İnsan güvenilir bir varlık değildir. Herkes bir noktada kendi çıkarına göre seçim yapar.  Bu yüzden güven, ilişkilerin en basit görünen ama en karmaşık duygusudur. İki insan arasındaki sessiz bir anlaşmadır. Eğer bir ilişkinin temelinde güven yoksa o ilişki uzun sürmez.

İnsan günlük hayatta zaten yeterince yorulur. Bir de yanında duran kişiyi sürekli kontrol etmek, ne yapacağını kestirmeye çalışmak zorunda kalıyorsa yaşanan şey ilişki değil, sinir harbidir. Güven bu yükü ortadan kaldıran tek şeydir. Bu nedenle güven bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır; ilişkiye hem zemin hem de konfor sağlar.

Bir ilişkide güven olmadığında geriye iğnelemeler, telefon şifreleri, yarım doğrular, küçük testler ve bitmeyen bir şüphe kalır.

Oysa gerçek güven bağımlılık yaratmaz, özgürlük sağlar. Birine güveniyorsan onu sürekli denetleme ihtiyacı duymazsın. Kiminle konuştuğu, nereye gittiği, neden geç yazdığı takıntı hâline gelmez. Bu özgürlük, ilişkide hem bireyselliği hem de yakınlığı korur.

★★★

Güven duygusu çocuklukta şekillenir ve insanın dünyaya bakışını belirler. İhtiyacı karşılanan çocuk dünyayı güvenilir bir yer olarak algılar. İhmal edilen çocuk ise büyüdüğünde kimseye tam olarak güvenemez. Çocuklukta eksik kalan bu duygu, ileride ilişkilerin önündeki en büyük engeli haline gelir.

İnsan beyni, çocuklukta çözülmemiş travmayı yetişkinlikte tekrar ederek çözmeye çalışır. Bu yüzden güven eksikliğiyle büyüyen insanlar, kendilerine güven vermeyecek kişileri seçer. Tıpkı çocukken annesinden ilgisiz davranış görenin, yetişkinlikte ilgisiz partnerlere yönelmesi gibi. Zihin bu kez sonucu değiştireceğini sanır ama değişen tek şey yaranın derinliğidir.

★★★

Güven problemi yaşayan kişiler hissederek değil, sürekli analiz ederek bağ kurar. Her mesaj, her sessizlik, her mimik sürekli çözülmeye çalışılır. Aslında bu, sevgiden çok tehlike taramasıdır. Beyin geçmişte yaşadığı terk edilme ya da ihanet ihtimalini yeniden yaşamamak için her şeyi kontrol etmeye çalışır. Oysa kontrol, güvenin panzehiri değil, düşmanıdır.

Gerçekte güven, sevginin sonucu değildir; sevgi güvenin sonucudur. Güveni erken yaşta öğrenemeyen kişiler, hayat boyu sevgiye aç ama yakınlıktan korkan bireylere dönüşür ve sonunda en çok istedikleri şeyi kendi elleriyle sabote ederler.

Aslında güven eksikliği başkasına değil, kişinin kendine duyduğu güvensizliktir. Çünkü güven, yanılma riskini içerir. O riski alabilmek için insanın önce kendine dayanabileceğini, hata yapsa bile yeniden ayağa kalkabileceğini bilmesi gerekir.