Ahmet Takan
26 Temmuz 2022

Saatli bomba ne zaman patlayacak?..


CHP İstanbul milletvekili Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu önceki gün (Pazar) gönderdi. İçeriği her zamanki gibi dolu doluydu. Konulardan biri de Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi ile ilgiliydi. Erdoğan Toprak, “İktidar, Kur Korumalı Mevduat (KKM) ile ülke ekonomisinin altına 31 Aralık 2022 gece yarısı patlayacak bir saatli bomba yerleştirdi” diyor.

Acaba haber olmuş mu diye internette bir tarama yaptım.  Gözümden de kaçmış olabilir ama herhangi bir habere rastlamadım. Pazar rehavetinden olsa gerek!.. Erdoğan Toprak, iddiasını şöyle gerekçelendiriyor:

-Merkez Bankası politika faizinin üç puan üzerinde yüzde 17 faiz ve hazine ile MB’nin kur farkı garantisiyle başlatılan uygulamada ilk üç aylık hesap vadelerinin dolmasıyla birlikte mart ayından itibaren faiz+kur farkı ödemeleri başladı.

-Haziran 2022 bütçe gerçekleşme rakamlarına göre geçen ay TL mevduatından KKM’ye geçenlerin hesaplarına ödenen kur farkı tutarı 16 milyar 137 milyon TL oldu. Ödemelerin başladığı marttan haziran sonuna kadar dört ayda KKM sahiplerine ödenen tutar 37 milyar 235 milyon TL’ye ulaştı. Bakanlık sadece hazinenin bütçeden ödediği rakamları paylaşıyor. BDDK ise başlangıçta TL mevduattan KKM’ye geçenlerin sayısı ve tutarı ile Döviz Hesabından KKM’ye geçenlerin sayısını ve hesaba geçen tutarları açıklıyordu.

-Bu uygulamadan daha sonra vazgeçildi ve sadece KKM’ye yatan tutar açıklanmaya başlanarak, bozdurulan dövizlerle ilgili tutarlar gizlenmeye başlandı. Hazinenin ödemelerinden yola çıkarak şu ana kadar MB’nin de asgari aylık ortalama 10 milyar TL olmak üzere dört ayda 40 milyar TL kur farkı ödediğini varsayabiliriz. Hazine ve MB’nin dört ayda KKM hesabı sahiplerine ödedikleri tutar 80 milyar TL’ye yaklaşıyor. Tüzel kişi şirketlere döviz mevduatından KKM’ye geçmeleri durumunda kambiyo kârları için Kurumlar Vergisi muafiyeti getiren düzenlemeyle vazgeçilen kurumlar vergisi tutarının 10,2 milyar TL olduğu açıklandı.

-Bu durumda bir avuç döviz ya da TL mevduat sahibi için dört ayda KKM kaynaklı kur farkı ödemeleriyle hazineye ve bütçeye bindirilen yük 47,4 milyar TL’ye ulaşıyor. Son dört ayda 100 milyarı bulan KKM ödemeleriyle iktidar, 85 milyon nüfusun cüzdanından 1.176 lirasını alarak döviz ve TL zengini KKM hesap sahiplerine aktardı.

-İktidar geçen yıl 20 Aralık’ta 18 TL’ye yükselen dolar/TL ve 20 lirayı aşan Euro/TL kurlarını aşağı çekmek için KKM’yi icat ederek hazinenin üzerine halkın vergileriyle ödenecek çok ağır bir yük bindirdi. Birkaç ay döviz kurları istikrarlı gibi görünse de aynı yanlışlar ve hesapsız-öngörüsüz uygulamalar sürdürüldüğü için altı ay sonra kurlar şimdi yine 20 Aralık 2021 seviyesine yaklaştı.

★★★

Erdoğan Toprak, değerlendirmesinin finalini şöyle yapıyor:

Aynı artış trendiyle devam ettiği takdirde, yılsonunda 1,5-2 trilyon TL arasında bir tutara ulaşması muhtemel. Uygulama 31 Aralık’ta sona erdiğinde bu hesaplarda yaklaşık 2 trilyon TL’ye ulaşacağını öngördüğüm tutarın hesap sahiplerince nasıl kullanılacağı, nereye gideceği apaçık ortada. İktidar, KKM ile ülke ekonomisinin altına 31 Aralık 2022 gece yarısı patlayacak bir saatli bomba yerleştirdi.

★★★

Sarayın ‘kişiye özel’ politikalarıyla ülkenin içine düştüğü perişanlık gün gibi ortada!.. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nün internet sitesine yazan Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, “Fiyat İstikrarı Kurulu ile Niyet Okumak” başlığıyla çarpıcı bir fotoğraf çekmiş. Makalenin başından ve de sonundan alıntılar yapayım. Siz de merak ederseniz siteden tamamını okuyun…

 Makalenin başından:

-Merkez Bankaları veya dengi olarak kabul edilen rezerv bankalar dünyanın hemen her ülkesinde fiyat istikrarından sorumlu olan kurumlardır. Oysa Türkiye 2021 yılının Haziran ayında, birden bire yeni bir Fiyat İstikrar Kurulu (FİK) oluşumuna giderek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını(TCMB)  adeta asli görevinden azletti.

Neden? 30 Haziran 2021’den bu yana geçen bir yılı aşkın süre içinde FİK ne kadar başarılı oldu? Enflasyonun resmi değerle yıllık yüzde 80’e tırmandığı bir dönemde, FİK için bir başarıdan söz edilebilir mi? Haydi TCMB ye politika uygulaması konuşunda danışmanlık hizmeti verdiğini düşünelim. Ama önerilen anlaşılabilir ve sadre şifa politika alternatifleri olmadığı için FİK düpedüz tercihli bazı isimler için yaratılan koltuklar ve hak edilmemiş resmi unvanla gelen kim bilir ne fırsatlar! Cumhuriyet kurumlarının birer birer ortadan kaldırıldığı, etkisizleştirildiği, dönüştürüldüğü veya ne olduğu pekte anlaşılmayan yeni yeni kurumlarla ikame edildiği bir ortamda bu gidişin ülkeye ne getirmesinin beklendiğini anlıyor değilim. Mutlak bir kurumsal çöküşten beklenen küllerinden yeniden doğan bir Türkiye mi? Öyleyse seve seve görev almaya hazır olduğumuz bilinmeli.

★★★

Makalenin sonundan:

-Türkiye’nin içinde bulunduğu hemen her yasayı çiğneme sürecinde belki de TCMB yasası gibi tarihin imbiğinden süzüle süzüle gelmiş bir yasayı çiğnemeden, kurumun içini oymak düşüncesi, belki FİK’nun kuruluş felsefesi oldu. Evet, TCMB hala para ve faiz politikalarını düzenliyor görünümde, her ay faiz kararı açıklıyor. Ama fiyat istikrarı, emek istihdamı gibi önemli göstergelerle göbek bağının koparılmış olması onu daha bağımsız veya özerk hale getirmedi. Kolu ve kanadı kırılarak, “tek sesin sesi” haline getirdi. Yazık! 91 yıllık bir geleneğin mesnetsiz bir ideolojiye veya kişisel güç kaprisine feda edilmesi, “değerlerimiz” savunusu ile bağdaşmadı. “Değerlerimiz”, “değerlerimiz” diye “değerlerimiz” tepelendi. Bir başka krizi aşmak gibi bir niyet olmadığı ispat edildi.

★★★

Ulu Tanrı, tüm şehitlerimizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Saatli bomba ne zaman patlayacak?..
Ahmet Takan