Ahmet Takan
19 Aralık 2020

Süper Lig’e nasıl çıkarız?..


Dünya milletleri arasında en belirgin özelliğimizdir;

Sıkı gaz veririz… İyi de gaza geliriz!..

Hamasete bayılırız…

Şimdi, şööyle enine boyuna bir bakalım;

Halihazırdaki şartlarda savunma sanayimiz küresel lider olur mu?..

Önce şu soruya cevap bulmak lazım; küresel güç mü, güç zehirlenmesi mi?.. Karşıya bir kıyas koymadan, söylemlerin başına içine sonuna “Yeni, ileri, küresel, şahlanış, lider, güçlü vb” kelimeleri yerleştirmek hamaset, kendini kaf dağında görmek ve siyasi şovdan başka bir şey değil. Bu tür söylemler uluslararası prestiji sarsarken, iç tarafta seçmeni konsolide eder, milli duyguları pozitif besler, hatta bir süre sonra söyleyen de inanmaya başlar. İşte buna da güç zehirlenmesi denir.

Küresel güç ile bölgesel gücü, bölgesel güç ile jeopolitik önemi karıştırmamak  birbirinden iyi ayırt edebilmek lazım.

★★★

Defense News Dergisi’nin “Top 100” listesinin ilk 10 sırasına baktığımızda ABD’li şirketleri görürüz. Yıllık savunma sanayi cirosuna göre en büyük 10 savunma sanayi şirketinden 7’si Amerikalı iken; 2’si Çin’e, biri ise İngiltere’ye ait. Fransa, Rusya gibi güçlü ordulara sahip ülkelerin ilk 10 sırada herhangi bir şirketi bulunmuyor.

Ülkemizin öncü savunma sanayi şirketi ASELSAN, bu yıl ilk defa ilk 50’ye girerek 48’nci sırada yer aldı. Ayrıca bu yıl Defense News Top 100’deki toplam Türk şirketi sayısı da beşten yediye yükseldi. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, BMC ve STM’ye ilaveten FNSS ve HAVELSAN bu yıl ilk kez Defense News Top 100’e girmeyi başardı. Açık söylemek gerekirse, bu liste bize gurur ve umut veriyor. Ancak buradaki görüntüye aldanıp yine yanlış yorumlar çıkartmamak lazım. Bu şirketlerimizin başarısı gurur vermekle birlikte, halen kritik teknolojilerde lider ülkelere bağımlılığımız devam ediyor.

★★★

ABD yaptırımlarının ardından açılan bir tartışmaya (savunma sanayinde küresel lider olma) açıklık getirelim. SSB’de görev yapan –ismini veremeyeceğim- üst düzey uzman bürokrat dostuma sordum. İşte yanıtları;

-Küresel güç olmadığımıza göre, dünyaya rest çeken politikaları ve dili biraz değiştirip diplomasiye ve güven ilişkisine dönmemiz savunma sanayii alanında ligimizi belirleyecektir. Rasyonel davranıp savunma sektöründe süper lige çıkma hedefi koymalıyız. Bunun için neler yapılabilir diye sorulduğunda, sihirli bir cevabı yok, çalışmayı tavsiye etmek dışında. Ancak, bazı stratejik kararlarla sağlam bir temel oluşturulabilir:

-Savunma alanında uluslararası projelere ve işbirliklerine dahil olunan bir yaklaşım benimsenmelidir. İçe kapanık bir sanayii ile başarı yakalama şansımız yüzde sıfır. Biz Kuzey Kore değiliz. Türkiye rüştünü TV ekranlarında değil, uluslararası proje ofislerinde ve platformlarda kanıtlamalıdır.

-Savunma sektörü siyasi çekişmelerin dışında tutulmalı ve yetkili otorite Kurumu tarafından yönetilmelidir. Mali piyasalar için TCMB bağımsızlığı ne ise, bu sektör içinde otorite kurum odur. Bağımsız olması kırmızı çizgi olmalıdır. Yoksa aşağıdaki maddeleri okumayın bile.

-Otorite Kurumun siyasi çekişmelerin dışında tutulmasını teminen, özerk olması ve sadece parlamentoya hesap vermesi düşünülebilir.

