Ahmet TAKAN
23 Eylül 2020

Evde karantinadaki hastalar beklemeye alındı!..


Ders zili çaldı, kaos başladı…

Alfabenin 29 harfinden oluşan alternatifli planları vardı… Endişeye hiç ama hiç mahal yoktu… Her şey tıkır tıkır yürüyecekti… Pandemi sürecinin en güçlü ülkesiydi Türkiye… Güçlü liderlik sayesinde her iş dört dörtlük gidiyordu… Aksini söyleyenler, teröristti…

Dakika 1 gol 1!..

2020-2021 eğitim öğretim dönemi başladı… Milyonlarca öğrencinin girmek istediği Eğitim Bilişim Ağı (EBA) sistemi ilk günden çöktü. Sisteme giriş yapamayan öğretmenler ve öğrenciler ‘çok kalabalık’ uyarısıyla karşılaştı. Saç baş yolundu… Öğrenciler, öğretmenler ve veliler sinir krizleri geçirdiler… ”Ne yapmalıyız” telefonları ve yazışmaları yüzünden neredeyse bizim meşhur telefon operatörleri gümlüyordu…

Millet saç baş yolarken muhterem Bakan beyler ne dediler?..

“Bu olumlu bir haber”

Neden?..

Çünkü, “Talepte sıçrama oluşmuş”…

Uzaydan öğrenci ve öğretmen getirdiler herhalde Türkiye’ye!..Aylardır konuşurken mangalda kül bırakmayan saray iktidarının Eğitim Bakanının elinde memleketteki öğrenci ve öğretmen sayısı hakkında veri yok muydu?.. Bilinmiyor muydu sayılar?.. Anlık girişlerin ne kadar olabileceği hesap edilemiyor muydu?.. Hani bütün hazırlıklar tamamdı?..

Böyle bir rezalet herhangi bir Avrupa ülkesinde yaşansaydı, Bakan çıkıp da “Bu olumlu bir haber” demeyi bırakın kendini ve temsil ettiği kurumu savunacak bir mazeret bulup da onun arkasına sığınabilir miydi?.. Basardı istifayı. Dönerdi evine…

Pişkinliğinde bu kadarı ancak ve ancak “Yeni Türkiye” de olur!..

Millet bu kadar ağır, ağır insani, ekonomik, sosyal sorunlarla boğuşurken sarayın bakanı insanların aklı ile alay ediyor… İsterseniz şükredelim; “Dış güçlerin oyunu”, “Tayyip Erdoğan’ı çekemeyenler EBA’ya saldırdı “ demedi diye!..

★★★

Geçenlerde yazmıştım, Ankara’nın tadı tuzu kalmadı. Korona ile yatıyor korona ile kalkıyoruz. Gelen telefonların, ulaştırılan mesajların yarısı doğru ise Türk Tabipleri  Birliği’nin yaptığı açıklamalar onların yanında çırak kalır!.. Sadece ve sadece duyduklarımdan birini aktarayım. Dün sabah telefonum ısrarla çaldı. Telefonumda tanımlamadığım bir numaraydı. Sabahın erken saatinde ne olabilir ki diyerek merak edip baktım. Karşımdaki şahıs önce kendini tanıttı. Sonra, telefon numaramı beni tanıyan bir dostundan aldığını söyledi. Bol git gelli saatlerce kuyrukta beklemeli hastane macerasını uzun uzun anlattıktan sonra kendisine Kovid-19 tanısı konduğunu söyledi. Evde karantinaya göndermişler. Buraya kadar duyduklarım Türkiye klasiği artık rutin olarak kanıksadığımız türdendi. “Geçmiş oldun. Allah şifa versin kardeşim” dedikten sonra kendisi için ne yapabileceğimi sordum. “Abi, 3 gündür evde ilaçların gelmesini bekliyorum” dedi. Sesi oldukça boğuk geliyordu. Hastalığı ilerlediğini anlamam için uzman hekim olmama gerek yoktu. Dertlerini anlatırken sesinden ıstırap çektiği belliydi, nefes almakta zorlandığını söylüyordu. “Nasıl yani?.. Olur mu öyle şey?.. Yetkililer, her gün televizyonlara çıkıp eve karantinaya gönderilen hastaların ilaçlarının verildiğini anlatıyorlar. İlaç sıkıntısı olamadığını söylüyorlar. Bir yanlışlık olmasın” diye tepki gösterince şunları anlattı;

“Abi öyle deme. Bir gün gel de şehir hastanesinin halini kendi gözlerinle gör. Hastalar yerlerde yatıyor. Bana ‘Eve git ilaçlarını göndereceğiz’ dediler. Dedikleri gibi yaptım. Tam 3 gündür ilaçların gelmesi için evde bekliyorum. Hastaneyi aradım, ilaçların gelmediğini söyledim, bana ‘Orayı ara’ diye bir telefon numarası verdiler. Aradım, karşıma çıkan yetkili şahıs ‘Elimizde ilaç yok. Bulunca göndereceğiz. Sıradasın’ dedi. İlaçlarla birlikte ne yapacağımı anlatacak bir sağlık ekibinin eve geleceği de söylenmişti Ama ne gelen var ne de giden. Öldükten sonra gelecek ilacı ben ne yapacağım?”

Duyduklarım yüzünden dilim tutuldu. Ne diyeceğimi bilemeden 1-2 dakika sessiz kaldım. Karşıdan gelen öksürükleri dinledim. “Senin için ne yapabilirim” diye yinelediğimde, “ …. dedi ki; Ahmet Takan’ı ara başından geçenleri anlat. O uygun bir dille yazar. O sayede sesini duyurabilirsin belki. Anlattıklarımın teyidini çok kolay alabilirsin. Abi, takdir senin. İster yaz ister yazma. Ben sana ulaşabildim. Sesini duyuramayan, çile çeken hastaların sayısını var sen düşün.”

Zatürre aşısı yok… Grip aşısı yok… Hastanelerde yer yok… Şimdi de,

eve karantinaya gönderilen hastalara ilaç yok… Ne var?.. Bol müjdeli masallar var!..

★★★

Türk Tabipleri Birliği’ni ‘zillet, ihanet odağı’ ilan ederek hedef gösteren iktidar ve küçük ortakları… Ankara’da esnaflık yaparak geçimini sağlayan ve bugüne kadar da AKP’ye oy verdiğini çekinmeden
söyleyen bu vatandaşın anlattıklarına verebilecek bir cevabınız var mı?..

İnsanları düşük faizli tatil kredisiyle sahillere gönder… AVM’leri, işletmeleri, işyerlerini mesai ayarlaması yapmaksızın bir anda açarak milyonlarca kişiyi aynı saatte işe gitmek zorunda bırak… Toplu taşıma araçlarına yığ… Mitingler, üye kampanyaları, yasağa rağmen binlerce kişinin katıldığı düğünleri, açılışları düzenle… Sonra da çık tüm suçu vatandaşa yık…

Yakında evlerden ceset toplama haberleri gelmeye başlığında çıkıp hangi yüzle vatandaşa ne masallar anlatacaksınız?..

Sadece EBA değil çöken!..

-Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Evde karantinadaki hastalar beklemeye alındı!..
Ahmet TAKAN