“İyiyim” İşte bu söz, çağımızın en çok söylenen yalanı. İnsanlar gün boyu dudaklarından bu kelimeyi düşürmüyor ama gözlerinin ardında bastırılmış öfke, yutulmuş hayal kırıklıkları, uykusuz geceler, içe atılmış cümleler var.
Herkes güçlü görünmek için bir tiyatro oynuyor. Kimse dekorun arkasına geçip gerçeği göstermek istemiyor. Çünkü zayıf görünmek, bu çağın en büyük korkusu.
Toplum bizden hep dik durmamızı, gülümsememizi, “hallederim” dememizi bekliyor. Dert anlatmak zayıflık, ağlamak utanılacak bir şey sayılıyor.
★★★
Sosyal medyada herkes sahte bir mutluluk yarışında. Birinin hayatı yıkılırken bile filtresi düzgün, gülüşü eksiksiz. Bu yüzden, her şey yolundaymış gibi davranmak artık bir toplumsal refleks hâline geldi. İnsanlar içten içe yıkılsa da dışarıdan sağlam görünmek istiyor. Ama bu görünüşün bedeli ağır.
Sürekli güçlü görünmeye çalışmak, kendi duygularını inkâr etmektir. Ağlamak istediğinde gülümsemek, aslında kendine ihanet etmektir. Çünkü insan, duygularını bastırdıkça
taş kesilmiyor, sadece
içten içe çatlıyor.
Kimseye belli etmeden taşımaya çalıştığın o yük, bir gün en beklemediğin anda düşüyor, seni de altına alıyor. Ruh susarak iyileşmiyor maalesef, sadece sessizce yorulup, yavaş yavaş yok oluyor.
★★★
Güçlü olmak, hiçbir şey olmamış gibi davranmak değildir. Bazen en büyük güç, “Artık iyi değilim” diyebilmektir. Çünkü bu cümle içtenliğin, samimiyetin başlangıcı. O noktada insan, maskelerini bir kenara bırakıp ve kendini yeniden tanımaya başlıyor. Gerçek iyileşme, inkârla değil, kabulle yavaş yavaş oluyor.
Kırılganlığını gizlemeye çalıştıkça, insan kendine yabancılaşıyor. “Ben hallederim” diyen o ses, bir süre sonra içten içe artık son noktaya geldiğini, dayanamadığını fısıldıyor.
Yine de çoğu insan bunu duymamayı seçiyor. Halbuki, kırılmak, tükenmek, üzülmek insana ait. Bunlar olmadan güçlü olmak anlamsız, hatta imkânsız.
Her duygunun bir karşılığı vardır ve her gözyaşının bir nedeni. Onları bastırmak değil, anlamak gerekir.
Her şey yolundaymış gibi davranmak, bir süre idare eder, ama sonunda ruh alarm verir. Geceleri uykun kaçar, sabahları hiçbir şeyin tadı kalmaz. Oysa bir durup “Evet, ben yoruldum” demek, yenilgi değil, gerçekle yüzleşmektir.
Güçlü görünmek yerine gerçek olmayı seçmek, belki de hayatın en cesur adımı. Çünkü dünya zaten sahte gülüşlerle dolu.
Kısacası, her şey yolundaymış gibi davranmak insanı çok yoruyor. Ama aslında kimse senden hep dik durmanı, çok güçlü olmanı beklemiyor. Bunu öyle zanneden sadece sensin ve bazen sadece kabullenmek bile güçlü olmak için yeterli oluyor.