CHP’li belediye başkanları üçe ayrılıyor:
Bir: AKP’nin şimdilik dokunmadıkları...
İki: Tutuklanıp içeri attıkları...
Üç: AKP’ye kattıkları...
Son yerel seçimlerden bu yana geçen 28 ayda çoğu Refah Partisi’nden ve CHP’den olmak üzere tam 82 belediye başkanı AKP’ye transfer oldu.
Milyonlarca muhalif vatandaşın oyu iktidar partisine taşındı!
Şimdi seçmen soruyor:
“Biz oyumuzu o partiye vermedik ama bizim oylarımızla seçilen vekiller ya da belediye başkanları bize ihanet ediyor. Özgür Özel ve YENİ Parti bu duruma bir önlem almayı düşünüyor mu?”
★★★
Aslında bu “ayıplı transferler” basit bir yasa değişikliği ile önlenebilir.
Ama AKP bunu asla istemez!
O zaman ne yapmalı?
Öncelikle partiye bağış yapanlar değil, ön seçimde seçilenler aday gösterilmeli...
Bütün adaylara, bir “sadakat yemini” ettirilmeli...
Bu yeminler video kaydıyla belgelenmeli.
Buna rağmen parti değiştirenlerin yemin kayıtları medyaya servis edilmeli.
★★★
Bitmedi.
Bütün adaylardan, seçilmeden önce, açık tarihli bir “görevden istifa dilekçesi” alınmalı...
Benim gazeteci aklıma gelenler bunlarla sınırlı...
Bütün muhalefet partileri bu konuya kafa yormalı...
Bugünkü “demokrasimsi”mizin en büyük sorunu bu...
Bu hırsızlığa bir çare bulunmazsa...
Kimse gerçek demokrasinin hayalini bile kurmasın!
‘Seçimi kaybedersem!’
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel dün partisinin grup toplantısında, “İlk seçimlerde iktidar olamazsak ertesi gün kurultayı toplarım, aday da olmam” dedi.
Bu cümle büyük alkış aldı.
Televizyon yorumcuları saatlerce bu sözlerin önemini anlattı.
Oysa bir siyasetçinin kendisini böyle bir “garanti” vermek zorunda hissetmesi bile, bir demokrasi ayıbıdır...
Çünkü olması gereken zaten budur!
Gerçek demokrasilerde “kaybeden” gider!
Üç seçim, beş seçim, on seçim yenilip hala koltuğa yapışanlar sadece bizim gibi “demokrasimsi”lerde görülür.
Milletin yüzü!
Özgür Özel’in grupta büyük alkış olan bir diğer sözü de “Milletin yüzü gülmedikçe hiçbirimizin yüzü gülmeyecek”ti...
Eminim inanarak söyledi bu sözleri...
Yüreğinden koptu.
Çünkü yıllardır meydanlarda, sokaklarda vatandaşla el ele, kol kola, yüz yüze...
Onların derdini belki de bu ülkede en iyi bilen siyasetçi kendisi...
Bu yüzden kendisine bir öneride bulunmak istiyorum:
Madem milletin yüzü gülmedikçe hiçbirinizin yüzü gülmeyecek...
O zaman bunu kanıtlayın.
★★★
Bakın, bir-iki aya kadar üniversiteler açılacak ve yüz binlerce öğrencinin barınma sorunu yeniden gündemimizin ilk maddelerinden biri olacak.
Gelin, milletin çektiği yoksulluk çilesini paylaşın!
310 bin 332 lira olan milletvekili ve 201 bin 677 lira olan emekli milletvekili maaşlarınızın yarısını bir fonda toplayın... Sonra da evsiz, yurtsuz öğrencilerin sorununu çözmek için kullanın...
★★★
Yoksa... Ne kadar iyi niyetli olursanız olun, siz her ay 511 bin lirayı mideye indirirken...
Ayda 23 bin lirayla geçinmeye çalışan insanların çektiklerini anladığınıza kimseyi inandıramazsınız!
Haydi, Sayın Özgür Özel:
Her ay yarım milyoner olmaktan vazgeçebileceğinizi ve bu paranın yarısını geçinemeyen insanlarla paylaşabileceğinizi bize gösterin!
Şamil’in bildiği ne?
İktidarın kalemşörü Cem Küçük’ün son kullanma tarihi bitmiş olmalı ki tutuklandı.
Şimdi onunla “ilişkisi” olanlar da toplanıyor.
Bunlardan biri de Melih Gökçek’in oğlunun sahibi olduğu Beyaz TV’nin sunucusu Tahir Sarıkaya... Bu ikili arasında milyonlarca para alış verişi olduğu anlaşılmış...
Her şeye maydanoz olan eski AKP’li vekil Şamil Tayyar bu konuda da ahkam kesmekte sakınca görmemiş ve “Sarıkaya konuşursa medyada deprem olur” demiş...
“İyi de olur” diye de eklemiş!
Tamam da... Sarıkaya’nın konuşunca anlatacaklarını sen nereden biliyorsun Şamil Tayyar?
Madem biliyorsun, “İyi de olur” diye ekliyorsun; sen neden söylemiyorsun?
***
AHBAP soruşturmasında bağışta bulunan sanatçıları bile tek tek ifadeye çağıran sayın savcılar, acaba “Medyada deprem yaratacak” bilgileri bildiğini ima eden Şamil Tayyar’ı da misafir edecek mi?
GÜNÜN SORUSU
Sözüm ona kırk yıllık terör sorununu bitireceği söylenen “Çerçeve Yasa Tasarısı” dün imzaya açıldı. Ne ilginçtir ki imza atan vekillerin hiçbiri, tasarının içeriği hakkında bir bilgiye sahip değildi... Sorum bir bilinmezliğe imza atan bu vekillere:
Boş borç senetlerine de imza atıyor musunuz? Atmıyorsanız, bu ülkenin geleceği, sizin şahsi servetinizden daha mı önemsiz ki bilmediğiniz bir tasarıyı imzaladınız?