Can Ataklı
14 Şubat 2022

Son üç günün büyük palavraları


ANALİZ

Son üç günün büyük palavraları

1 – KDV’DE YÜZDE 7’LİK İNDİRİM PALAVRASI

Erdoğan, koronaya yakalanıp karantinaya girince neredeyse işler durma noktasına gelmişti.

Elektrik faturalarında olağanüstü artışlar nedeniyle tüm yurt genelinde eylem yapılıyordu.

Tek bir iktidar yetkilisi bile çıkıp açıklama yapamadı.

Doğal olarak herkes Erdoğan’ın dönüşünü bekliyordu.

Erdoğan iyileşti.

Ortaya çıktı.

Cuma namazına gitti, sonra ilk açıklamalarını yaptı.

Ardından maliye bakanı yaptığı Nureddin Nebati’nin “yeni ekonomik planı” açıkladığı toplantıya katıldı.

Burada yaptığı konuşmada “Gıda ürünlerindeki KDV’nin yüzde 1’e düşürdüğünü” açıkladı.

Saray medyası konuyu büyük sevinçle bir müjde gibi duyurdu.

Fiyatlar düşürülecekti. “Büyük başkan” halkını enflasyona ezdirmiyordu işte.

Palavra.

Fiyatlar bu nedenle düşmeyecek.

Düştüğü söylense bile bunu kimse hissetmeyecek.

İlk birkaç gün marketlerde, manavlarda gıda fiyatlarında yüzde 7 düşme olacak.

Ama ardından yeni zamlar gelecek, hatta bu zamlar indirilen KDV oranından yüksek olacak.

Üstelik devletin ciddi bir vergi kaybı olacak.

Vergi, halka hizmet için toplanır.

Saray iktidarı kendi çıkarı için devletin kazancını har vurup harman savuruyor aslında.

2 – ENFLASYON TEK HANELİ OLACAK PALAVRASI

Maliyeye getirilen çocuk ürünleri mağazası sahibi Nureddin Nebati, İngiltere’ye gitti.

Dünyanın en acımasız bankerlerinin karşısına oturdu.

Paraya ihtiyaçları olduğunu söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun deyimiyle para dilendi.

Kimse para vermedi.

Vermediği gibi, Türkiye’ye döndükten bir gün sonra dünyanın en güvendiği finans kuruluşlarından biri Türkiye’nin notunu daha da düşürdü, adeta “Bu ülkeye para vermeyin, batarsınız” mesaj verildi.

Nebati buna hiç aldırmadı bile, çıktı kamuoyunun karşısına “Enflasyon, mayıs ayında tek haneli rakama inecek” dedi.

Palavra tabii.

Tam bir kandırmacadır bu söylem.

Enflasyon ile pahalılık aynı şey değildir.

Fiyatları öyle bir hale getirirsiniz ki artık üzerine zam yapılması olanaksız hale gelir.

İşte o zaman fiyatlar hiç artmadığı için enflasyon da olmaz.

Siz enflasyonu sıfırladığınızı bile söyleyebilirsiniz ama fiyatlar çıktığı yerde çakılıp kalmıştır.

Bugün yüzde 80 enflasyonla örneğin 140 liraya çıkan peynir, mayıs ayında 150 liradan satılır ama bir daha zamlanmayacağı için enflasyon sıfır olmuş gibi algılanır.

Ama fiyat hâlâ 150 liradır, bu sürede gelirin ise bir kuruş bile artmamıştır.

3 – ELEKTRİK FATURALARINDA İNDİRİM PALAVRASI

Elektrik faturaları can yakıyor.

Her yerde feryat var

Önce sarayın ekonomi işine bakan adamları ve elektrik konusundaki otoriteler bir araya gelerek elektrik faturalarında yeni düzenlemeler yapılacağı havası verdiler.

Saray medyası “Faturaları düşürmek için 4 formül, 3 formül” türü başlıklar attı.

Ancak elbette hiçbir şey olmadı.

Palavraydı yani.

Ardından Erdoğan iyileşip ortaya çıktı ve “Faturalar konusunda yaygarayı muhalefet yapıyor. Söylenenler gerçek değil. Faturalarda indirim sağlandı” dedi.

Yani yeni bir indirim olmayacağının haberini verdi.

Hani sokak röportajlarında bazı AKP’liler “Zamları CeHaPe yapıyor” diyor ya bu kez gerçekten CHP’nin hatası var! (İronidir)

Çünkü Kılıçdaroğlu çıktı “Zamlar geri alınıncaya kadar faturamı ödemeyeceğim” dedi.

Şimdi “Kılıçdaroğlu tepki gösterdi zamlar geri alındı” denmesin diye kıllarını kıpırdatmayacaklar.

BUNU YAZMAK GEREK

HDP; olsa da sorun, olmasa da

Muhalefet partilerinin bir araya gelmesinin seçime etkisi ne olacak kesin bir şey söylemek elbette mümkün değil.

Ancak bu girişimlerin sarayı fena halde rahatsız ettiği ortada.

