Can Ataklı
19 Ocak 2021

Sevgili Ahmet, bu kez de topu taca atma, ne biliyorsan söyle


UYARI

Sevgili Ahmet, bu kez de topu taca atma, ne biliyorsan söyle

Başlıktaki “Sevgili Ahmet” bildiğiniz Ahmet Davutoğlu.

Tabii “Neden adıyla hitap ediyorsun?” diye soracaksınız.

Daha önce birkaç kez söylemiştim, yine söyleyeyim, Ahmet Davutoğlu, İstanbul Erkek Lisesi’nden üç sınıf küçüğüm.

Şimdikiler pek bilmez ama özellikle yatılı okunan dönemlerde bir sınıf büyük bile olsanız, ağabeysinizdir, küçüğünüz size saygıda kusur etmeyecektir.

Tabii yıllar geçti, “saygıda kusur etmesin” demiyorum ve diyemem de Ahmet Davutoğlu için ama şunu söyleyeyim;

“Bir süre önce 2015 haziranı ile kasımı arasında neler olduğunu bir söylesem bazıları yerinde oturamaz” demişti.

Hatırlayacaksınız, Haziran 2015 seçimlerinde AKP ilk kez salt çoğunluğu kaybetmişti Meclis’te.

Ahmet Davutoğlu başbakan, Tayyip Erdoğan ise cumhurbaşkanıydı.

Davutoğlu, CHP ile koalisyon kurmak için çok çabaladı.

Bunun asla olmayacağını söyledim, bana güldüler, “Hayır” dedim, “Erdoğan 45 günlük süreyi bekliyor, tekrar seçim yaptıracak.”

Özellikle bu analizime daha da çok gülüyorlardı, “Ne seçimiymiş, nasıl yapacakmış, fena yenilirmiş” falan filan dediler ünlü mü ünlü gazeteciler, akademisyenler.

O arada bombalar patlıyordu, insanlar ölüyordu, millet sokağa çıkmaya korkuyordu.

Sonuç; 45 gün geçti, Davutoğlu hükümeti kuramadı, Erdoğan da “çaresiz!” seçim kararı aldı.

Yüzde 40’a gerilemiş olan AKP, bir anda yüzde 49.9 oy aldı.

Ahmet Davutoğlu, haziran-kasım arasında yaşananlar derken neyi kastetmişti, hâlâ bilmiyoruz. Çünkü lafı söyledi, gerisini getirmedi.

Aynı Ahmet Davutoğlu, şimdi de “Sayın Erdoğan’ı buradan uyarıyorum, aklı başında herkesi uyarıyorum. Bundan sonraki ilk aşamada Erdoğan da tasfiye edilecek ve muhafazakarların bir daha başı dik dolaşamayacakları tarzda otoriter rejim kurulacak” dedi.

İktidara soyunan eski bir başbakan, bugünün siyasi parti lideri böyle bir söz söylüyorsa bunun arkasını da getirmek zorundadır.

Bu nedenle biraz da okul ağabeyliğimi kullanarak şunu söylüyorum;

“Sevgili Ahmet, devlet işleri çocuk oyuncağı değildir. Erdoğan’ın tasfiye edilecek olması çok çok önemli bir olaydır. Çünkü tasfiye olumsuz bir tanımdır. Yani Erdoğan istemediği halde, seçim olmadan iktidardan indirilecek anlamına gelir bu söz. O halde daha önce yaptığın gibi topu taca atmak yerine, bu kez bildiğin tüm gerçekleri söylemelisin. Türkiye’nin güvenliği ve çıkarı bunu gerektirir.”

Bilmiyorum, Ahmet Davutoğlu sözlerine açıklık getirecek mi?

Ortalığı bulandırmak yerine demokratik düzenimizin korunması için gerekli girişimleri yapacak mı?

Yoksa bu sözler sadece “etkili muhalefet yapmak amacıyla” uydurulmuş sözler mi?

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Mesut Özil’e gösterilen ilgi ülke sorunlarına da gösterilse

Son günlerin en çok konuşulan konularından biri, dünya çapındaki Türk futbolcu Mesut Özil’in Fenerbahçe’ye transferi oldu.

Önemli olay tabii.

Bir okurum Mesut Özil’in gelişiyle ilgili bazı rakamlar göndermiş.

Çok ilgimi çekti.

Mesut Özil, karantina kurallarını aşmak için tarifeli uçakla değil, özel uçakla geldi Türkiye’ye.

Havadaki sivil uçaklar internet üzerinden izlenebiliyor biliyorsunuz.

Uçak Londra’dan Türkiye’ye gelirken internet uygulaması üzerinden tam 612 bin 676 kişi anında izlemiş.

Fenerbahçe’ye transfer haberinin  verildiği tweet mesajı da yaklaşık 600 bin kişi tarafından paylaşılmış.

Elbette böyle bir futbolcunun Türkiye’ye gelmesi önemlidir, ama insanın gönlünden “Keşke ülke sorunlarında da halkımız bu kadar ilgili ve duyarlı olsa” demek geçiyor.

Bu arada Mesut Özil’e yönelik olağanüstü ilgi elbette kendisinden Fenerbahçe için çok şey beklenmesi nedeniyledir.

Umarım bu futbolcumuz “her şeyin suyunu çıkarmada usta olanların” ilgisine kanıp da yoldan çıkmaz.

Çünkü Fenerbahçe bu yıl da şampiyon olamazsa, hesabı kötü sorulur, ona göre!

