Barış Yarkadaş
10 Eylül 2021

Keşke o gün konuşsaydınız…


Geride bıraktığımız hafta yayımlanan bir yazımda “Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan, 17-25 Aralık sürecine dair hiçbir şey konuşmuyor” demiş, her iki ismi bildiklerini anlatmaya davet etmiştim.

Bu yazının ardından önce Ali Babacan, ardından ise Ahmet Davutoğlu konuştu. Hatırlayacağınız üzere, Ali Babacan o dönem Başbakan Yardımcısı, Ahmet Davutoğlu ise Dışişleri Bakanı idi. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘çelik çekirdeği’nde olan bu isimler, çok geç de olsa yarım yamalak konuşmaya başladı. Babacan, yaptığı açıklamada yolsuzluk iddialarına çok değinmemeyi tercih etti. Hatta, neredeyse, operasyonu düzenleyen polis ve savcıları suçlayarak “Madem rüşvet vardı, neden 17 kez rüşvet alınmasını beklediniz?” diyerek, yapılanın aslında “siyasi bir operasyon” olduğunu vurguladı.

SORALIM…

O halde, Ali Babacan’a da aynı soruyu sormak gerekiyor:

Peki siz neden istifa etmek için yıllarca beklediniz? AKP’deki ‘’bozulma’’yı 2018’de mi fark edebildiniz? Sanırım sizin bu konuda da esaslı bir özeleştiriye ihtiyacınız var? Ayrıca madem bu operasyonun yapılmasını yanlış buluyordunuz, neden o dönem çıkıp konuşmadınız? Süreci yakından takip eden bir gazeteci olarak, sizin 17-25’te müspet ya da menfi bir açıklamanızı göremedim. Yoksa; süreci izleyip sonucuna göre bir tavır almayı mı beklediniz?

KONUŞTU AMA…

Ahmet Davutoğlu’nun durumu da aslında Ali Babacan’dan farklı değil… Davutoğlu da 17-25’le ilgili olarak hiçbir fikir beyan etmiyor, susmayı tercih ediyordu. Davutoğlu bu suskunluğunu dün sabah FOX TV’de İsmail Küçükkaya’ya bozdu ama keşke bozmasaydı! Dönemin kudretli ismi Davutoğlu’nun açıklamaları internet sitelerinde genişçe yer aldığı için burada ayrıntısına girmeyeceğim.

‘’TEHDİT EDİLDİM’’

Ancak bir konunun altını çizmezsem olmaz…

Davutoğlu, 17-25 sürecinde dönemin bakanlarından Zafer Çağlayan’ın kendisine, “Bu konular konuşulursa çok farklı isimler de devreye girer” dediğini belirtiyor ve bunun bir ‘’tehdit’’ olduğunu söylüyor.

Peki sizce Davutoğlu bu tehdit karşısında ne yapıyor?

Tabi iki hiçbir şey…

Davutoğlu, susuyor ve tehdidi sineye çekiyor…

Ustalar, ‘’Siyaset bir zamanlama sanatıdır’’ derler. Davutoğlu ve Babacan, o dönem sustukları için bu dönem yaptıkları konuşmalar hiçbir anlam ifade etmiyor; daha doğrusu inandırıcı olmuyor ve etki yaratmıyor.

Eğer o dönem koltuklarını kaybetmeyi göze alıp hırsızlık ve yolsuzlukları sineye çekmek yerine topluma anlatsalardı, bugün her ikisi de farklı noktalarda olurlardı.

Çağlar Çorumlu, Zeki Müren değildir!

Pazartesi sabahı attığım bir twit günlerdir tartışılıyor. Bu yazıyı yazmak için bilgisayar başına oturduğumda, twitimin okunma sayısı 3 milyon 128 bin 885’e ulaşmıştı.

Kaçıranlar için konuyu hatırlatayım:

İş Bankası, Maximum Kart için sanatçı Çağlar Çorumlu’nun rol aldığı ve Zeki Müren’i canlandırdığı bir reklam filmi çekti. Filmde, sanat güneşimiz Zeki Müren’e Maximum Kart’ın reklamı yaptırılıyor.

 

İTİRAZ ETTİM

Reklamı görünce, aşağıdaki şu satırları twit adresimde yazdım:

“İŞ BANKASI – Maximum Kart reklamı, Zeki Müren’in anısına karşı saygısızlıktır. İş Bankası bu saygısızlığı yapmaktan vazgeçmeli ve reklamı geri çekmelidir. Zeki Müren’i canlandıran Çağlar Çorumlu da bu saygısızlığa alet olmuştur. Her şey para değil Çorumlu…”

Tabii bu twitin ardından fırtına koptu…

Twitter alemi konuyu tartışmaya başladı. Öğlen saatlerinde internet gazeteleri, ertesi gün ise basılı gazeteler konuyu işlemeye başladı.

Görüşlerime destek veren de var itiraz eden de…

Reklamı sempatik bulan da var itici bulan da…

‘’ZEKİ MÜREN YAŞASAYDI…’’

Reklamı beğenenler, “Çağlar Çorumlu çok iyi oynamış, Zeki Müren yaşasa o da beğenirdi. Hatta kendisi bile rol alırdı” söyleminde birleşiyor.

İşte benim en çok itiraz ettiğim yan da burası…

Tamam iyi de Çağlar Çorumlu, Zeki Müren değil ki!

Çorumlu, Zeki Müren’i bir banka reklamında hiçbir rızası olmadan taklit ediyor. Üstelik, Zeki Müren’in yeğeni Sevtuğ Olgaç’ın DHA’ya yaptığı açıklamadan da öğreniyoruz ki; bu film çekilirken aileye danışılmamış, görüşleri ya da rızaları alınmamış…

ARADAKİ FARK…

Zeki Müren’in geçmişte deterjan reklamında bizzat oynaması ile bugün Çağlar Çorumlu’nun onu bir banka reklamında canlandırması aynı şey değildir! Zeki Müren o reklamda kendi rızasıyla oynamıştır! Aradaki fark çok açık değil mi? Bu yüzden, bir daha söylüyorum: Çağlar Çorumlu Zeki Müren değildir! Dolayısıyla, hiç kimse vefat etmiş bir insanı, eğer önceden yapılmış ve senaryosu üzerinde uzlaşılmış bir anlaşması yoksa, kendi kuruluşunun ticari reklamında oy-na-ta-maz!

ÇAĞRI!

Zeki Müren’in yeğeninin yaptığı ‘kibar ve nazik’ açıklamanın ayrıntılarında yer alan sözler de bu reklamın geri çekilmesi için yeterli bir sebeptir. İş Bankası, çektiği reklamla amacına ulaştığına göre, Zeki Müren’in ruhunu daha fazla incitmemelidir.

 

Yazarlar

Keşke o gün konuşsaydınız…
Barış Yarkadaş