Harf devrimiyle her şey sıfırlandı öyle mi?!.

12 Kasım 2019

Bu yıl da Büyük Devrimci’yi özlemle, minnetle, sevgiyle andık…

Ankara’da Anıtkabir, İstanbul’da Dolmabahçe ziyaretçi rekorları kırdı… Ben bu kez İzmir’deydim; sevgili Uğur Dündar ve Gökmen Ulu kardeşimin de katıldığı, dostum, kardeşim Mehmet Buldanlıoğlu’nun “W Enjoy” kafesinde İzmir’in güzel insanları ile buluştuk.. Atatürk’ün neden çağını aşan bir lider olduğunu anlattım, bir saati aşkın konuşmamda…

Mesela, daha 10 yıl önce büyük bir yenilgiyle Anadolu’dan sökülüp atılan Yunanistan’ın “Türk düşmanı” olarak bilinen, tanınan Başbakanı Venizelos’un 1934 yılında Gazi’yi Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiği tarihi mektubunu okudum!..

Amerikalı psikiyatr ve tarihçi Arnold Ludwig’in 20’nci yüzyılın 2 bine yakın liderini 18 yıl araştırarak yaptığı elemenin sonunda tam puan olan 31 puanla Mustafa Kemal’i nasıl 20. yüzyılın en büyük lideri ilan ettiğini anlattım… Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO’nun  1978’de, Atatürk’ün doğum yılı olan 1981’i hangi kararla, oy birliği ile ve tarihinde bir ilk olarak  “Atatürk Yılı” ilan ettiğini anımsattım…

Türk Devrimi’nin en önemli ayaklarından biri olan “Harf Devrimi” sayesinde genç Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl şahlandığını, Türk Milleti’nin üzerine bir karabasan gibi çökmüş cehalet zincirlerini nasıl parçaladığını paylaştım…

Şimdi burada bir parantez açıp yıllardır bıkıp usanmadan Harf Devrimi’ne öfke kusan, halkımızın nasıl da bir gecede cahil kaldığını tekrar edenlere ufak bir ders verelim!

Osmanlı cehaletten yıkıldı!

AKP’li Cumhurbaşkanı, 10 Kasım’da Saray’da düzenlenen “Atatürk’ü Anma günü” nedeniyle bir konuşma yaptı…

O konuşmada, Osmanlı’da okuma yazma oranının çok düşük olduğu iddialarının yalan ve iftira olduğunu iddia ederek şöyle konuştu:

Harf devrimiyle adeta her şeyin sıfırlandığını eklediğimizde elbette ülkemiz okuma yazma oranının çok düşük olduğu bir dönem yaşadı ama bunun suçunu Osmanlı’ya yüklemek bir bühtandır. (Türkçesi iftira)

Okuyunca hayıflanmadım desem yalan olur, kimbilir kaç kez yazdım; Cumhurbaşkanı’nın o kadar sayıdaki başdanışmanı arasında bir tane olsun “Yakın Tarih” konusunda bilgili bir kişi yok mudur diye düşünmeden edemedim…

Örneğin duayen tarihçi Orhan Koloğlu’nun “Osmanlıcadan Türkçeye okuryazarlığımız” kitabındaki verilere keşke bir göz atılsaydı. Bakın ne diyor orada Koloğlu:

Osmanlı döneminde okuryazarlık devlet adamlarının abartmasıyla yüzde 10 olarak gösterilir. Bunun yüzde 4 kadarını da devlet hizmetindeki, o zaman “Millet-i Sadıka” olarak nitelenen Ermeni, Rum, ve daha az sayıdaki Arnavut ve Araplar oluşturmaktadır!..

Bitmedi; Birinci Dünya Savaşı’nda cephelerde Türk okuryazarlarının birçoğunun hayatlarını kaybetmesi sonucu Mütareke döneminde Osmanlı’da okur yazar sayısı yüzde 4 gibi son derece düşük bir düzeye inmiştir. Hatta bu oranı yüzde 2 olarak verenler de vardır!..

Yani Osmanlı’nın “en az yarısı okuma yazma biliyordu” iddiası ne yazık ki, saraylılar arasında bile taraftar bulamamış, bilimsel olarak da ileri sürülememiştir!..

Cumhuriyet. Kulluktan yurttaşlığa!

Mustafa Kemal, cehaletin her şeyin önünde nasıl büyük bir engel olduğunu biliyordu…

Daha savaş bitmeden ilk büyük toplantısını da bu nedenle öğretmenlerle yapmıştı! Gelin Büyük Zafer kazanıldıktan sonra Türk toplumunun durumuna bir bakalım:

Toplam nüfus 11 milyon civarındaydı… Kişi başına düşen milli gelir neredeyse yüzde 0’dı (yazıyla sıfır) Anadolu sıtma, trahoma gibi hastalıklarla kırılıyordu… Gelelim okur-yazar oranına; bu oran yüzde 7 oranındaydı, bunun yaklaşık yüzde 4’ü azınlıklarda, geriye kalan yüzde 3 oranın yalnızca binde 14’ü kadındı!..

İşte biz Cumhuriyete böyle adım attık! Ardından müthiş bir seferberlik başladı; genç yaşta hayata veda eden Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey canını dişine takarak çalıştı… Büyük devrimci ise Türkçe’nin alfabesi üzerinde çalışıyordu!. Mustafa Necati Bey’in çalışmaları sayesinde 1928’e gelindiğinde okur-yazar oranı yüzde 11’e çıkmıştı… AKP’li Cumhurbaşkanı’nın “bir gecede sıfırlandık” dediği işte buydu!..

Sonra ne oldu peki? Harf devrimi ilan edildikten sonra yurdun her yerinde “Halk Mektepleri” açıldı, 1935’e varıldığında nüfusumuz 16 milyon, yalnızca okur-yazar değil lise, üniversite de dahil çağdaş Türkçe’yi adamakıllı kullanan oran yüzde 25’e ulaşmıştı!.. İşte o nedenle diyorum ki, artık bilgi çağındayız, ufak bir zahmetle bilgiye erişmek çok kolay; öyle yapılsaydı görülecek olan şuydu:

Türk devriminin yıldızlarından biri de Harf Devrimi’dir!

Bir yıldız daha kaydı

Tanımaktan onur duyduğum bir insandı…

Hayatı boyunca hiçbir şekilde, hangi şart altında olursa olsun taviz vermedi… 12 Mart faşizmi sırasında, “Anayasaya Giriş”  kitabında komünizm propagandası yaptı suçlamasıyla tutuklandı. Ona, belinden rahatsız olduğu halde kar küreten, buz kırdıranların şimdi adları bile hatırlanmıyor!.. Sevgili eşi Sevgi Soysal’ı  çok erken yaşta yitirdikten sonra tüm gücüyle iki evladını yetiştirirken, Türk siyasetinde de parladı…

Onunla birlikte programlar yapmak, panellere katılmak benim için büyük bir gururdu… Uzun yıllardır hastaydı ve dün sonsuzluğa göçtü…

Sevgili Mümtaz Hocam, “Uğurlar” olsun, ruhun şadolsun…