-Şu an için yetkili otorite diyebileceğimiz yegane kurum, Savunma Sanayi Başkanlığı olarak öne çıkmaktadır. Eğer bu kurum yetkili otorite olacaksa liyakat birinci kriter olmalı, kurumda sadece bu konuda uzman personel çalıştırılmalıdır.

-Bu sektöre ayrılan bütçe, harcama, denetleme şeffaf bir şekilde yapılmalı, hesap verilebilirlik getirilmelidir.

-Savunma sektöründe kamu şirketlerinin ve özel sektör şirketlerinin rolleri yeteneklerine göre doğru, adil, birbirini tekrar etmeyecek şekilde belirlenmelidir.

-Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı öz görev alanına dönmeli, sahibi olduğu vakıf şirketleri (ASELSAN, TAİ, ROKETSAN, HAVELSAN) Otorite Kuruma devredilmelidir.

-Savunma ihalelerinde tek yetkili tedarik kurumu otorite kurum olmalı, ihale modeli analitik ve şeffaf bir modele bağlanmalıdır.

-TSK, ihtiyaç tedariki ve savunma sektörünün şekillendirilmesi rolünden tamamen çıkmalı ve operasyonel anlamda harekat kabiliyetlerine odaklanmalıdır.

Bu sektörün yaşaması ve büyümesinin yegane anahtarı ihracattır. Yerli talepler beklenen gelişim altyapısının tesisi için yeterli olmayacaktır. Mutlaka ihracat ile büyüme desteklenmelidir. Destekten kasıt parasal değil, bürokrasinin azaltılması, kararların hızlandırılmasıdır.

-Ürünlerin askeri/sivil çift kullanım hedefi doğrultusunda pazar arayışı yapılmalı ve bu amaca odaklı yetenek geliştirilmelidir.

-Ölçüm ve test alt yapıları geliştirilmelidir. Şu an sektörün en önemli eksikliklerinden biri test altyapısı eksikliğidir.

-Temel ve ileri teknolojilerin milli imkanla kazanılmasının sağlanması amacıyla, başka ülkelerinin teknolojisinin takibi yerine, özgün çözüm ve gelecek kuşak teknolojilerin öngörülmesine odaklanılmalıdır. Yani teknolojik çözümlerde ezber bozmak lazım!

-Üniversite – Firma ilişkisinin insan kaynağına yatırım temelinde proje bazlı, uygulamalı eğitime döndürülmesi ve çalışmalar için Ar-Ge fonları oluşturulması gerekmektedir. Biraz açarsak, öğrenci temel bilimleri aldıktan sonra, üniversitede bitirme tezini bir savunma Ar-Ge projesinde uygulamalı yapmalı, stajını o projede yer alan firmalarda tamamlamalıdır. Firmaların birbirinden insan kaynağı devşirmesinin kaba tabirle çalmasının önüne geçilmeli, Amerikan NBA oyuncularının seçimine benzer bir bakış açısıyla firmaların yetenekli gençleri seçme modeli getirilmelidir. Bunları organize etmek üzere bir Savunma Akademisi kurulabilir. Bu uygulamalar mühendis gençleri oldukça heyecanlandıracak ve motive edecektir.

Yetişmiş personelin yurt dışına kaçışı ülkenin mevcut koşullarına bağlı olmakla birlikte, nedenleri araştırılmalı ve önlenmelidir. Ülkenize hizmet edin, siz Türk’sünüz gibi hamasi söylemler çözüm değildir. Gençlerin yurt dışına geçme hevesinin arkasında, maaş, özgürlük, çalışma şartları, emeklilik koşulları gibi hususlar olduğunu tahmin etmekteyim.

-Tüm bu sayılanlar ön şart niteliğinde yapılması gerekenlerdir. Bunun sonrasında her alt sektör için (Hava, kara, deniz, silah, mühimmat, uzay vb) apayrı detaylı stratejiler ve açılacak yollara gereksinim vardır. Bunlar objektif bir şekilde yapıldığı takdirde, önümüzdeki 20 yılın sonunda dünya savunma sektörü liginde süper lige yükselebileceğimizi söyleyebilirim.

“Savunma alanında küresel lider” olacağımızı dillendirmek ise, belki yüz yıl sonrası için söylenebilecek bir temenniden başka bir şey değildir. 

★★★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar.  Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Süper Lig’e nasıl çıkarız?..
Ahmet Takan