vermeseydim” diyenlerin sayısı artıyor.

Sadece şu Tekirdağ milletvekilinin “450 bin lirayla geçinemiyorum” diye milletle dalga geçmesinin AKP’ye maliyetinin en az yüzde 1 oy kaybı olacağından adım gibi eminim.

★★★

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir iktidar, halktan bu kadar kopmadı.

Halkı bu kadar yoksullaştırmadı, ezmedi, çaresiz bırakmadı.

Özal’ın ANAP’ı bile bu kadar şımarmadı...

Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı bu kadar üsten bakmadı.

Çiller’in DYP’si böylesine yabancılaşmadı.

O yüzden adım gibi eminim ki bu sefer son!

Ne soruşturma, ne dava, ne hapis...

AKP ve küçük ortağı için harç bitti, yapı paydos...

Devir, oturma organını kurtarma devri.

★★★

Oruç tutar gibi tek tek sayın önümüzdeki günleri...

Vatan deyip vatana ihanet edenlerden...

Millet deyip arkadan vuranlardan...

Din deyip milyonları ateist yapanlardan...

Refah deyip donumuzu çalanlardan kurtulmaya sayılı gün kaldı.

Ramazan geçecek, bayram gelecek...

O bayramı görmeden ölen... AKP’li olsun!

GÜNÜN SORUSU

Üç yıldır her 1 Ocak sabahı Galata Köprüsü’nü ve Eminönü’nü, Karaköy’ü, Sirkeci’yi, Sultanahmet’i trafiğe kapatarak Bilal Erdoğan’ın miting yapmasına izin veren İstanbul Valiliği, köprülerin satılmasını protesto etmek için Arnavutköy’den Ortaköy’e kadar yürümek isteyen CHP’lilere “Yassssaaahhh hemşeriim” dedi ve boş yere ortamı gerdi. Sorum Vali Bey’e:

Aynı talep AKP’den ve Bilal Bey’den gelseydi; yine de “Hayır” diyebilir miydiniz?

Vah Davutoğlu, vah!

Siyasetçilerin, aldıkları maaşın azlığından yakınması moda oldu... Şimdi de Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu bu kervana katıldı. “Eski Başbakan maaşı” alan Davutoğlu, yabancı konuklarını ağırlarken maddi açıdan zorlandığını söyledi.

İçim parçalandı!

Vah, vah, vah!

Ne yapsam acaba; emekli maaşımın yarısını kendisine mi göndersem?

★★★

Beyefendinin derdine bakın:

Yabancı misafir ağırlayamıyormuş.

Milyonlarca emekli pazardan hıyar alamıyor, hıyar!

Elektrik faturasını ödeyemiyor.

Ama bu beyler alışmışlar ya hep “Ben” demeye; aynen devam ediyorlar!

Bu ülkede siyasetçi olmak, “meslek” haline getirildi...

Görevleri bitiyor; sırtımızda yük olmaya devam ediyorlar! Çünkü çekmece dolusu maaş alıyorlar..

Yetkileri bitiyor; protokol devam ediyor...

Sorumlulukları bitiyor, itibar ve ayrıcalık talebi devam ediyor.

Sıradan vatandaşsanız; bu süreç tam tersine işliyor:

İşiniz bitiyor; hayat bitiyor.

Maaşınız bitiyor; saygınlığınız bitiyor!

Emekliliğiniz başlıyor; geçiminiz bitiyor!

★★★

Eski Başbakan’ın sorunu yabancı konuğa mahcup olmak!

Sıradan emeklinin sorunu, torununa simit alamamak!

Hangisi daha ağır!

Davutoğlu’na hatırlatmakta yarar var:

Devlet adamı olmak, devlet görevinden sonra da devlet gibi yaşamak değildir.

Devlet adamı olmak, koltuktan indikten sonra millet gibi yaşayabilmektir.

Bunu yapamayanlar devleti yönetmiş olabilir; ama...

Ülkeyi hiç anlamamış demektir!