Can Ataklı
28 Aralık 2020

Teknoloji geliştikçe piyangoda hile yapmak çok kolaylaşıyor!


ANALİZ

Teknoloji geliştikçe piyangoda hile yapmak çok kolaylaşıyor!

Çok uzun yıllardır yılbaşı gecelerinin en heyecanlı anları Milli Piyango çekişlerinin yapıldığı andır.

Yine çok uzun yıllardır bu çekilişler televizyonlardan canlı olarak yayınlanıyor.

Hele sadece TRT’nin tek televizyon, yayının da siyah beyaz olduğu dönemlerde neredeyse tüm ülke kilitlenirdi çekiliş anına.

O sırada içkiler bir kenara konur, eğlenceye kısa bir ara verilir, herkes elde bilet, kürelerden düşen toplara dikkat kesilirdi.

90’lı yılların sonuna kadar televizyonların yılbaşı geceleri de çok farklıydı.

Her telden eğlence vardı, dansöz de olurdu örneğin.

Sonra Türkiye giderek “muhafazakarlaştı”, bırakın dansözü artık ekranda içki kadehi göstermek bile yasak.

Döndük Arap ülkelerine.

Rivayettir, Amerikan filmleri Arap ülkelerinde oynarken, kovboy bara girer ve “Bana bir viski” der ama “Bana bir bardak süt ver” diye seslendirilirmiş.

Bizde de böyle olması çok uzun sürmez bu gidişle.

Bu “muhafazakarlaşma” her konuda ahlaki değerleri yok ettiği gibi, milletin en büyük eğlencesi ve umudu Milli Piyango’ya ve yan ürünlerine de sirayet etti.

CEMAAT YILLARI

AKP iktidarının cemaatle kirli ilişkiler içinde olduğu yıllarda başladı bu.

Milli Piyango’nun 14 yıl üst üste hep çeyrek bilete çıkması, Sayısal Loto’nun sürekli devredip on milyonlarca liraya dayandıktan sonra nedense hep aynı bayide oynanan kuponlara vurması, kamuoyunda “Hile mi yapılıyor?” algısına yol açtı.

İktidarın daha sonraki yıllarda cemaatle para pazarlığına düşüp ayrılmasından sonra, bu hilelerin yapılmış olduğu açıkça söylenmeye başlandı.

Öyle ki, kimi cemaat itirafçıları “İkramiyeler hocaefendinin gösterdiği kişilere çıkıyordu, onlar da gerekli dağıtımı yapıyordu” bile dediler.

ŞİMDİ ÖZELLEŞTİ DE…

Milli Piyango şimdi özelleştirildi.

Ama hile dedikoduları bir türlü bitmiyor, hatta daha da arttı.

Milli Piyango’nun sahibi şirket ise geçmiş yılların en önemli gazetecilerinden birini kullanarak, çekilişlerde asla hile yapılamayacağını söylüyorlar.

Güvendikleri şey ise teknolojinin gelişmesi…

Her şey çok teknolojikmiş hile yapılamazmış, örneğin çekilişlerde kullanılan toplar, teknoloji sayesinde çok iyi korunuyormuş, ağırlıkları sürekli kontrol ediliyormuş, makinelerin de hile yapması mümkün değilmiş.

Oysa asıl korkutucu olan teknoloji.

TEKNOLOJİ KORUYOR MU?

Bir mühendis ve yazılımcı okurum göndermiş diyor ki, “Artık topların ağırlığının fazla bir önemi kalmadı. Zira topların sıcaklıkları daha önemli hale geldi. Önceden seçilen 6 top, çekilişten önce uzaktan kumanda ile (örneğin lazer ile kimse fark etmeden uzaktan ısıtılarak sıcaklığı artırılabilir. Hiçbir göz bunu fark etmez.) Toplar küre içine düştükten sonra ısıya duyarlı sensör bu topları kolaylıkla seçebilir ve böylece istenen rakamların kazanması sağlanabilir. Veya tersi: Oynanmamış sayı grubuna çıkması sağlanır ve o hafta kazanan yok diye ilan edilir.”

Ayrıca topların üstündeki boyaya duyarlı sensörler yardımıyla gene istenen veya istenmeyen rakamlara çıkması sağlanabiliyor teknoloji sayesinde.

