Memleket yönetiminden sefalet manzaraları!..

8 Ocak 2020

AKP’li Cumhurbaşkanı geçen gün Kanal D, CNN Türk ortak yayınındaydı…

Bir ekonomi anlattı, yani bu kadar olur; kendimi “batık” İskandinav ülkelerinde sandım, gevşedim! Batık diyorum; o da Cumhurbaşkanı’nın sözüydü, Emeklilikte Yaşa Takılan (EYT) insanların mağduriyetlerini hiçe sayan konuşmasında, seçim kaybetmek pahasına bu isteğin karşılanamayacağını belirtirken şöyle demişti:

İskandinav ülkeleri (Norveç-İsveç-Danimarka) bile bu EYT yüzünden battı!..

Ben bunu duyunca “Vah vah, dünya refah listesinin ilk üçünde bulunan bu ülkeler batmış, hem de EYT yüzünden, hiç haberimiz de olmadı” diye düşünmüş, hemen açıp bakmıştım… Allah Allah, üçü de aynı yerde “kazık kakmışçasına” oturuyorlardı; üstelik kişi başına düşen milli gelirlerine bizim Ayşe Teyze’nin, Ali Amca’nın  rüyaları bile yetişemezdi!..

Neyse, koskoca Cumhurbaşkanı yanılamazdı ya; belki de başka “İskandinav ülkelerinden” söz ediyordu, belki de dili sürçmüştü, ne bileyim…

Ne diyordum; ekranda tatlı tatlı ekonominin şahane hallerini, nasıl da uçtuğunu anlatıyordu Cumhurbaşkanı… Hürriyet gazetesinin çiçeği burnunda genel yayın yönetmeni arkadaş zannımca bu anlatımdan o derece etkilendi ki, bir soru sormaya teşebbüs etti; şöyle başladı:

Hakikaten faiz indi enflasyon da iniyor… Ekonomimizde de herhangi bir olumsuz durum yok hatta tam tersine…

Huşu içinde anlatmaya başlayınca soru moru kalmadı tabii; sorunun muhatabına da yanıtlayacak bir şey kalmamıştı zaten!..

Ahh şu acı gerçekler!..

Konuşmalar güzeldi de gerçekler nasıldı acaba?..

Cumhurbaşkanı’nın, ona sözde soru sorarken ekonomiyi koyacak zirve bulamayan yayın yönetmeninin söyledikleri gerçek miydi yoksa temenni mi bir bakalım…

Mesela 2019’da kaç esnaf kepenk kapatmış, rakamlarıyla görelim… Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu TESK daha yeni açıkladı; 2019 yılında 114 bin 977 esnaf iflas bayrağını çekti! Bu rakam son 9 yılın en yüksek rakamı olarak kayıtlara geçti!

Son 15 yılın verileri tam bir facia; bu sürede tam 1 milyon 896 bin esnaf kepenk indirdi! Bugün itibariyle Türkiye’deki toplam esnaf sayısı 1 milyon 791 bin 201… Bu durumda 16 yıl içinde esnafın yarısından fazlasının iflas etmiş olduğu görülüyor!

Peki küçük ve orta ölçekli işletmelerde (KOBİ) borç durumu ne merkezde acaba? Batık KOBİ kredisi son bir yılda yüzde 50 artışla Kasım 2019 itibarıyla 60 milyar 382 milyon liraya çıktı!  Takipteki KOBİ sayısı ise bir yılda 337 bin 210’a fırladı!..

Söz konusu esnaf o TV programını izledi mi pek merak ettim doğrusu!..

Kara bir şaka gibi!..

İşsizliğin hangi boyutlara geldiği ortada…

Şu kadar milyondan bu kadar milyona ulaştığını TÜİK bile gözden uzak tutamıyor! Tek yaptığı, iş aramaktan usanmış insanları görmezden gelip işsizden saymamak! Buna rağmen onun verdiği rakam bile 5 milyona dayanmış vaziyette!

Genç işsizlikte durum daha da beter; üniversite mezunu filan hiç farketmiyor artık, genç nüfusun işsizlik oranı TÜİK verilerine göre 26.1 ise varın gerisini siz düşünün! CHP’li 25 milletvekili işsizlikteki bu acıklı durumun araştırılması için Meclis Araştırması istedi. O önergede şu çarpıcı benzetme yapıldı:

Bu artışlarla birlikte işsiz sayısı 55 ilimizin nüfusunu geride bıraktı!..

Bu kadar milyon işsizden, gençler dahil  TV programını izleyenler ne hissetti gerçekten merak ediyorum!..

Bitmedi; 1 Ocak itibarıyla Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçlarını ödeyemeyen yurttaşlar, sağlık kurumlarından sağlık hizmeti alamayacak!.. Bir diğer deyişle iktidarın yaklaşık 5 milyon insana yeni yıl hediyesi bu!

Güler misiniz ağlar mısınız; işsizlik, yoksulluk nedeniyle milyonlarca insan GSS borçlarını ödeyemiyor, her Allah’ın günü iş aramaktan canı çıkmış, İŞKUR kapılarında helak olmuş, doğru dürüst karnını doyuramıyor, işsiz olduğu için ödeyemediği GSS borcu nedeniyle bu durumda hastalansa, başına bir şey gelse hastaneye de gidemeyecek! Eee, bu durumdan olmuş olacak?

Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir!..

Gördüğünüz üzere, televizyon fantezileri ile memleketimdeki işsizlik, yoksulluk manzaraları birbirine hiç mi hiç benzemiyor…

Sağlık hizmetinden yoksun bırakılan insanlarımız o TV programını seyredince neler hissettiler acaba?