CHP lideri Özgür Özel, iktidarın seçmen tarafından istenmediğini kanıtlamak için yeni bir formül arayışına girdi. “Çok iddialı bir hamlemiz olacak. Anayasa’nın ara seçimi emrettiği günlerdeyiz” dedi...
İşte; bu sözler, CHP’nin ülkeyi ara seçime götürme ihtimalini gündeme getirdi.
TBMM’de 30 sandalye boşalınca Anayasa’nın 78. Maddesi’ne göre ara seçim yapılması gerekiyor...
Sekiz sandalye zaten boş...
İddialara göre CHP’nin yeni planı, 22 CHP’li milletvekilini istifa ettirerek, boş sandalye sayısını 30’a çıkararak bir ara seçimi zorunlu hale getirmek...
Çünkü böyle bir durumda (Meclis bu istifaları kabul ederse) üç ay içinde ara seçime gidilecek...
★★★
Özgür Özel’e akıl vermek gibi olmasın ama... Bu, çok tehlikeli bir hamle... O yüzden yazıya, “Aman, ha!” başlığını attım.
Çünkü bu hamle, kendi koltuklarını diğer partilerle paylaşmak anlamına gelir...
En iyi durumda bile CHP’den istifa edecek 20 milletvekili koltuğunun en az yarısını diğer partiler kazanır...
Bu da Türkiye’yi, önümüzdeki genel seçime kadar olan süreçte bugünkünden çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya getirir...
Örneğin; Meclis’teki sandalyelerini 10-15’inin AKP-MHP ve DEM’e geçmesi, bu partilere “anayasayı istedikleri gibi değiştirme” fırsatı sağlar.
Oysa CHP’nin direnmesi gereken birinci konu, bu üçlünün ve “küçük ortakları”nın, yeni bir anayasa değişikliği yapmasını engellemektir.
★★★
Unutmayın ki o anayasada, Erdoğan’ın görev süresine “hayat boyu” maddesi eklenecek...
Zaten içi boşaltılan laikliğe son ve bitirici darbeler
vurulacak...
Kuvvetler ayrılığı ilkesi tamamen yok edilecek.
Hatta belki de MHP’nin istediği gibi Anayasa
Mahkemesi kapatılacak...
Üniter devletin duvarları yıkılacak...
Vatandaşlık tanımı değiştirilecek...
“Yerinden yönetim” adı altında, bölünme öncesi son aşamaya geçilecek...
★★★
Diyeceksiniz ki, “Fal mı açıyorsun?”
Hayır...
Sadece ülkeyi bu hale getirenlerin, hepinizin bildiği yeni planlarını listeliyorum.
Erken ya da zamanında seçim; bu saatten sonra fark etmez...
İktidar, isterse bir tane bile CHP’li belediye bırakmasın; emin olun önemli değil...
Önemli olan tek şey, ilk genel seçimlere kadar mevcut anayasayı korumak...
Tek görevimiz bu!
★★★
İşte; bu yüzden Özgür Bey’in, “iktidarın vatandaş tarafından desteklenmediğini birilerinin gözüne sokmak için” ara seçim formülünü gündeme getirmesini son derece tehlikeli buluyorum.
Eminim; benim gördüğüm bu riski, o da görüyordur.
Görmüyorsa...
Vay halimize!
Kosova’daki saygısızlık!
A Milli Futbol Takımımız, Kosova’yı sahasında 1-0 yenerek bu yıl yapılacak Dünya Kupası’na katılma hakkı elde etti ve hepimizi gururlandırdı.
Başta futbolcular ve teknik heyet olmak üzere katkısı bulunan, emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
Tek üzüntüm, her fırsatta “dost ve kardeş ülke” diye bağrımıza bastığımız, bağımsızlığını ilan ettiğinde ilk tanıyan ülkelerden biri olduğumuz Kosova’nın seyircilerinin, İstiklal Marşımızı ıslıklaması...
Tamam; rakip olabilirsiniz ama sizi bağrına basan, her zorluğunuzda imdadınıza koşan bir ülkenin marşına saygısızlık edemezsiniz...
Kim yalan söylüyor?
Teröristbaşı Öcalan için İmralı’da özel bir konut yapıldığı uzun zamandır söyleniyordu.
Ne hikmetse, bu konuda hiçbir resmi açıklama yapılmıyordu.
İlk açıklama önceki gün DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’ndan geldi. Hatimoğulları bu konutun yapıldığını, ancak Öcalan’ın henüz taşınmadığını söyledi.
Ben de bunun üzerine dünkü yazımda Adalet Bakanı’na, “Bu konut, nasıl bir konut? Tek katlı mütevazı bir köy evi mi; yoksa konak mı, yalı mı? Bahçesi, havuzu, yerden ısıtması, aşçıları, hizmetçileri olacak mı?” diye sordum.
Bakan Gürlek dün bir açıklama yaptı ve DEM Eş Başkanı’nı yalanladı. Öcalan’a ev konusunda bir adım atılmadığını belirtti.
★★★
Sözüm ona, “Terörsüz Türkiye Süreci” devam ediyor...
Ancak süreci yürüten iktidar ile sürecin kilit partisi DEM’in açıklamaları bu kadar somut bir konuda bile birbirini tutmuyor!
Yani biri yalan söylüyor...
Soru çok basit; “Öcalan’a ev yapıldı mı, yapılmadı mı?”
Hadi; kim yalancı, çıksın ortaya!
GÜNÜN SORUSU
ABD Başkanı Donald Trump, İngiliz basınına yaptığı açıklamada NATO’dan çekilmeyi savunmuş... Ben de kronik bir anti-emperyalist olarak yıllardır bunu söylüyorum. Türkiye’nin NATO’dan çıkması ve egemenlik hakkını hiçbir uluslararası örgüte devretmemesi gerektiğini savunuyorum. Soru kendime:
Emperyalist Trump’ın, Türkiye’deki anti-emperyalistlerin çizgisine gelmesini kendine nasıl anlatacaksın?