Yine aynı okurumun yazdığına göre, boyaların saçtığı ışıkların birer dalga boyu vardır. Aynı renk gibi görünen toplar ancak sensörlerin seçebileceği farklı tonlarda yapılabilir ve farklı renge duyarlı sensörler bu topları kolaylıkla seçebilir.

Bunun ötesinde her top üzerinde çıplak gözle görülemeyen özel işaretler olabilir ve bu işaretler, ultraviole ışığına duyarlı sensörler yardımıyla seçilerek, istenen rakamların kazanması veya kazanmaması sağlanabilir.

“HERKES YAPIYORDUR”

Kısacası, çok güvenilen teknoloji aslında milyonların gözü önünde ve asla kimsenin anlayamayacağı biçimde hile yapılmasını sağlayan bir faktördür aynı zamanda.

Diyebilirsiniz ki, “Artık bu teknoloji dünyanın her yerinde var, onlar da hile yapılmıyor mu yani?”

Çok haklısınız, İtalya’da yapılırken yakalanmış örneğin.

Belki başka ülkelerde de yapılıyordur.

Bence burada önemli olan Türkiye’de böyle bir algının yüksek düzeyde olmasıdır.

Nedense bu iktidarla birlikte, insanlarda çok ciddi bir “güven sorunu” oluştu.

Yanlış mı?

OKURDAN MESAJ

Lotoda numara artırılıp da “Şans artık daha fazla” nasıl denir?

Milli Piyango ve yan ürünlerine olan güven, “teknolojiye rağmen” azalırken şirketin yöneticilerinin “akla ziyan” açıklamaları da tepki çekiyor.

New York’ta yaşayan bir sürekli okurum, “Sayısal Loto’da numaraların artmasına rağmen şans ihtimalinin yükseldiğini söylüyorlar. Bu nasıl şey?” diye soruyor.

Gerçi herkesin dilinde olan bu “Nasıl oluyor da oluyor?” sorusuna okurum matematik kanıtlı bir cevap vermiş.

Birlikte okuyalım;

Sevgili Can Ataklı Bey,

Piyangonun genel müdürü zat, “49 rakamla oynanan lotoyu 90 numaraya çıkardıklarını, bu şekilde kazanma ihtimalini 54’e 1’den 20’de 1’e yükselttiklerini söyleyerek tam bir skandal yaratıyor.

Matematiksel olarak, rakam sayısı yükseldikçe kazanma ihtimali son derece azalır.

New York’ta oynanan lotto ve diğer sayısal çekilişlerden birer örnek vermek isterim;

– NY Take/5: 39 numaranın içinden çekilisi yapılan 5 numarayı bilen büyük ikramiyeyi kazanır. Kazanma sansı 575 bin 757’de 1’dir.

– NY Lotto: 54 numaranın içinden çekilisi yapılan 6 numarayı bilen büyük ikramiyeyi kazanır. Kazanma şansı 22 milyon 528 bin 737’de 1’dir.

– NY Pick 10: 80 numaranın içinden 20 numara çekilir. Bu 20 numaranın içinde sizin işaretlediğiniz 10 numara varsa, büyük ikramiyeyi (500 bin dolar) kazanırsınız. Kazanma sansı 8 milyon 911 bin 711’de 1’dir.

– NY Mega Millions: 70 numara içinden çekilisi yapılan 5 numarayı, ayrıca 25 numara içinden de 1 numarayı bilen büyük ikramiyeyi kazanır. Kazanma şansı 302 milyon 575 bin 350’de 1’dir.

BUNU YAZMAK  GEREK

Sayısal Loto’da kazanma ihtimali 622 milyonda bire çıktı

Söz bugün madem Milli Piyango ve yan ürünlerinden açıldı, bir başka okurumdan gelen sayısal bilgileri de paylaşayım.

Milli Piyango’nun CEO’su, eski ünlü gazeteciye açıklamalar yaptığında, “Sayısal Loto’da numaraların 49’dan 90’a çıkması üzerine kazanma ihtimalinin de 54’te birden 20’de bire düştüğünü” söylüyor.

Elbette bu yalan değil, sadece “küçük bir hile” var bu işin içinde.

Şirket CEO’su “Kazanma ihtimali 20’de bire düştü” derken, tutarı 2-3 lira olan küçük ikramiyeleri işin içine katıyor.

Hesap o zaman doğru gibi görünebilir.

Oysa; millet loto oynarken herhalde 2-3 lira kazanmak için kupon doldurmuyor.

