Perşembe günü mahkeme heyetinin UYAP sistemine yüklediği karar ile CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, bugün ilk kez basının karşısına çıkarak, açıklamalarda bulundu.
|
İstinafın tedbir kararının ardından evinin önünde basın açıklaması yapan Kılıçdaroğlu: "Özgür beye hayırlısı olsun ama kendisi benle görüşeceğini söylemişti. Ama henüz görüşmedi. Belki bugün gerçekleşir. Bir şeyi çok iyi bilinmesi lazım. Cumhuriyet Halk Partisi köklü bir partidir. Devlet kuran bir partidir. CHP ahlaki değerlerini korumak zorundadır, ahlaki misyonunu korumak zorundadır. Hepinizin huzurunda bütün vatandaşlara ve partililere söz veriyorum..." ifadelerini kullandı. |
Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarına CHP Genel Başkanı Özgür Özel'den yanıt geldi.
Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
"Değerli arkadaşlar Parti Meclisi toplantımıza gidiyorduk ama gelişmeler üzerine sorularınız olduğunu söyledi arkadaşlar. Sizleri bekletmemek ve sorularınızı yanıtlamak üzere karşınızdayım.
Değerli arkadaşlar, bundan 3 yıl önce yine bir kapalı grup toplantımızda Grup Başkanı seçilmiştim. Ondan yaklaşık 5 ay sonra da bu kez yapılan kongremizde Genel Başkan seçilmiştim. Bu durum malum hukuken tanımadığımız, Türkiye'deki aklı başında hiçbir hukukçunun tanımadığı 'mutlak butlan' kararı çıktı.
Yarın öbür gün bu kararın Meclis'e de yollanması ve Meclis yönetiminin de bu kararın kıymetlendirilmesi ihtimali nedeniyle bu kez CHP Grup Başkanlığında bir boşalma olmasına neden olabilirdi. Bizim bugün malum bu tartışmalar olduğunda sizin de takip ettiğiniz gibi, 3 gün öncesinden kararını aldığımız ve arkadaşlarımızı toplantıya çağırdığımız bir kapalı grup toplantısı yapıldı.
Tabii ki yönetmeliğimiz çok net. İlk kapalı grup toplantısında hukuki gereklilik olarak arkadaşlarımızın önerisiyle yeniden Grup Başkanlığı seçimi oldu. Kullanılan oyların birisi dışında tüm oyları alarak CHP Grup Başkanı seçildim. Tabi burada bugünkü toplantıya bazı arkadaşlarımız mazeret bildirerek gelemediler. Seçim olduğunu bilmiyorduk, bilsek gelirdik diyen arkadaşlarımız da oldu ama görünürde 110 arkadaşımızın desteğiyle CHP Grup Başkanı seçildim.
"GRUP TOPLANTILARINDA ELBETTE BEN KONUŞACAĞIM"
Bu konu artık CHP'nin meclis grubunda bir boşluk yaratılma ihtimaline karşı hamleydi. Olur olmadık yerlerde okuyoruz "Butlan kararını destekleyen 90 vekil var" diye. Bugün böyle bir şey olmadığının görülmesi de çok önemli, 110 vekil arkadaşımızın desteğiyle göreve geldik.
Ben hem partinin seçilmiş Genel Başkanıyım hem de bir kez daha seçilmiş TBMM Grup Başkanıyım. Grup Başkanı istediği zaman CHP'de Meclis'i grup toplantısına çağırabilir.
Hepiniz takdir edersiniz ki, sahadaki ve sokaktaki üyelerin duygu durumuna bakılınca bu 'mutlak butlan' kararından sonra partide bir genel başkanlık değişimi olduğunu kimse kabul etmiyor. Ben de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla gelip de CHP Grup Toplantısında konuşma yapmak isteyeceğini ya da benden böyle bir talepte bulunacağını tahmin etmiyorum. Böyle bir şeyi kendisi de istemez ve kabul etmez. Kurultay yapılana kadar haftalık grup toplantılarımızı elbette ben yapacağım.
Bunun dışında şöyle yorumlar okudum "İşte uzlaştılar, biri grup başkanı biri de genel başkan" olacak diye. Böyle bir uzlaşma yok. Bu butlan kararını asla tanımıyoruz. Ancak şöyle bir uzlaşı olacak , herkesin istediği bir şey var o da kurultayın tüzüğümüzde öngörülen en kısa sürede, bu da 40 gün gibi bir süre içerisinde toplanması ve partinin bu tartışmalardan çıkarak iktidar yürüyüşünü sürdürmesidir. Şimdi en son Panaroma TR'nin mayıs ayı değerlendirmesi geldi.
Bu ankette CHP yüzde 34,8 oy oranına kavuşmuş durumda. Buraya vatandaşların derdini konuşarak, onları savunarak geldik. Düzde 25'lik cam tavanı kırdık, daha da yükselirken bu yaşananlar oldu. Her anket bir öncekinden daha iyi geldi. Şimdi bu türbülanslar bizi iktidar yürüyüşümüzden geri tutmamalı ve engellememeli.
Bu yüzden bir an önce, zaman kaybetmeden kurultay kararı alınmalı. Milletvekillerimizle görüştüm, şimdi Parti Meclisi ile görüşeceğim, yarın da il ve ilçe başkanları ile konuşacağım. Arkadaşların görüşünü aldıktan sonra Kemal Bey ile bir görüşme yapacağız. Ben bir görevlendirme yaparım, ilk mesai gününden itibaren 40 gün içinde CHP'yi kurultaya götürürüz ve artık bu kabus biter. Devamında da herkesin umutlarını besleyen iktidar yürüyüşümüz başlar.
