Muhteşem bir geceydi! Rakip Kosova olunca biraz içimiz buruktu. Yine de 24 yıllık hasreti bitirmeliydik. Hak ettiğimiz yere Dünya Kupası’na gitmeyi çok istedik ve başardık. Montella yine forvetsiz oynarak bizi kızdırsa da rakip defasın arasında kaybolan Kerem’in golüyle mutluluktan çıldırdık. Barış oynasa daha mı iyi olurdu? Forvetli bir sistem daha net skora ulaştırır mıydı? 

✶✶✶

Bu sorular, tespitler ve analizler artar ancak Kosova karşısında önemli olan güzel futboldan çok Dünya Kupası’na gidecek skoru elde etmekti. Sonunda kazandık, istediğimizi aldık ya; eleştiriyi falan gözümüz görmez oldu. Ülke futbolu olarak yeni bir meydan okumaya gerçekten çok fazla ihtiyacımız vardı. 

✶✶✶

FutbolDA unutulan, “ÇILGIN TÜRKLER’İ” Dünyaya tekrar hatırlatacağız. Kosova’da tek yürek olmuş, zafere hep birlikte inanmış bir oyuncu grubumuz vardı. Uzun yıllardır siyasette, spor da ortaya çıkarılan fitnelerle parçalanan, bölünen milletimize birlik olunca neleri başarabileceğimizi gösteren bir mücadele ortaya koyduk. Gerçekten gurur duyduk. Gerçekten Türk’ün gücünü cümle aleme gösterdik. Helal olsun Atatürk’ün evlatlarına! Sen de üzülme Kosovalı kardeşim; Sizin için de Türk’ün gücünü Dünya’ya göstereceğiz! Zafer gecesini içimize işleyen muhteşem sözlerle bitireceğim:

✶✶✶

“Sırmalar sarsam koluna, inciler dizsem yoluna, fırtınalar dursun yana, yol ver Türk’ün bayrağına, kafkaslar’dan aşacağız, Türklüğe şan katacağız,

Türk’ün şanlı bayrağını, Dünya’nın zirvesine asacağız!”