Korkusuz

‘Yalan terörü’

‘Yalan terörü’
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu sıralar en çok ‘Yalan terörü’ kavramını kullanıyor ve meclise sunma hazırlığı içinde oldukları yeni sansür yasasının psikolojik zeminini oluşturuyor.

İLK TOPLANTI

Siz bu satırları okurken, İçişleri, Adalet ve Ulaştırma Bakanlıkları’nın üst düzey yetkilileri, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yılmaz Tunç ve TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Hüseyin Yayman bir araya gelecek.

Bu kalabalık ekibini yapacağı toplantıda “Sosyal Medya Yasası” olarak bilinen yeni sansür yasasının alt yapısını oluşturacak ilk adımlar atılacak.  Sansür Kurulu’nun hazırlayacağı taslak ise 1 Ekim’de meclise sunulacak. Kulislere sızan bilgilere göre, taslakta 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası da yer alacak.

NEFES ALDIRMAYACAKLAR!

Yeni düzenleme, “dezenformasyon ve mizenformasyonu engelleme” adı altında yapılacak ve topluma da böyle sunulacak. Ancak bu yasanın tam da seçim öncesi çıkarılmak istenmesi, iktidarın sansür mekanizmasını daha sıkı işleteceğini gösteriyor.

Çarşamba günü düzenlenecek olan toplantıda, sosyal medya platformlarının Türkiye’de temsilcilik açması konusunun yanı sıra ‘yalan haber’in kriterlerinin ne olacağı ele alınacak.

YASALAR ZATEN VAR

Sanırım yasaya en çok itiraz edilecek yan tam da burası… Evet; ‘yalan’ haberin kriteri ne olacak? Ve bu kriter neye göre belirlenecek?

Örneğin bir kişi, “Ekonomi çok kötü ve geçinemiyorum” dediğinde ne olacak? O kişi hakkında “Yalan söylüyor” diye dava açılabilecek mi? İktidar TÜİK’e hazırlattığı ‘resmi’ verileri mahkemeye sunup “Bu kişi yalan söylüyor. Türkiye’de kişi başı milli gelir 10 bin doların üstünde… Bu yüzden dezenformasyon yapıyor” derse ne olacak?

ÖRNEĞİ VAR…

“Böyle saçmalık mı olur?” demeyin! Merdan Yanardağ, Sedef Kabaş, Mustafa Sönmez ve daha birçok gazeteci, ekonomiye dair yaptıkları yorumlar yüzünden saçma sapan gerekçelerle yargılanıyor. İktidar yeni yasayla, yargılanmanın sınırlarını genişletirken, ‘’suçun maddi unsuru” kavramını ise muğlak hale getiriyor.

Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun “hakaret, iftira, itibarını zedeleme, aşağılama” gibi maddeleri zaten internet mecrasını da kapsıyor. İktidar, sanki internet mecrası yargı denetiminin dışındaymış gibi bir hava estiriyor. Oysa ki; başta muhalifler olmak üzere yazıp çizdiklerinden dolayı binlerce kişi hala yargılanıyor.



KAPATMA DA VAR

Ancak belli ki; iktidara bu da yetmiyor! İktidar istiyor ki; muhalifler bu mecrayı da kullanamasın! Bu yüzden, yeni bir yasaya ihtiyaç duyuyor ve bu sansür mekanizmasına sosyal medya şirketlerini de dahil etmek istiyorlar. Kafalarındaki taslakta, “Ceza alan kişinin sosyal medya hesaplarının bir süre kapatılması” da var. Ancak bunu yapabilmeleri için Twitter, Facebook, İnstagram ve TikTok gibi sosyal medya şirketlerinin iş birliği yapmayı kabul etmesi şart.

‘İŞ BİRLİĞİ YAPIN’

İktidar, adı geçen şirketleri “mali ve hukuki muhatap” haline getirerek, bu mecraların sahiplerini ekonomik açıdan kayba uğratma tehdidi ile karşı karşıya bırakacak. Sosyal medyanın dev şirketleri ya Türkiye’yi terk edecek ya da sansür isteklerine boyun eğecek.

ABD’nin çürüttüğü ülke


ABD emperyalizmi her zamanki gibi arkasında yine kan, gözyaşı, acı ve binlerce dramın yaşandığı bir ülke bıraktı.

ABD’nin son kurbanı Afganistan’dan söz ediyorum….

Afganistan’a 2001’de adeta ‘çöken’ ABD, ‘terörü yok edeceğim’ bahanesiyle geldiği bu ülkede 1986’dan beri sistemli olarak uyuşturucu üretimi ve kullanımını teşvik etti.



KORKUNÇ ARTIŞ

ABD Dışişleri Bakanlığı 1986’da yayımladığı bir raporda, Afgan halkı için afyon ticaretinin “ideal’’ olduğunu söylüyor ve bunun altyapısını oluşturuyordu. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi raporları ABD’nin işgalinden bu yana Afganistan’daki afyon üretiminin hız kesmeden arttığını ortaya koyuyor. Afganistan’da şu an 330 bin hektarlık alanda afyon türü uyuşturucu üretiliyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde tüketilen bu ve benzeri uyuşturucuların yüzde 80’i ise Afganistan topraklarından dağıtılıyor.



1986’dan beri Afgan köylülerine afyon ve benzeri uyuşturucu maddeler ürettiren ve bu yolla finans sağlayan ABD, geride her yanıyla çürümüş bir ülke bırakarak gitti.

ÇÜRÜMENİN FOTOĞRAFI

Biz hep eli kanlı Taliban’ın vahşetini anlatıyoruz ama sanırım uyuşturulan bir halkın dramını da sık sık hatırlatmak gerekiyor. ABD’nin girdiği her yeri çürüttüğü ve böyle teslim aldığını aklımızdan bir an bile çıkarmamak gerekiyor. Elimizdeki veriler, ABD’nin yarattığı çürümeyi fazla söze gerek bırakmadan gösteriyor.


Güle güle büyük usta...


Sanat dünyamızın yıldızları bir bir kayıp gidiyor… Ellerimizden kayıp giden ancak hiç sönmeyecek olan son yıldızımız ise Ferhan Şensoy… O’nu ömrünü adadığı tiyatro ve sinemadaki ustalığının yanı sıra; AKP iktidarının yaptığı hukuksuzluklar karşısında baş eğmeyen tavrıyla da hatırlayacağız.