Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Meclis Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.
Erdoğan, konuşmasına “Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AKP Grubu’ndaki kardeşlik tablosunun herkese örnek olmasını temenni ediyorum. Siyaseti marjinalize ediyorlar” sözleriyle başladı.
"Yola çıktığımız ilk günden beri milletle bütünleşmemiz katlanarak devam ediyor. Aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığını hafta sonu bir kez daha gördük.
6 beldede Belediye Başkanlarını ve Meclis Üyelerini seçmek için sandık başına gittik. 4'ün de AK Parti birinde ise Millet İttifakımızın ortağı ipi göğüsledi.
ÖZEL VE YÖNETİMİNİ HEDEF ALDI
Kendilerini dev aynasıyla görüyorlardı. Sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortadan kayboldu. Siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz.
Otobüslerle o şehirden bu şehirlere sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor kendilerini dev aynasında görüyorlardı.
Sandık sonuçlarının gelmesiyle birlikte ortadan kayboldular. Avazı çıktığı kadar bağıranların 3 gündür sesi, soluğu çıkmaz oldu. Aslında benzer bir yüzsüzlüğüne daha öncede şahit olduk. Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde öndeyiz diye halkımıza yalan söylediler.
" BU KAFAYLA GİDERSENİZ SANDIKTA DAHA ÇOK TOKAT YERSİNİZ"
Bugün de aynısını yapıp faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese kesen kibir abidelerine şunu söylemek isterim; Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz.
"Siz kendinizi düzeltmez, gerçekçi siyaset yapmazsanız daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Siz cuntacıların ve suç örgütlerinin vesayetinden kurtulamazsanız daha çok yenilgi tadar, daha çok hüsrana uğrarsınız. Bakın, her zaman ifade ediyorum. Sorun sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir. Esas sorun bunların zihniyetindedir, bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun bunların sokakla kurdukları bağın harbi ve hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde, Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil, şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir. Çeyrek asra yaklaşan rekabetimiz, bütün bunlar boyunca defalarca yenildiler, defalarca yanıldılar, fakat bir kez olsun zihniyetlerini değiştirmeyi denemediler. Son günlerdeki tavırlarına bakılırsa pek değiştirecek gibi de durmuyorlar.
Kendi aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhûletle ve sükunetle çözmek yerine kimi zaman bizi, kimi zaman mahkemeleri, kimi zaman da medyayı suçlayarak yine kendilerine toz kondurmuyorlar. Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik: CHP'nin 38. Kurultayı'na ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir.
"MAHKEME KARARI SONRASI YAŞANANLAR HAKLILIĞIMIZI TEYİT ETTİ"
'Rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim' diyenler aynı şekilde kendileridir. Dün 'halkın umudu' dediklerine bugün 'hain' damgası vuranlar da kendilerinden başkası değildir. Tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta, belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış, neticede hükmünü vermiştir. Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştir. Dikkat ederseniz partimize yönelik edep, adap ve siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduk. Hiç elimizi, dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık, medyadaki silahşörlerin tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik. Aynı tavrımızı koruyoruz.
"KOLTUK VE SALON KAPMACA KAPMACA SAVAŞININ TARAFI DEĞİLİZ"
Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre miskal ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. Milletimizin huzuruna, Gazi Meclis'imizin mehabetine, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır.
"TBMM'NİN TERÖRİZE EDİLMESİNE RIZA GÖSTERMEYİZ"
Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin terörize edilmesine, Gazi Meclis'in nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır. Burada şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum: CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı, bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti Hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, milli irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır.
"BİZİM MÜCADELEMİZ, TÜRKİYE'Yİ YURT DIŞINA ŞİKAYET EDEN MANDACILARDIR"
Bizim mücadelemiz, milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz, hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa 'Boş ver, Araplara paranı kaptırma' diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz, milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz, Batılı patronlarından 'Aferin' alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikayet eden mandacılarladır. Bizim mücadelemiz, ellerine fırsat geçse Türkiye'yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm hevesleriyledir. Bizim mücadelemiz, okullarımızda ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe mücadelemiz devam edecektir. Tembel muhalefetten, vizyonsuz muhalefetten, kavgalı muhalefetten ne bu ülkeye ne de bu millete hiçbir fayda gelmez.
Türkiye'nin güçlü, dirayetli, başarılı, istikrarlı bir iktidar kadar vizyon, ufuk ve hassasiyet sahibi muhalefete de ihtiyacı var. Bizimle eser, hizmet ve projede yarışacak muhalefet arayışımız son 23 yıldır makes bulmadı. Er veya geç Türkiye'nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum.
"NATO LİDERLER ZİRVESİ'NE BÜYÜK ÖNEM ATFEDİYORUZ"
Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleriyle meşgulken her zaman söylediğim gibi biz sadece işimize bakıyoruz. 2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara zirvesine dönük yoğun bir ilgi söz konusu.
Biz de Ankara zirvesinin NATO'nun tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız. 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde, aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nın 31'incisini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP 31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz."