Rümeysa Eda Dağlar 24 yaşında, üniversite mezunu pırıl pırıl bir genç...
Sağlıkçı ama iş bulamıyor. Bu yüzden üç harfli marketlerin birinde çalışıyor.
Adli bir olayın tanığı olarak yandaş atv’de yayınlanan “Müge Anlı ile Tatlı Sert” programına katılmış...
Canlı yayında Müge Anlı
sormuş:
“Neden kendi mesleğini yapmıyorsun?”
Genç kadın isyan etmiş:
“Ya torpilim mi var, Allah aşkına? Arkadaşım tarih öğretmeni, yine aynı markette çalışıyoruz. Biz doğru düzgün iş bulamayan zavallı gençleriz Müge Abla. Öyle yani, durum içler acısı biliyorsunuz. 2021 mezunuyum, kaç tane hastane gezdim kapı kapı, kimse almadı.”
★★★
Sen misin işsizlikten, torpilden yakınan?
Sen misin “Durum içler acısı” diyen...
Bu sözler sanki hiç söylenmemiş gibi atv’nin internetteki tüm kayıtlarından silinmiş!
Sonra ne olmuş?
atv’nin “altın makas”ı sayesinde ülkedeki işsizlik sorunu bir çırpıda çözülmüş mü?
Ortalık gül bahçesine dönmüş mü?
Herkes mutluluktan şarkılar söylemeye başlamış mı?
Elbette, hayır!
★★★
Eskiden TRT’de “sansür kurulu” vardı.
Bu kurulun üyeleri, yayınlanacak filmleri, dizileri, belgeselleri, önceden çekilen tartışma programlarını tek tek izler, şarkıları dinlerdi. İktidarı eleştiren cümleleri ve sahneleri ayıklardı.
Bu kesme işine de “altın
makas” denirdi!
Yüzlerce şarkı bu kurulun denetimine takıldı. Bunlardan biri de Bulutsuzluk Özlemi’nin “Güneye giderken” şarkısıydı... Kurul üyeleri, “Solda güneş yükseliyordu” cümlesinde solculuk iması sezmiş ve şarkıyı yasaklamıştı.
★★★
Şimdi sadece TRT’de değil, bütün yandaş kanallarda “altın makas” var...
Peki; altın makas, eleştirilen o “bozuk düzen”i yok edebildi mi?
İşsizliği, yoksulluğu, açlığı, zavallılığı önleyebildi mi?
İktidarların çökmesini durdurabildi mi?
Hayır.
Ama yıl olmuş 2026; hala birileri gerçekleri halka göstermemenin marifet olduğunu sanıyor...
★★★
Ulan Sayın Beyler...
Ülkedeki gerçekleri “Saray”da yaşayan tuzu kurulardan saklayarak... Onların, halkın isyanını duymasını engelleyerek belki “popo”nuzu kurtarır, hatta ödül olarak kamu reklamlarına ve paraya boğulursunuz...
Ama...
Adınız sansürcüye çıkar!
Bu da bütün dünyada, bir yayıncı için en büyük ayıptır...
Yeniden doğarmış!
MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden Bahçeli’nin kararıyla istifa eden eski Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, sosyal medya hesabından çok dikkat çeken bir paylaşımda bulunmuş...
Bu paylaşımda, “Kanatları yanık bir Ankayım, küllerimden gül toplarım. Gölgeye düşsem bile, ben ateşlerden doğarım” şarkısı yer almış... Fazla gaza geldiğini fark etmiş olmalı ki; bu paylaşımını daha sonra silmiş!
★★★
Diyelim ki İzzet Bey, küllerinden yeniden doğdu...
Bugüne kadar Devlet Bahçeli’nin emrindeyken yaptıklarının dışında ne yapacak?
Dün “kurucu önder” dediği Apo’ya tekrar “eli kanlı katil” diyecek mi?
Eski MHP’nin söylediği gibi AKP’yi Haliç’e döküp deterjanla yıkayacak mı?
Ekonomiden, artan yoksulluktan, emeklilerin durumundan yakınacak mı?
★★★
Soruların yanıtı belli: Hayır!
Çünkü İzzet Ulvi Yönter, partiden “siyasi görüşleri farklılaştığı” için istifa etmedi.
Parti içi koltuk kavgası nedeniyle “kapı dışarı” edildi.
O yüzden bıraksın küllerden gül toplama, ateşlerden yeniden doğma hikayelerini...
Arkasına takılacak 100 kişi bile bulamaz!
Onun siyasette bu kadar yükselmesinin tek nedeni
“Devlet Bahçeli’nin teveccühü”ydü; o teveccüh bitince kendisi de bitti...
Şimdi otursun, “Ben MHP yöneticisiyken nasıl oldu da PKK’nın savunucusuna döndüm” sorusunun yanıtını kendi vicdanına versin..
Övdü mü, gömdü mü?
CHP’nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, safra kesesi ameliyatı geçiren İbrahim Tatlıses’i hastanede ziyaret etmiş... Yanında CHP’nin İstanbul kayyumu Gürsel Tekin de varmış...
Tatlıses, Kılıçdaroğlu’na Gürsel Tekin’i göstererek, “Usta bu usta, yanından ayırma bunu” demiş...
İbrahim Tatlıses, AKP’den tam beş kez milletvekili aday adayı oldu.
Ancak aday gösterilmedi.
Yani; saçının teline kadar AKP’li...
Şimdi... Gürsel Tekin’e soruyorum:
Böyle bir “kronik AKP”li tarafından takdir edilmek seni yüceltti mi incitti mi?
GÜNÜN SORUSU
Yılbaşında 143 bin 633 personeli olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na 3 bin 209 “öğretici” daha alınacak ve sayı 146 bin 842’ye ulaşacakmış... Kurumun personel sayısı, AKP’nin iktidar olduğu 2002’de 74 bin kişiymiş... Yani 24 yılda yüzde 99 artmış... Sorum ortaya:
Ne diyorsunuz?