Ahmet Takan
22 Temmuz 2022

Kılıçdaroğlu, bunları da yüklemek ister mi?..


Algı değil olgu!..

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu söylüyor, paçaları sıkışan saray iktidarı şak diye yapıyor.

Ancak dikkatimi çok çeken bir şey var; Kemal Kılıçdaroğlu’nun söyleyip de Tayyip Erdoğan’ın derhal yerine getirdiği işlerin neredeyse tamamı ahalinin cebini yakından ilgilendiren hususlar… Kılıçdaroğlu, EYT’yi de yükledi!.. Saray iktidarı, çözüm formülleri ile ilgili haberleri anından yandaş medya üzerinden servis yaptı. Bakalım yükleme ne zaman tamamlanacak. Ve onun ardından da Kemal Kılıçdaroğlu hangi hamleyi yapacak?..

Ekonomik çöküntü tamam da… CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu madem bu fırsatı yakaladı, neden Türkiye’nin diğer hayati temel  sorunlarını, değerlerini öne çıkararak sarayı daha da köşeye sıkıştırmıyor?..

Değerli abim, Profesör Emekli Kıdemli Tabip Albay Mustafa Kahramanyol’un  benimle paylaştığı bir anısı üzerine aklıma sormak geldi. Kemal Kılıçdaroğlu, aynı İstanbul Sözleşmesi’nin iptali üzerine  gösterdiği “İktidara geldiğimizde 24 saat içinde yürürlüğe koyacağız” çıkışını neden kapatılan askeri hastaneler için yapmıyor?..

★★★

İsterseniz, size önce, Mustafa Kahramanyol’dan dinlediğim anısını aktarayım:

-1983 Şubat ayında gecenin geç vaktinde evimin telefonu çaldı. Karşıda Haydarpaşa Asker Hastanesi’nin KBB uzmanı bir arkadaşım vardı. ‘Abi, komada,  kulağından cerahat akan, ateşli, menenjitli ve sol yarım vücudu felçli bir “sevk eri” var. Ne yapalım?’

-Helikoptere koy gönder, dedim, Gülhane’ye yolladım.

Saat 01.00 sularında hasta geldi. Hasta daha yolda iken lâzım gelen uzmanlar Gülhane’ye çağrılmıştı. Muayene, tetkik vs. işlerden sonra sağ kulak kemiğinde yaygın apse ve beyninin sağ tarafında kuyruklu iki apse tespit edildi. Saat 03.00 sularında hastamızı  ameliyata aldık. Ben kulak ameliyatı yaparken, Altay Bedük hoca da beyin ameliyatını yaptı. Müdahale ertesi günün saat 14.00 sularında bitti. Hasta yoğun bakıma alındı, her gün kulak ve beyin ameliyatlarının pansumanları yapıldı, sonda ile beslendi, damardan sıvı ve yüksek dozda antibiyotik verildi, sırt ve kol-bacak adaleleri ovalandı….

H.B., üç ay sonra yürüyerek taburcu oldu. Bir şirkette satış müdürü oldu. Evlendi, çocuk sahibi oldu…

O tarihte böylesi bir seri, ciddî ve şuurlu tedavi dünyada ancak ve sadece Gülhane’de yapılabilirdi…

H.B. paşa değildi, subay veya astsubay değildi. Paralı askerlik değil, gerçek askerlik yapmaya gelmiş milletimizin mütevazi ve sadık bir “Sevk eri” idi ve ailesi, askere gidince tedavi olur diye beklemiş ve ateşlenen oğullarını güvenerek asker hekimlere teslim etmişti!….

Biz alnımızın akıyla hekimlik ve hocalık ettik. Milletimize,  hocalarımıza, ocağımıza, mesleğimize ve insanlığa lâyık olmağa çalıştık.

Hastalarımızın da en az yüzde 80 kısmı “er” idi. Biz onlara oğlumuz imişçesine baktık.

Gülhane asla kapatılmamalı, askerî hekimlik dağıtılmamalı idi.

★★★

Hafızam beni yanıltmıyorsa, hain FETÖ darbe girişiminden sonra GATA dahil Türkiye’nin dört bir yanında kurulu 33 asker hastanesi bir OHAL KHK’si ile Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne devredildi. Devirden önce toplam yatak kapasiteleri 6 bin 500’den fazlaydı. Hastanelerin ikisi kapandı, diğerleri bağımsız hastane özelliğini yitirdi, bulundukları illerdeki devlet hastanelerine bağlı “ek binalar” haline getirildi. “Savaş cerrahisi” konusunda uzman olan askeri doktor sayısı kritik seviyeye düştü. Başta erler olmak üzere tedavi olmak isteyen askerler aylarca randevu sırası bekler hale geldi.

Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay bile TBMM Milli Savunma Komisyonu’nda yaptığı bir konuşmada askeri tabip kadrosundaki düşüşe dikkat çekip, “Hakikaten durum çok kritik, çok vahim durumdayız” demişti.

Askeri hastanelerin kapatılmasını Türkiye’nin temel kolonu olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çökertilmesi faaliyetlerinin bir parçası olarak gördüm. Hâlâ aynı noktadayım… Vakti zamanında askeri hastanelerin neden kapatılmaması gerektiğine ilişkin bilim insanlarından ve hayatını bu yola adamış deneyimli tabip askerlerden görüşler alarak birçok yazı kaleme aldım.

Bu konuda tekrara girmeyeceğim!.. Sadece CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na hatırlatmak istedim;

Aynı İstanbul Sözleşmesi’nin iptalinde yaptığı gibi “İktidara geldiğimizde en kısa sürede GATA ve diğer askeri hastaneleri açacağız” diyemez mi?..

★★★

Hazır konu açılmışken:

Kemal Kılıçdaroğlu, -iktidara geldiklerinde- kapatılan askeri okulların tekrar açılacağını, kaldırılan milli bayram kutlamalarının tekrar coşku ile  yapılacağını vaatleri arasına almayı planlıyor mu?..

Vee… Saray rejiminin başta statlar olmak üzere sildiği ATATÜRK ismini 24 saat içinde tekrar vermeyi düşünüyor mu?..

Yasaklanan ANDIMIZI tekrar okullarımızda okutmayı istiyor mu?..

Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidar vaatleri arasında varsa, bunları yüklemeye başlasa da Tayyip Erdoğan’ın ne yapacağını görsek!..

★★★

Ulu Tanrı, tüm şehitlerimizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Kılıçdaroğlu, bunları da yüklemek ister mi?..
Ahmet Takan