BUNU YAZMAK GEREK

MHP neden eskisi gibi sokaklara iner oldu?

Bahçeli, makineli tüfek gibi her gün Twitter üzerinden atış yapıyor.

Öyle sadece 260 vuruşluk tweetler değil bunlar.

Kürsüye çıkıp okusa, arada alkışlarla kesilen süre de dahil 15-20 dakikayı bulur bu tweetlerin uzunluğu…

Bahçeli, son tweetler dizisinde, aynı gün üç kişinin saldırıya uğramasının partisiyle ilgisi olmadığını söyledi.

Bahçeli, “Aynı anda birbiriyle bağlantılı olduğu gün gibi açığa çıkan olayların ülke gündemini meşgul etmesi düşündürücüdür” diyor örneğin.

Ahmet Davutoğlu’na da çok kızmış.

Diyor ki ; “Bir yanda 20 Ocak 2021’de ABD Başkan değişimi, diğer yanda Serok Ahmet’i  (Davutoğlu) sivriltme çabaları, Karar Gazetesi’nde köşe tutmuş sahte gazetecilerin kışkırtmaları, bunlara ek olarak malum siyasetçi ve gazetecilere saldırılar birbirine eklemlenmiş kuşkulu gündem konularıdır. Nerede gazeteci kılıklı bir marjinal örgüt sevdalısı varsa, nerede terör ve bölücü meraklısı bir soytarı görülüyorsa hepsi bir olmuş, bir araya gelmiş MHP’ye çamur atıyor.”

İyi de kendisi dışındaki bütün parti yöneticileri “biz yaptık” demeden, yapmışlar gibi davrandı.

Biri “Oh” çekti, biri “Partimizde deliler var ne yapalım” diye konuştu, biri “Üç yumruk için dünyayı ayağa kaldırıyorlar” diye saçmaladı.

Önceki yıllarda Bahçeli için “Partisindeki gençleri sokaktan uzak tutuyor, bu büyük başarıdır” derlerdi.

Şimdi MHP’li gençler sokakta, son bir iki yıldır da sayısız saldırıya adları karıştı.

Peki neydi, ne oldu?

Olan biten basit;

MHP, devletle çalışmaya çok alışık partidir. Özellikle polis teşkilatında çok güçlüdürler. Eskiden suç işlemiş bile olsalar kollanırdı bu gençler.

Ama AKP iktidarı sırasında MHP’li gençler soluk alamaz oldu.

Bahçeli’ye, Erdoğan’a çok ağır sözler söyledikçe MHP’li gençler, karakola düştüklerinde eziyet çekiyordu.

Şimdi Bahçeli sarayın yanında.

MHP’li gençler de rahatladı ve istedikleri gibi davranabiliyorlar.

NOT: Devlet Bahçeli’nin, üç gazeteciyi hedefe koyarak ağır eleştirilerde bulunması hiç hoş olmadı. Dilerim başlarına bir iş gelmez.

KOMİK

Neden hep “kardan adam” yapılır?

Dilimize yapışmış bir kere.

Kar yağdı mı herkes heykeltıraş kesilir ve nedense hep “kardan adam” yapılır.

Niye kardan adam?

Kardan çocuk, kardan kadın olmaz mı hiç?

İki gündür Türkiye’nin büyük bölümünde kar yağışı var.

İzmir bile birkaç saatliğine beyazlara bürünmüştü pazar günü.

İstanbul’da etkili kar, pazartesi günü yağdı ve her taraf bembeyaz oldu.

Çocuklar ilk defa sadece kar heyecanına sevindiler, okulların tatil olması keyfini yaşamadılar.

Parklar, boş alanlar kar tabakası ile örtülü olunca çocuklar hem kartopu savaşları hem de “kardan adam” yapma yarışına girdi.

Ben de sizlere böyle bir günde “kardan kadın” göstermek istedim.

ÇOK GÜLDÜM

Şimdi de HDP, “MHP kapatılmalı” derse…

MHP Genel Başkanı Bahçeli, hayli zamandır HDP’nin kapatılmasını istiyor.

Gerekçe olarak bu parti milletvekillerinin ve yöneticilerinin PKK ile ilişkili olduğu, böylelikle terörü açıkça destekledikleri gösteriliyor.

Bahçeli, Yargıtay’a parmak sallayarak süre verdi biliyorsunuz.

“Size bir ay zaman veriyorum, kapatma davası açtınız açtınız, yoksa Siyasi Partiler Kanunu’nda yer alan bir partinin kapatılması için başvuru hakkımızı kullanacağız” bile dedi.

Bakalım sonuç ne olacak, bekleyip göreceğiz.

Tabii bu iş Biden’a bakar.

İşbaşına gelip oturduktan sonra değişir bazı şeyler orası da başka.

Bahçeli HDP’nin kapatılmasını isterken, MHP’lilerin adının karıştığı saldırı olayları da tepki çekiyor.

Şimdi ister misiniz HDP de “MHP terör eylemlerine bulaşmaktadır, bu nedenle kapatılmalı” desin.

Yargıtay’ın harekete geçmesini bile beklemeyip direkt kendileri başvursun.

Burası Türkiye, her şey olur.

Yargıtay iki partinin de başvurusunu ele alıp ister misiniz ikisi de kapatsın.

Ne şenlik olur ama…

Yazarlar

Sevgili Ahmet, bu kez de topu taca atma, ne biliyorsan söyle
Can Ataklı