Saray ve medyası aylardır muhalefeti “zillet, hain, PKK kuyrukçusu, FETÖ’cü, dış güçlerin maşası” gibi sıfatlarla suçluyor.

Özellikle HDP ile ilişkiler konusunda saray çok aktif.

Hemen her saray yazarı CHP ve İYİ Parti’nin HDP ile birlikte hareket ettiğini böylelikle teröre hizmet ettiklerini iler sürüyor.

6 muhalefet partisinin genel başkanı cumartesi gecesi bir araya geldi.

Aralarında HDP yoktu.

Ayrıca sol partiler de yoktu.

HDP’nin olmaması, olması gibi sarayı rahatsız etti.

Söyleyecek lafları yok bu kez de “HDP bayrak açıyor. HDP, 6 partiye öfkeli” türü haberler yapıyorlar.

Aslına bakarsanız sevinmeleri gerek.

Çünkü saray gizliden gizliye hem HDP ile hem de terör örgütünün lideri Apo ile görüşmelerini sürdürüyor

Eğer HDP muhalefet partilerine öfkeliyse oylar AKP’ye gitmez mi?

Bir inanabilseler rahatlayacaklar ama belli ki seçime kadar diken üzerinde oturacak iktidar kanadı.

KOMİK

Bir anda Bektaşi fıkrasını hatırladım

İktidardaki parti AKP’nin Grup Başkanvekili Mahir Ünal, 6 muhalefet partisinin bir araya gelmesini eleştirmiş.

Ünal “Siyasal sistemlerin kültürleri 3-5 yılda oluşmaz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin siyasal kültürünün oluşması için biraz süreye ihtiyaç var. 6 muhalefet partisi lideri bugünkü siyasal varlıklarını Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne borçlular” demiş.

Sonra eklemiş; “Daha masanın başına nasıl oturacağı konusunda karar vermeleri 2 hafta süren bir akıl, Allah aşkına Türkiye’yi nasıl yönetecek?”

Elbette bunu kimsenin bilmesi mümkün değil.

Muhalefet oluşturacağı güç birliği ile iktidara gelir durumu ondan sonra görürüz.

Başarılı olup olmamaları konusuna gelince, aklıma birden ünlü Bektaşi fıkrası geldi.

Hani Bektaşi’ye iki testi uzatmışlar ve “Sen bilirsin, hangi şarap daha iyi?” diye sormuşlar.

Bektaşi ilk testinden bir yudum almış ve yüzünü buruşturduktan sonra “Öteki daha iyi” demiş.

“İyi de” demişler “Daha onu tatmadın ki.”

Bektaşi cevaplamış “Bundan daha kötü olamaz.”

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Bu iddianame, Sedef Kabaş’ı sarayın dilediği sürece hapiste tutar

İnanılır gibi değil.

Koskoca iktidar söz söylemekten, yazmaktan başka bir şey yapmayan bir kadınla uğraşmak için bütün güçlerini seferber etti.

Neymiş, Sedef Kabaş Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret etmiş.

Velev ki bu doğru olsun.

Sadece söze dayalı bir hakaretin cezası bu kadar itilip kakılmak, linçe tabi tutulmak, hapse atılmak mıdır?

Sedef Kabaş için 12 yıl hapis istenmiş.

Yok artık daha neler?

Bunun 7 yılı Erdoğan’a hakaret nedeniyle imiş.

4 yıl 8 ay hapis de Süleyman Soylu ve Adil Karaismailoğlu’na hakaretten istenmiş.

Ayıp bile diyemiyorum.

Tabii bunun mantığını anlamamak için saf olmak gerek.

Sedef Kabaş’a bir suç işlediği için ceza verilmek istenmiyor.

İktidar ve yandaşları Kabaş’tan intikam almak burnunu sürtmek istiyor.

Hazırlanan iddianame sanmıyorum ki Sedef Kabaş’ı 12 yıl hapse mahkum etsin.

Ama belli ki Kabaş sarayın istediği kadar süre için hapiste tutulacak.

Nasıl olacak bu?

Önce iddianame hazırlanacak.

Sonra bir iki ay sonraya duruşma günü verilecek.

İlk duruşmada kimlik tespiti yapıldıktan sonra savunmanın alınması için ikinci duruşma bir iki ay öteye bırakılacak.

Aradaki tutukluluğa itirazı başvuruları reddedilecek.

İkinci duruşmada tanıkların dinlenmesine ve bilirkişi oluşturulmasına karar verilecek.

Tutukluğun devamına karar verilecek.

Araya adli tatil girecek ve üçüncü duruşma ekim kasım ayına bırakılacak.

Böylelikle Sedef Kabaş olabildiğince hapiste tutulmaya çalışılacak.

Yine söylemek istiyorum.

Yapmayın, bu kadar gaddar olmayın.

Yapmayın.

Devletin gücünü bu kadar hoyratça kullanmayın.

Ve yine söylüyorum.

Yol olur aynı şey bugün bunları yapanların başına gelir.

Unutmayın, o zaman da sizleri koruyan yine sadece bizler olacağız.

Yazarlar

Son üç günün büyük palavraları
Can Ataklı