İran’ın, ABD ve İsrail’le savaşmaya başladığı günden bu yana üçüncü İran füzesi, sınırlarımızın içinde düşürüldü.

Düşüren kim; Türk Silahlı Kuvvetleri mi?

Hayır...

NATO güçleri...

Çok şükür yine bir can kaybı olmadı.

Bizimkiler yine Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı kuru bir açıklamayla “yasak savdılar...”

Dediler ki:

“Ülkemize yönelik her türlü saldırı için gerekli önlemler alınmaktadır...”

İyi de biz neden farkında değiliz, bu “alınan önlemlerin?”

Ne yapıyorsunuz önlem alarak; anlatsanız da biz de öğrensek...

★★★

Asıl soru şu:

Ya; bu balistik füzelerden biri düşürülemezse...

Kentlerimizden, kasabalarımızdan, köylerimizden birinin tam ortasına isabet ederse...

Onlarca vatandaşımız hayatını kaybederse...

O zaman ne olacak?

Bizi koruyamadıkları için suçu NATO’ya mı atacağız?

Yoksa süren savaşa biz de mi dahil olacağız?

★★★

Yönetimi her ne kadar despot olsa da...

Hak arayan vatandaşlarını biber kurutur gibi ipe dizse de...

Bu savaş, bizim savaşımız değil...

Bizim savaşmamız için tek neden olabilir:

Birilerinin sınırlarımıza göz dikmesi...

Böyle bir şey var mı?

Yok...

Peki; İran, neden bizim topraklarımıza füzeyle saldırıyor?

Kendisine yönelik saldırılara İncirlik’teki ABD üssünden destek verildiği için...

Peki; biz neden İspanya kadar olamıyoruz?

Neden onlar gibi, “Bu alçakça savaşta topraklarımızdaki ABD üslerinin kullanılmasına izin vermiyoruz” diyemiyoruz?

★★★

Ne ABD’yle İsrail bizim dostumuz; ne de bin yıllık komşumuz İran düşmanımız...

Bizim tek ilkemiz, toprak bütünlüğümüz...

Ne kimsenin toprağına göz dikeriz, ne topraklarımızın bir karışının işgal edilmesine izin veririz...

Topraklarımızı koruyacaksak da kendimiz koruruz, NATO’nun bilmem ne güçleri değil!

★★★

Bunları yapamıyorsak...

İran’ın kendince haklı nedenlerle ülkemize füze yağdırmasına seyirci kalıyorsak...

Gelen füzeleri “taşeronla” imha ediyorsak...

Birileri bize masal değil, gerçekleri anlatmalı...

Ne oluyor beyler?

Birilerinin iddia ettiği gibi bizim savunma sistemimiz bu füzeleri imhaya yetmiyor mu?

Rusya’dan alınan füzeler neden devreye girmiyor?

İran’a daha ne kadar öbür yanağımızı uzatacağız?

İsrail’in piyonu haline gelen ABD’nin topraklarımızdaki varlığına daha ne kadar izin vereceğiz?

Ne zaman “tam bağımsız” olacağız?

Eğer “tam bağımsızsak”, neden ülkemizin hava sahasında “bizsiz” süren savaşa müdahale edemiyoruz?

Hadi, aslan Dışişleri...

Bu soruları da yanıtla!

Başka savcı yok mu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarına dün Kuşadası Belediyesi de eklendi.

31 Mart 2024’teki seçimlerde 30 bin 174 vatandaşın oyunu alarak AKP’li rakibine tam 19 bin oy fark atan Ömer Günel, dün sabah saatlerinde gözaltına alındı.

Bugüne kadar İBB Başkanı Ekrem İmamoğluAntalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin BöcekAdana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın yanı sıra...

15 CHP’li ilçe belediye başkanı ve başkanvekili tutuklanmıştı.

Dün yapılan gözaltı da tutuklamayla sonuçlanırsa, bu 16’ncı ilçe belediye başkanının tutuklanması olacak.

Sonuç ne oldu?

Üç belediye AKP’ye geçti... Diğerleri yine CHP’li başkanvekilleri tarafından yönetiliyor.

★★★

Ahmet Günel, aynı zamanda Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde CHP Grup Başkan Vekili’ydi...

“Topuklu Efe” lakaplı Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye topuklaması sırasında kendisiyle ciddi polemiklere girmişti.

Günel’i “yolsuzlukla” suçlayan ilk isim de Özlem Hanım olmuştu.

Tabloya bakın:

İki isim de CHP’den seçildi...

Biri yolsuzluktan tutuklanmamak için AKP’ye geçip beraat etti... Onun yolsuzlukla suçladığı kişi ise gözaltına alındı.

★★★

Benim merak ettiğim şu:

Kuşadası’nda ya da Aydın’da savcı yok mu?

Her “iddiaya” İstanbul savcıları bakacaksa, diğer savcılara ne ihtiyaç var?

GÜNÜN SORUSU

Sorum size:

Bu iktidar, önümüzdeki ilk seçimlerde değişmezse ve CHP size yaşadığınız ilçenin belediye başkanlığını teklif ederse... Bunca yüksek tutuklanma olasılığını bile bile kabul eder misiniz?

İlber Hoca...

Ünlü tarihçi İlber Ortaylı’yı kaybettik... İnandıklarını kimseden korkmadan dile getiren, bilgi birikimi eşsiz bir aydındı.

Kütüphanesini “külliye”ye bağışladığı zaman kızmıştım ona... Çünkü o eşsiz servetin, halkın daha kolay ulaşabileceği bir yerde olması gerektiğini düşünüyordum.

Atatürk devrimlerine bağlı bir Osmanlı tarihçisiydi.

Yerinin dolması çok zor...   

Ne diyelim; huzur içinde uyusun.