Can Ataklı
12 Haziran 2022

Ekonomiyi düzeltmek için fevkaladenin fevkinde bir çözüm önerisi sunuyorum


ACAİP YAZILAR

Ekonomiyi düzeltmek için fevkaladenin fevkinde bir çözüm önerisi sunuyorum

Artık nereye gitsem, kiminle konuşsam burnundan soluyor.

“Bu kadar da olmaz” diyor örneğin biri benzin alırken.

“Olur olur, bal gibi olur, bunu oy verirken düşünecektin” diyecek oluyorum sonra vazgeçiyorum.

“Yuh artık” diye söyleniyordu örneğin biri markette “250 gram kıymalık keyfimiz vardı o da 40 lira olmuş.”

Pazara gidiyorum, bomboş, dolaşanlar da eğer varsa asla vazgeçemeyecekleri bir iki şeyi alıp gidiyor.

Ama araba satışları tam gaz gidiyormuş.

“Şekerim yatırım için alıyorlarmış, bugün al yarın daha pahalıya sat” diyordu kahvesini yudumlayan sarı saçlı kadın.

Peki çare ne?

Çare kolay aslında da kim uygulayacak?

Ama size geçmişten bir hikaye anlatmak istiyorum, günümüzde yapılması mümkün mü bilemiyorum.

Belki Kılıçdaroğlu sözünü tutar, seçimi muhalefet kazanırsa dediğini yapar.

Hikayemiz bir rivayete dayanıyor.

Vakti zamanında Şam Valisi bakmış, hazine tamtakır; sıfırı tüketmişler. Başlamış çare aramaya.

Yanındaki aklı evvel danışmanlar çare olarak Şam’daki dokumacılara fazladan vergi koymasını tavsiye eder.

Bu tavsiye üzerine Esat Paşa; danışmanlarına, “Böyle bir vergi koyarsak ne kadar gelir elde ederiz?” diye sorar.

“Elli veya atmış kese altın elde ederiz” derler.

Bunun üzerine Esat Paşa, “Bu insanlar zaten zar zor ayakta duruyor. Bu vergiyi nasıl ödeyecekler?” diye sorar.

“Evlerindeki altınları ve mücevherleri satarlar Paşam” diye cevap verirler.

Esat Paşa, “Ben bu meblağı daha güzel bir yöntemle elde etsem nasıl olur?” diye sorar.

Danışmanları meraklı bir sessizliğe bürünür.

Ertesi gün Paşa, müftüye bir davet göndererek “Gece bana gel ama kimse seni görmesin, buraya geldiğini bilmesin” der.

Müftü gece yarısı kimselere görünmeden gelir paşanın yanına.

Paşa “Müftü Efendi!” der, “Bize ulaşan bilgilere göre özel hayatında şeriata aykırı davranıyor ve evinde gizlice içki içiyormuşsun. Bu durumu İstanbul’a bildirmem gerek. Ancak önceden seni haberdar edeyim dedim.”

Bunu duyan müftü, alı al moru mor; Paşa’ya yalvarmaya başlar.

Sonra da İstanbul’a haber vermemesi için Paşa’ya 1000 mecidiye vermeyi teklif eder.

Paşa kabul etmez. Müftü iki katını teklif eder. Paşa yine kabul etmez.

Sonunda 6 bin mecidiyede anlaşırlar.

Sonraki gün Esat Paşa, Kadı Efendi’yi davet eder.

“Kadı efendi! Rüşvet aldığın ve makamını şahsi menfaatin için kullandığına dair elimize bilgi ulaştı” der.

Bu sefer Kadı Efendi, Paşa’ya yalvarmaya başlar. “Aman efendim beni görevimden almayın, insanlara rezil olurum” diyerek Müftü Efendi gibi Esat Paşa ile pazarlığa başlar.

Kadı ile de 6 bin mecidiyede anlaşırlar.

Sonra sırasıyla defterdar, karakol komutanı, esnaf ağası ve büyük zenginleri tek tek davet eder.

Bu operasyonun sonunda Esat paşa tam 200 kese mecidiye altını toplar.

Arkasından danışmanlarını çağırır, “Şam halkına vergi koyduğumu falan duydunuz mu?” diye sorar. “Hayır paşam duymadık” derler.

“Bakın hiçbir vergi koymamama rağmen 50 yerine 200 kese mecidiye altını topladım” der.

“Bunu nasıl yaptınız Paşam?” diye sorduklarında “Kuzuların derilerini yüzmektense koçların yünlerini kırkmak daha iyidir. Ben de koçların yünlerini kırptım” cevabını verir.

Muhalefet iktidara gelirse kuzuları kesmek yerine, koçları kırpar mı sizce?

YENİ ÖĞRENDİM

Sivrisinek bizi sokup kaşındıran bir hayvandan çok öte bir şey

Yaz ayları geldiğinde en büyük düşmanlarımızdan biri sivrisinekler.

Nasıl eder nasıl yapar, bacaklarınızda açıkta kalan tek noktayı bulur ve ısırır.

Sonra kaşı babam kaşı.

Geçenlerde sosyal medya hesaplarımdan birinde bir fotoğraf gördüm.

Hani bilim kurgu filmlerdeki gibi garip, korkutucu bir yaratık.

