İnsanlık tarihi, eğitime inananların hikayeleriyle ilerlemiştir. Antik Yunan’da Platon, Atina’nın en zengin adamı değil ama en bilgesi olmayı, bir okulun avlusunda genç beyinleri düşünmeye davet ederek başarmıştı.

18’inci yüzyılda Prusya, cehaletin düşmandan daha sinsi olduğunu bildiğinden ordusundan önce okul sistemini kurmuştu.

Eflatun’un “Bir ülkenin geleceği, o ülkenin eğitimine verdiği değerle ölçülür” sözü, eğitimin sadece bir kurum değil, bir zihniyet meselesi olduğunu hatırlatır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye, henüz savaş yaralarını sararken Köy Enstitüleri’ni kurdu. Okumayı, düşünmeyi, üretmeyi birleştiren bu model, kısa ömrüne rağmen binlerce köyde ışık yaktı. 

★★★

Türkiye’de sömestir tatiline girildi. Çocukların bir kısmı için bu, çantayı bir köşeye bırakıp rahat bir nefes almak demek. Sabah alarmının susması, ödev defterlerinin kapanması, biraz oyun, biraz ekran, biraz da geç yatma izni. Çocukların yüzlerindeki sevinci görmek zor değil. Çünkü tatil çocuklar için her zaman mutluluk verici bir şeydir.

Ama aynı takvim yaprağı veliler için aynı duyguyu taşıyor mu, tartışılır. Kimi ebeveyn için sömestir, çocuğunun nihayet dinlenecek olmasına sevinmek demek. Kimi içinse içten içe büyüyen bir burukluk. Çünkü bu tatil, sadece derslerin değil; eksiklerin, aksaklıkların ve kırık notların da kısa bir molası.

Bir de işin daha sessiz tarafı var. Çalışan anne babalar, tatil sevincinin yanına pratik bir endişe ekliyor. Çocuk gün boyu kiminle olacak, nasıl vakit geçirecek, ekran süresi nasıl kontrol edilecek? Sömestir, çocuk için özgürlükken; veli için plan, denge ve vicdan muhasebesi demek oluyor.

★★★

Bu iki hafta, notlardan ve karnelerden bağımsız bir zaman. Çocuklar biraz dinlenecek, biraz da kendileriyle kalacak. Onlar için bu boşluk, oyuna ve hayal kurmaya ayrılmış bir zaman. Bırakalım tadını çıkarsınlar. Çocuklara keyifli, bol dinlenmeli bir sömestir tatili diliyorum.