Eylül ayıyla birlikte yeni adlî yıl da başladı.
Hafta içinde yapılan açılış töreninde Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’i dinlerken, başka bir ülkede yaşıyoruz zannettik...
Başkan, evrensel hukukun uygulandığı, adaletin her şeyin üstünde tutulduğu bir ülke tablosu çizdi. Oysa anketler halkın artık adalete pek güvenmediğini gösteriyor.
Keşke her şey, Yargıtay Başkanı Kerkez’in dediği gibi olsaydı...
Başkan “Yargı makamı için liyakat, ahlâk, öngörü, cesaret, sabır, sağduyu ve bunların yanında tevazu gerekir. Adaletin vakarının kaynağı da budur. Gösteriş yerine ölçü, öfke yerine sükûnet, önyargı yerine sağduyu ve korku yerine vicdan...” dedi.
Bunlar doğru ve güzel sözler ama sadece teoride var, pratikte var mı? Sorun uygulamada!
Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, ülkemizdeki tutuklama ve ifade özgürlüğüne ilişkin eleştirilerini sıralayıp “İfade hürriyetinin ‘İzin verilen ve izin verilmeyen düşünce’ baskısı olduğuna dikkati çekerek tutuklamaların cezalandırmaya dönüştürüldüğünü ve tahliye kararlarına bile tahammülün kalmadığı bir sistemin oluşturulduğunu” kaydetti.
Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan’ın çizdiği tablo çok daha gerçekçiydi.