KILIÇDAROĞLU'NA YANIT VERDİ
Bunu bir parti meselesi değil de demokrasi meselesi olarak görenlere, iktidar partisine oy veren seçmenlerin dahi sahadan gelen tepkilerini iletiyor arkadaşlar "Bize yapılmasını istemediğimiz şeyi başkasına yapmayız" diyen ve bize hiç oy vermemiş belki de hiç oy vermeyecek ama büyük bir feraset ile Türkiye'ni geleceğini düşünen tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Dünkü telefon görüşmemizde kendisi 'en uygun' zamanda kurultay yapalım demişti, ben de en uygun zamanın 'en kısa' zaman olduğu görüşünü iletmiştim kendilerine. Bu kapsamda arkadaşlarımız görüşür ve en doğru karar verilir. Hiç şüphe yok ki en uygun zaman, en kısa zamandır.
KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞMEK İÇİN TEK ŞART
Siyasette çeşitli gelişmeler olur ve ona göre pozisyon alınır. Biz dün kendisiyle telefonda görüştük, devamında arkadaşlarımız görüşür. Kurultay kararı alınırsa büyük bir memnuniyetle yüz yüze görüşürüm ancak bu kurultay kararını gazetede okumam lazım. Ondan sonra görüşürüz ve sohbet de ederiz elbette. 40 günde kurultaya gitmemesi halinde zaten 40 gün bekleyecek değiliz. Biz Kemal Bey ile bu konuyu görüşeceğiz arkadaşlarımız aracılığıyla, o bir adım atarsa bunu hem partimiz için hem de kendisi için en doğru karar olacaktır. Partimizde geçmişte de olsa seçilerek genel başkanlık yapmış birine sokağın tepkisini görüyorsunuz. Böyle bir adımı müşterek olarak atmamız partimizin de Kemal Bey'in de faydasına.
"40 GÜN İÇİNDE KURULTAYA GİDİLMEZSE ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPARIZ"
Öncesinde arkadaşların konuşması bu yönden çok zaruri. O toplantı önceden görüşen arkadaşlarımızın da müştereken karar verdiği gibi 40 gün sonrasına bir kurultayı toplamak üzere olursa, ona zaten sadece ben değil herhalde giren bütün Parti Meclisi üyelerini bugünkü pozisyonları ne olursa olsun Kemal Bey'i misafirperverlikle karşılar. Yeter ki o salon "40 gün içinde kurultay kararı alınmak" üzere doldurulsun. Ancak delegenin vermediği kararı kullanmak üzere bir takım insanların niyetlerinin olduğu iddiası bu kadar sert eleştiriliyor.
En kısa sürede kurultay yapacağını belirtmesi halinde elbette buraya gelişini herkes memnuniyetle karşılar ancak bu konudaki kanaatini önceden açık şekilde ifade etmelidir. Aksi durumda böyle bir gelişme olmaz. Eğer 40 gün içinde kurultaya gidilmezse o zaman biz kurultaya gidilmesi için üzerimize düşeni yaparız.
Maalesef CHP tarihinde çok haksız eleştiriler aldı ve çok haksız operasyonlara maruz kaldı. Ancak CHP bu tür ahlaksızlıklara kendi içerisinde prim vermediği için birlik ve beraberlik içinde atlatmıştır. Şunu söylemek lazım "CHP'ye ahlaksızlık yapılıyor" doğru ama bize karşı yapılan gayriahlaki operasyonları kıymetlendiren bir söylemi ben kıymetlendirmem. Her fırsatta konuşuluyor, hakkında suçlama olan belediye başkanlarının üyeliğini askıya almak gibi konuşuluyor.
Örneğin Bayrampaşa Belediye Başkanımıza üç kez kendisine "AKP'ye geç operasyon yapmayalım" denildi. Şimdi Silivri'de yatıyor. Biz tutup kendisini partiden mi uzaklaştıracağız? Ekrem İmamoğlu iktidarı tehdit edecek oy oranlarına ulaşıp, Cumhurbaşkanı adayı olmasaydı zaten tutuklanmazdı. Onun suçu AKP'yi yenme suçu. Bugün bile ben aday olmayacağım diye söylese içerde kalmaz.
Hakan Bahçetepe'nin kendisi AKP'ye geçseydi içerde mi olacaktı? Şimdi biz bu arkadaşları ahlaksızlıkla suçlayacağız ve üyeliklerini askıya mı alacağız? Geçmiş zamanki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız için 180 yıl hapis cezası istediklerinde ben yanında oturdum. İyi ki de yanında oturmuşum. O gün Aziz Kocaoğlu'nun üyeliğini askıya almadık. Ben İmamoğlu'nun yanında durduğum için de hiçbir arkadaşımızın yanında durduğum için de hiçbir zaman pişman olmayacağım. Bu partinin genel başkanları yaşı ne olursa olsun herkese ağabeylik, babalık yapması gereken kişilerdir. Bana birisi gelip "Kızın okulda hırsızlık yapmış" dediğinde ben onu şimdi evlatlıktan reddediyorum demem. Yapmaz benim evladım derim. Ekrem İmamoğlu'ndan başlayarak kime ahlaksız suçlamalar yönetiliyorsa, herkesi için söylüyorum "Yapmaz benim evladım". Delegimiz bizi bu makamdan uzaklaştırmadığı sürece, otur dediği yerde otururuz ve bizi delegimizden başka kimse kaldıramaz.