Barış Yarkadaş
29 Haziran 2021

Sezgin Baran Korkmaz’ın yargı ve polis ayağı


Firari Sezgin Baran Korkmaz’ı AKP’nin koruyup kolladığı ve büyüyüp serpilmesi için yoğun bir çaba içine girdiği her gün daha net bir şekilde anlaşılıyor. Korkmaz’ın geçmişte çok fazla ilgi çekmeyen ancak bugün yeni bir gözle izlenen TV programlarında söyledikleri, adı geçen kişinin AKP’nin kılcal damarlarına kadar nüfuz ettiğini gösteriyor.

ABD’deki ortağı Kingston Kardeşler ile 511 milyon dolar tutarında dolandırıcılık yapmak, kara para aklamak ve  kara para aklama suçunu gizlemekle suçlanan Korkmaz’ın bu  cüretinin sebebi, ortaya çıkan yeni bilgilerle daha bir anlam kazanıyor.

Süleyman Soylu

UÇAK DEĞİL TAKSİ!

Cumhuriyet Gazetesi’nin ortaya çıkardığı habere göre, Sezgin Baran Korkmaz’ın lüks uçağı, deyim yerindeyse AKP’lilerin taksisi haline dönmüş. Uçağı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da AKP’nin önemli ismi İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar da 17/25 operasyonlarının başkahramanı, şimdinin Prag Büyükelçisi Egemen Bağış da kullanmış. Uçağa binenler siyasetçilerle sınırlı değil tabii ki… AKP’li birçok iş insanı da SBK’nın uçağını adeta taksi gibi kullanıyordu. Bunlar zaten iş dünyasında biliniyor.

Mehmet Ağar

Demek ki; Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’de ofisini bastığı bir akademisyene “Türkiye’de bana kimse bir şey yapamaz. Türkiye’de yargı yok” demesi boşuna değilmiş!

Demek ki; SBK’nın tartıştığı bir iş kadınına “Seni önce becerecek, daha sonra öldüreceğim” demesindeki pervasızlığın sebebi buymuş…

Demek ki; arkana AKP’nin kudretli isimlerini alırsan, ne yargı, ne hukuk ne de yasalar seni bağlamıyormuş!

Egemen Bağış

YA BİLİNMEYENLER…

Yeniden uçağa dönelim…

SBK’nın uçağına binenler kadar SBK’nın ‘saltanat kayığı’nda dolaştırdığı halde ismi hiç deşifre olmayanlar da var… Örneğin, bir süre önce görevden uzaklaştırılan ve başka bir sebepten dolayı açığa alınan etkili bir polis şefinden hiç kimse söz etmiyor. Bu polis şefi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde önemli görevlerde bulundu.

SBK’yı yargı çevresiyle tanıştıran Bakırköy’den Çağlayan’a dek tüm adliyelerde savcı ve hakimlerle ilişki kurmasını sağlayan polis şefinin ilişkileri mercek altına alınırsa, SBK’nın “yargı ve polis ayağı” da ortaya çıkarılmış olur. İşte o zaman, SBK’nın malvarlığı üzerindeki tedbirin
ve yurt dışına çıkış yasağının nasıl kaldırıldığı da anlaşılır. SBK bugüne dek bu kadar rahat hareket ettiyse, bunu sadece siyasete değil, polis ve yargı  dünyasına da borçluydu.

Şimdi bu isimlere odaklanarak, SBK’nın yargı – medya – siyaset ve polis ayağını deşifre etmek gerek… Bunu yapabildiğimiz takdirde, kara paradan kimlerin nemalandığı ve Türkiye’nin nasıl bir suç cennetine dönüştürüldüğünü de çorap söküğü gibi ortaya çıkarırız…

Veyis Ateş o görüşme için kimden talimat aldı?

Habertürk TV’nin ‘her şeyi’ Veyis Ateş, meslek hayatını dramatik bir biçimde sonlandırdı. Firari Sezgin Baran Korkmaz’ın yurt dışından dönebilmesi için yaptığı ‘’girişim’’ ve ortaya çıkan 10 milyon Euro’luk rüşvet görüşmesi geride kalan günlerin en önemli konusuydu. Tabii her gün yeni bir skandal patladığı için bu konu şimdilik gündemden düşmüş gibi görünüyor. Ancak ben bu konuyu unutturmamaya kararlıyım.

Çünkü bu 10 milyon Euro’luk rüşvet isteme ve şantaj suçu, kara paranın medya ve siyaset dünyasındaki en önemli ayak izlerinden biri… Veyis Ateş’in Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)  tarafından üyelikten ihracı sonrası yeniden gündeme gelmesiyle birlikte şu soruyu yeniden sormamız gerekmiyor mu?

Veyis Ateş

NEYE GÜVENDİ?

Veyis Ateş, firari Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’ye dönebilmesi için bakanlıktaki yetkililerle görüşme kararını tek başına mı aldı? Açığa çıktığı takdirde mesleki hayatını sonlandıracağı beli olan bu görüşmeyi hangi cesaretle yapabildi? O’nu kim ya da kimler teşvik etti? Kim ya da kimler hangi güvenceyi verdi?

Bu arada, gözden kaçmasın… Veyis Ateş, HALK TV’deki programda istifa ettiği halde kurumunun ona tazminat ödeyeceğini söyledi. Sanırım, Habertürk’ün de Veyis Ateş’in de açıklama yapması gereken çok konu var…

Gazete yasağına son!

1 Temmuz itibariyle ‘normalleşme’ sürecine giriyoruz. İçişleri Bakanlığı bu konuda kapsamlı bir genelge yayımladı. Ancak bu genelgeyi incelediğimizde, berberler, kuaförler ve kıraathanelerdeki “gazete bulundurma yasağı”nın hâlâ sürdüğü görülüyor.

Konuştuğum birçok esnaf, “İşler zaten düşük. İşyerimizde en azından gazete okuyarak vakit geçiriyorduk. Şimdi bundan da mahrumuz. Gazete bulundurma yasağı da artık kaldırılsın” diyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu anlamsız yasağa bir an önce son vermesi gerekiyor.

UYARI!

Bu arada bir grup nargileci esnafı da son kararların ardından mağduriyetlerinin arttığını, nargile yasağı kalkmadığı için evlerine ekmek götüremediklerini söyledi. Sanırım bu konuda hükümetin bir adım atması ve nargile esnafını başka işlere yönlendirecek bir teşvik uygulamasını hayata geçirmesi gerekiyor.

Yazarlar

Sezgin Baran Korkmaz’ın yargı ve polis ayağı
Barış Yarkadaş