Meğer binlerce kez büyüten mikroskopta çekilen bir sivrisinek fotoğrafıymış.

Meğer gördüğümüz yerde şap diye tokadı basıp öldürdüğümüz sivrisinekler inanılmaz bir teknoloji ile donatılmış.

Sivrisineğin binlerce kez büyüten mikroskop ve diğer modern cihazlar altında incelenmesi sonucu keşfedilenler şunlarmış:

O ufacık kafasında tam 100 adet göz var.

Mikroskopla bile zor görülebilen ağzında 48 adet diş bulunuyor.

Göğsünde biri merkezi, ikisi de kanatlar için olmak üzere 3 adet kalp mevcut ve her bir kalpte

2 adet kulakçık, 2 adet de karıncık yer alıyor.

Bu ufacık sivrisinek, son teknoloji uçaklar olmak üzere en gelişmiş cihazlarda bile bulunmayan bir termal alıcıya sahip.

Canlıları ısı ile buluyor.

Bu cihazın ısı hassasiyeti derecenin (°C) binde biri.

Son derece gelişmiş bir kan tahlil cihazı, bir anestezi cihazı ve kanı kolayca emebilmek için bir kan sulandırıcı cihaza sahip.

Hortumunda altı adet bıçak bulunuyor.

Bunlardan dört tanesi ile kare biçimli bir kesik meydana getiriyor,

Diğer ikisiyle de, kanı emmek için bir tüp şeklini oluşturuyor.

Ayaklarında da pençeler ve kancalar mevcut.

İnanılmaz değil mi?

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Vazgeçtik

Depoyu doldurmaktan vazgeçtik,

Yolda kalmayalım yeter.

★★★

Et almaktan vazgeçtik,

Ekmek alabilelim yeter.

★★★

Ev alma hayalinden vazgeçtik,

Kirayı ödeyebilelim yeter.

★★★

Birikim yapmaktan vazgeçtik,

Faturaları yatırabilelim yeter.

★★★

2’inci çocuktan vazgeçtik,

1’incisine bakabilelim yeter.

★★★

Kantin parasından vazgeçtik,

Beslenme koyabilelim yeter.

★★★

Sepeti doldurmaktan vazgeçtik,

Yağ alabilelim yeter.

★★★

Isınmaktan vazgeçtik,

Ocağı yakabilelim yeter.

★★★

Lokantaya gitmekten vazgeçtik,

Evde çorba yapabilelim yeter.

★★★

Yeni kıyafetlerden vazgeçtik,

Eskisi yırtılmasın yeter.

★★★

Tatilden vazgeçtik,

Pikniğe gidebilelim yeter.

★★★

Yarınlardan vazgeçtik,

Bugünü kurtarabilelim yeter.

★★★

Nitekim;

Kendimizden vazgeçtik,

Çocukları kurtarabilelim yeter.

Serap Yürükoğluları’nın kaleminden

ÇOK GÜLDÜM

Bugün dört fıkramız birden var

Bu hafta Yıldırım Tuna’dan 4 fıkra geldi. Okuyalım o halde;

Çağdaş dedektif

Kadın, yöntemleri müthiş dedektife başvurmuş;

“Uzun bir süre, rahatsızlığı nedeni ile şehirden ayrılıp annemin yanına gitmek zorunda kaldım. Bu aradaki yokluğumda kocamın karşı apartmandaki kadınla bir ilişkisinin başladığından şüpheleniyorum, ancak ispat da edemiyorum. Hissediyorum ama elimde somut bir kanıt yok. Sizce ne yapabilirim?”

Dedektif düşünmüş ve cevabı vermiş;

“Kocanı alıp o kadının evinin kapısına götür. Kadının ev internetinin kocanın telefonuna otomatik olarak bağlanıp bağlanmadığını kontrol et.”

Romalı muhabbeti

Romalı asker, talim molası sırasında arkadaşına “Benim birlikte olduğum kadınların sayısını asla tahmin edemezsin” demiş..

Mmm…”

“Saçmalama oğlum. Ne lan öldürdün bizi. O kadar da değil…!”

Eğitim önemli

Köyün demircisinin işleri yoğunlaşınca yanına mecburen genç bir çırak almış, ona işi bir an önce öğretmek için “Bak” demiş, “Tavlanmış parçayı ocaktan çıkarıp örsün üzerine yerleştireceğim. Ben başımı öne eğince elindeki balyozla tam tepeye anında patlatacaksın… Tamam mı?”
Çırak aynen söyleneni yapmış. Şimdi o köyün yeni demircisi.

Kuzey Kore adaleti

Kuzey Kore’de mahkumların çalıştırıldığı taş ocağına yeni bir mahkum getirmişler, mahkumları kontrol eden saha görevlisi sormuş “Cezan kaç yıl?” diye…

“26 yıl efendim.”

“Peki, ne yaptın?”

“Hiçbir şey yapmadım efendim.”

“Yalan söylüyorsun. Ufak da olsa bir halt etmişsin. Hiçbir şey yapmayana sadece 25 yıl ceza verirler…!”

 

 

Yazarlar

Ekonomiyi düzeltmek için fevkaladenin fevkinde bir çözüm önerisi sunuyorum
Can Ataklı