Cinsel sorunların çözümünü zorlaştıran en büyük engel organik nedenlerden ziyade sonradan öğrenilmiş yanlış inançlar ve toplumsal tabulardır.

Biz bu durumda ne yapabiliriz?

SORU:

34 yaşında, 14 yıldır evli bir kadınım. Cinselliği düşünmenin bile ayıplandığı tutucu bir çevrede büyüdüm. Eşimle evlendiğimde aylarca ilişkiye giremedik, hala cinselliği hiçbir şey hissetmeden yaşıyorum. Bir uzmana gitmeye çekiniyoruz, bize ne önerirsiniz? N.S./Yozgat

CEVAP:

Cinselliğin bir “tabu” olarak görülmesi, yaşanılan problemleri bir “utanç” kaynağına dönüştürerek kişileri derin bir çaresizliğe hapseder. “Bu sadece benim başıma geliyor” ya da “Cinsellik doğal olarak kusursuz olmalıdır” gibi hatalı inançlar, eşler arasında çözümsüz bir umutsuzluk yaratır.

Kulaktan kulağa yayılan bu mitler zamanla büyüyerek ciddi evlilik sorunlarına, kırgınlıklara ve çiftlerin birbirinden duygusal olarak uzaklaşmasına yol açabilir. Oysa cinsel sağlık, grip olmak kadar olağan ve çözümü olan bir süreçtir. Bu kısır döngüyü kırmanın ilk ve en önemli adımı, cinselliği bir tabu olmaktan çıkarıp eşle açık, yargısız ve dürüst bir şekilde konuşabilmektir. 

Yaşanan sorunlar bir başarısızlık olarak değil, ilişkinin geliştirilmesi gereken bir yönü olarak görülmelidir.