Herkesin hayalinde 6 rakamı bulmak var.

Öyleyse CEO’nun hesabını tekrar yapalım, bakalım ne çıkacak;

Eski 49 rakamlı sistemde 6 tutturma ihtimali 14 milyonda 1’di.

Oysa şimdiki 90 rakamlı loto da 6’yı tutturma ihtimali 622 milyonda 1’e çıktı.

CEO bey ayıp olmuyor mu?

NOT: Okurum, olasılık hesabını gösteren rakamların nasıl bir formülle bulunduğunu da göndermiş elbette. Ama uzun tuttuğu için buraya koymadım. Hesabı yapmayı bilenler biliyor nasıl olsa.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Vatan Partisi sosyal medyada “Amerikancılar” kampanyası başlatmış

Pazartesi yazılarını yazmak için dün bilgisayar başına oturduğumda, her zamanki gibi önce haber sitelerine sonra da sosyal medya hesaplarıma baktım.

Twitter üzerinden aralarında benim de adımın bulunduğu bir dizi organize mesaj dikkatimi çekti.

Belli ki bir kampanya açılmıştı.

Merak edip baktım.

Vatan Partisi ve başkanı Doğu Perinçek adına bir karalama kampanyası başlatmış.

Neymiş, “Korkulu rüyası Vatan Partisi olanlar”mış bunlar.

“Amerikancıların korkulu rüyası Perinçek”miş.

Kimlermiş bunlar?

Sayayım; Temel Karamollaoğlu, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Meral Akşener, Emre Uslu, Aytuğ Atıcı, Ümit Dikbayır, Şenol Sunat, Alparslan Kuytul, Nevşin Mengü, Cemal Enginyurt, Erkut Erdoğdu, Merdan Yanardağ, Yavuz Ağıralioğlu, Sezgin Tanrıkulu ve bendeniz.

Kimi siyasi, kimi tescilli cemaatçi, kimi tarikatçı, kimi gazeteci beğenmediklerini aynı kaba koyup “Bunlar Amerikancı” demişler.

Belli ki “Amerikancı” lafını hakaret olarak kullanıyorlar.

Bu listedeki çoğu ismin Amerikancı olmadığını cümle alem biliyor.

Kendi hesabıma “Ya bana AKP’ci deselerdi ne yapardım” diyorum açıkçası.

Bana Amerikancı diyenlerin “saray tetikçisi” olmalarının yanı sıra bunların “Ruscu ve Çinci” özelliklerini bilince, beni bir gülme tutuyor bu arada.

Bir zamanların güçlü gençlik örgütüne sahip olan, iktidara kök söktüren kadrolara sahip olan, AKP-cemaat kumpaslarına Silivri zindanlarından direnenlerin, bugün zavallı duruma düşmeleri aslında çok üzücü değil mi?

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Damat beyin Nakkaştepe’deki ofisini gidip bulan var mı?

Yılın son haftasına girdik.

Merak ediyorum, acaba bir gece ansızın ortadan kaybolan damat bakan yeni yıla girmeden önce ortaya çıkacak mı?

Bir kısım medyaya göre “Berat Albayrak nihayet ortaya çıktı.”

Gerçi ortaya çıktığı yok.

Biri ortaya bir iddia atmış, özellikle iktidar medyası da kelimesine dokunmadan kopyala/yapıştır yöntemiyle üzerine atlamış.

İddiayı geçen hafta yazmıştım.

Damat bey, birinci köprünün Anadolu ayağındaki Nakkaştepe’de bir ofis tutmuş, buradan siyasi çalışmalarını yönetecekmiş.

Aradan bir hafta geçti, hiçbir gazeteci gidip Nakkaştepe’de böyle yer var mı diye bakmadı, özellikle iktidara yakın olan. Üstelik damat beyle çok sıkı fıkı olduğunu her fırsatta dile getiren sözde gazetecilerin de hiçbiri Albayrak’ı aramıyor, sormuyor, hakkında yazmıyor.

Hani istifa ettiği gün, “Devrim yaptı bu adam; yedirmeyelim” naraları atanlar da mı nerede olduğunu bilmiyor damat beyin?

Yoksa insan içine çıkacak yüzü mü yok?

NOT: Son cümle mecazi değil, fiili anlamda kullanılmıştır.

Yazarlar

Teknoloji geliştikçe piyangoda hile yapmak çok kolaylaşıyor!
Can Ataklı