Cezaevlerinde vicdanları yaralayan dramlar yaşanıyor.

Peş peşe yapılan operasyonlarla tutuklanan ve aylardır hapis hayatı yaşatılan belediye başkanları henüz hâkim karşısına bile çıkartılmadı.

Lösemi (kan kanseri) hastalığıyla mücadele eden Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, kolon kanseri hastası eski Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, günde 14 ilaç alarak ayakta kalabilen Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek, çığlık çığlığa “Hayatlarımız tehlikede” diyorlar!

27 Ocak 2025 gününden beri 7 aydır cezaevi şartları altında yaşam savaşı veren kalp hastası menajer Ayşe Barım kamuoyuna bir mektup yazarak:

“Gittikçe ağırlaşan 6 ayrı kalp hastalığım ve beynimde iki stentli anevrizmanın (beyin damarı baloncuğu) yanı sıra, yeni bir anevrizma sebebiyle ani ölüm riski altında yaşam mücadelesi veriyorum. Tutuksuz yargılanabilecekken cezaevinde hayatımı kaybedersem bunun sorumluluğu kimdedir?” diye sordu.

Burası Türkiye... Sorumsuzluğun tavan yaptığı bir dönemden geçiyoruz.

Bugüne kadar hangi facianın sorumluluğunu üstlenen bir babayiğit çıktı ki? Sorumsuzlar ülkesinde yaşıyoruz! Hiç kimse yasal ve vicdani sorumluluğu üzerine almıyor, olay bir süre sonra kapanıp gidiyor! Acı ama gerçek bu!