Can Ataklı
26 Eylül 2021

Deli sorularla eğlenelim biraz


ACAİP YAZILAR

Deli sorularla eğlenelim biraz

Bir kısmını önceden de biliyordum.

Deli sorulardır bunlar, akla ziyan da diyebilirsiniz, ama düz mantıkla baktığınızda hepsi doğrudur aslında.

Bana gönderen, soruların hepsini bir süre önce yitirdiğimiz Ferhan Şensoy’a mal etmiş.

Gerçekten öyle mi bilemedim, biraz aradım tam bir kaynak bulamadım.

Gerçi bu soruların hepsi O’na uygun aslında.

Sonuçta bu sorular Ferhan Şensoy’a ait ya da değil, okuması çok keyif veriyor insana, hem fena mı Usta’yı da anmış oluruz böylelikle bir kere daha;

Yüzmek zayıflatıyorsa balinalar neyi yanlış yapıyorlar?

Mısır yağı mısırdan, ayçiçeği yağı ayçiçeğinden elde ediliyorsa; bebek yağı nereden elde edilmektedir?

Süper yapıştırıcı her şeyi yapıştırdığı halde niçin içinde bulunduğu tüpün iç cidarlarını yapıştırmamaktadır?

Niçin yanlış çevrilen telefon numarası hiçbir zaman meşgul çalmaz?

Eğer bugün hava sıcaklığı 0 derece ise ve yarın iki kat daha soğuk olacaksa, yarın hava kaç derece olacaktır?

Niçin “tek heceli” kelimesi diyebilmek için dört hece kullanmaktayız?

Neden insanlar gökyüzünde 400 milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, yeni boyalı yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar?

Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken bulaşık deterjanında gerçek limon suyu kullanılmaktadır?

Evli insanlar gerçekten daha mı uzun yaşamaktadırlar yoksa öyle mi hissetmektedirler?

Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları yakınca ne olur?

Bir şizofren intihar etmekle tehdit ediyorsa, rehin alma suçundan yargılanabilir mi?

Niçin fare kokulu kedi maması yok?

Kar küreyicisinin şoförü sabah işine neyle gelmektedir?

Birçok tüketim maddesinde “Buradan açınız” yazmaktadır, eğer “Başka bir yerden açınız” yazsaydı ne yapmamız gerekirdi?

Eğer uçağın kara kutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden yapılmamaktadır?

İnsan midesindeki asitlerin yediğimiz her türlü eti ve daha doğrusu her şeyi parçalayabildiğine göre niçin midemizi de parçalamaz?

Neden turuncu renge kavuniçi derler de portakal dışı demezler?

Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mülteciymişler gibi bakarız?

Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye’yi bulmaya çalışırız?

Neden insanlar birbirlerine sarılınca sağa sola sallanırlar?

Neden öğrenciler ilkokulda öğretmene “öğretmenim” diye seslenirken ortaokul başlar başlamaz bir anda “hocam” diye seslenmeye başlarlar?

Neden sınavlarda “3 yanlış bir doğruyu götürür” seklinde bir uygulama ile öğrenciler cezalandırılırlar da “3 doğru bil, bir doğru da bizden” seklinde bir kampanya başlatılıp zekâya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

Neden mavi bir sebze veya meyve yoktur?

Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır yoksa ondan tırstığımız için midir?

Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya “10 dakika sonra dönücem” yazar, ne zaman gittiğini nasıl anlarız?

Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye’deki bütün insanların izlediğini sanırlar?

Neden gözlerinden öperim denir? İnsan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var mıdır? Kimse kimseyi gözünden öpmüş müdür?

Cumartesi ve pazartesinin neden kendi isimleri yoktur?

KOMİK

Kadınlar ne gibidir?

Dünyada en çok kitap kadınlar üzerine yazılmıştır demek yanlış olmaz herhalde.

Bugün sizlere “erkek gözüyle” kadınlara nasıl bakıldığını farklı ve veciz biçimde sınıflandırmak istiyorum.

Bana da sosyal medyadan geldi.

Okuması keyifli ama..

Kadınlar termos gibidir; Her tartışmayı ilk günkü gibi sıcak tutarlar.

Kadınlar kitap gibidir; Korsanları hemen piyasaya çıkar.

Kadınlar sigara gibidir; Zararlıdır ama bırakması zordur.

Kadınlar otomatik kapı gibidir; Ne zaman çarpacağı belli olmaz.

Kadınlar kahve gibidir; Pişene kadar acıdır piştikten sonra zevk verir.

Kadınlar bebek gibidir; Önce konuşmasını istersiniz, sonra susmasını.

Kadınlar reçete gibidir; Karmaşıktır, anlaşılması zordur, ama mecbur kalırsınız.

Kadınlar deniz gibidir; Ne zaman durgun, ne zaman dalgalıdır bilemezsin.

Kadınlar trafik canavarı gibidir; Bir anlık dalgınlık hayatınıza mal olur.

Kadınlar teflon tava gibidir; Hiçbir hata üzerlerine yapışmaz…

FIKRA GİBİ

Sanki Cehape’den iktidarı yeni devralmışlar

İktidar artık tel tel dökülüyor.

Şiddetli oy kaybına uğradıkları gibi iç huzurları da kalmadı, avantajlarını kaybettiğini görenler birbirlerine de düşüyorlar.

Bu panik havası içinde insanı güldüren komiklikler de yaşanıyor.

Örneğin AKP MKYK üyesi Şamil Tayyar, “fahiş fiyat” tartışmasına partisinin iki önemli destekçisini hedefe oturtmuş.

BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu üyesi Murat Ülker’i.

Twitter hesabında paylaşımda bulunan Tayyar, “Önce BİM’ci Galip Aykaç. Sonra ŞOK’çu Murat Ülker. Tekelleştiniz. Üreticiyi tarlasında, çiftliğinde, işletmesinde kendinize mahkum ettiniz. Rantta zirve yaptınız. Yetmedi. Teşkilatlarımıza, bürokrasiye, kabineye sızdınız. Devam edin. Az bile yaptınız” dedi.

Zannedersiniz ki bu adamlar AKP’nin var olması için çalışmamışlar da CeHaPe döneminde palazlanmışlar, AKP de şimdi iktidara gelmiş ve hesap sormaya hazırlanıyor.

Fıkra gibi ülke haline getirdiler koca ülkeyi.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Yerli ve milliyiz ama köprü geçişimiz Euro ile

İktidar “yerli ve milli” lafını ağzından hiç düşürmüyor.

Tamam da yaptığı şeylerin çoğu “yerli ve milli” değil ki.

Şimdi Çanakkale’ye köprü yapılıyor, mart ayında açılacak inşallah.

Saray, köprü geçiş ücretini belirlemiş.

15 Euro karşılığında olacakmış.

Euro bugün 10 lira.

Yani Çanakkale’yi geçmek için 150 lira ödenecek.

İktidar belli ki dövizi tutamayacağını biliyor fiyatı bu nedenle Euro olarak açıklıyor.

Euro yükseldikçe köprü geçiş ücreti de artacak.

“Ya düşerse” mi diyorsunuz.

Öyle bir şey olur mu?

Necmettin Halil Onan’ın yazdığı “Bir yolcuya” şiirinin “Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir” dizesindeki “Dur yolcu” ifadesi Çanakkale Boğazı’na dev biçimde yazılmıştır. Boğazdan geçen herkes bu görüntüden etkilenir. Şimdi durum aynen böyle oldu değil mi?

ÇOK GÜLDÜM

Bu pazar üç fıkramız var

Artık havalar soğuyor ve evlere kapanıyoruz doğal olarak.

Gazete okumak daha zevkli olur böyle zamanlarda.

Hele pazarın keyfi fıkraları okumak bambaşka olur değil mi?.

Yıldırım Tuna bu hafta üç fıkra göndermiş yine, birlikte okuyalım;

Kadınlar dikkat..!

Kadın, kocası uyurken onun cep telefonunu didik didik kontrol edince, tanımadığı üç farklı telefon kaydına rastlamış..

– Müşfik Kadın

– Harika Kadın

– Rüyalarımın Kadını

Müthiş sinirlenmiş, elleri titreyerek ilk numarayı tuşlamış, karşısına kocasının annesi çıkmış..

İkinci numarayı arayınca kocasının kız kardeşi ile bir süre konuşmak zorunda kalmış,

Üçüncü numarayı arayınca bu sefer kendi telefonu çalmaz mı?

Masum kocasından şüphelendiği için ağlamaktan gözleri şişmiş, affedememiş kendini, hemen koşup eşine harika bir takım elbise hediye etmiş.

Kocası o elbise içinde çok yakışıklı olmuş ve telefonuna “Tesisatçı Arif “ diye kayıt ettiği sevgilisini aramış, birlikte harika bir restorana gidip yemek yemişler..

Kadını Etkileme Sanatı

Kadın: Kaç yaşında görünüyorum sizce?

Erkek: Mmm.. Gözlerinize bakınca 25 derim.. Cilt 20, vücut 18..

Kadın : Vovv.. Bir kadını nasıl etkileyeceğinizi biliy..

Erkek: (Sözü keserek) Bir saniye izin verir misiniz? Siz konuştukça doğru tahminim için bu rakamları toplayamıyorum…

Bendekiyle olmuyor

Adam otomobil çaldığı için mahkemeye çıkarılmış, “Bu ciddi bir suç” demiş hakim, “Bunun için ne diyeceksiniz bakalım?..”

Adam avukatının kulağına eğilip bir şeyler fısıldamış,

“Ciddi misin?” diye irkilmiş avukatı;

“Kesinlikle..”

“Sayın hakim, müvekkilim suçunu kabul ediyor..”

Hakim adama dönmüş, “Kendisine teşekkür ediyorum, bunu ancak karakterli biri yapar” demiş, “Ama bakın şimdi merak ettim.. Bu kadar dürüst ve onurlu bir insan bu hırsızlığı neden yaptı?”

“Arabam arızalıydı efendim” demiş adam başını öne eğerek, “Hayatımda da bir gün bile işe gitmemezlik etmedim.”

Hakim “Tamam da yavrum, otobüsü neden denemedin?” sözünü kesmiş adamın.

“Olur mu efendim?”
diye cevap vermiş adam şaşırarak, “Onun için D sınıfı ehliyet gerekiyor..!”

Yazarlar

Deli sorularla eğlenelim biraz
Can Ataklı