Meslekte 45’inci yılım bitti... Ne davalar gördüm, ne hakimler, savcılar...
Aslan gibi avukatlar, avukat gibi sanıklar...
Sanık da oldum, tanık da...
Meslek hayatımın önemli bir bölümü adliye koridorlarında, savcı odalarında, duruşma salonlarında geçti.
Hakkımda yüzlerce dava açıldı. Berkin Elvan’ın polis kurşunuyla öldürülmesine isyan ettiğim iki yazı dışında mahkum olmadım.
Onları da madalya gibi göğsüme taktım!
★★★
Bununla kalmadı:
Kumpas davalarının çoğunu izledim. Türkiye’nin en seçkin insanlarına atılan akıl almaz iftiraları savcı beylerin ağızlarından duydum...
Bu ülkenin başbakanının, “Ben bu davaların savcısıyım” demesine sizin gibi ben de hayret ettim.
Birbirinden ağır mahkeme kararlarını, sanık yakınlarını teselli etmeye çalışarak dinledim...
Ergenekon, Balyoz, Odatv, Poyrazköy, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği sanıklarının isyanını size aktarmaya çalıştım.
Sonuçta o mahkemeler, o masum insanlar hakkında onar, yirmişer, otuzar yıl, hatta müebbet hapis cezaları verdi... Sonra o cezaları veren hakimlerin, savcıların FETÖ üyesi çıktıklarını... Kiminin tutuklandığını, kiminin yurtdışına “kaçırıldığını” gördüm.
★★★
Bütün bunları neden mi yazdım?
Önceki gün açıklanan Aziz İhsan Suç Örgütü davasında “suç örgütü” dışında her şey bulundu ve insanlara bir sürü hapis cezası verildi ya... İşte ondan!
Adım gibi eminim ki bu kararların yüzde 90’ı istinafta ya da Yargıtay’da bozulacak...
Çünkü ortada somut delil yok...
Kendi g.tlerini kurtarma derdindeki “gizli tanık”ların dışında tanık da yok...
★★★
Kaç tane “kumpas” davası gördü bu gözler...
O yüzden adım gibi eminim; bu karar hem usul, hem esas yönünden bozulacak...
İki yıl içinde, muhtemelen 2028’deki genel seçimlerden sonra sanıkların hepsi serbest kalacak...
Elbette hakka, hukuka, adalete inanıyorum.
Ama Türkiye’nin bir gerçeği de bu:
Mahkeme kararlarına güvenememek!
GÜNÜN SORUSU
Sorum bütün ceza hukuku profesörlerine:
Yüzlerce insanı “suç örgütü” kurdukları gerekçesiyle haksız yere tutuklatan savcıların “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, TCK/109” suçundan yargılanmaları gerekmez mi? Bir savcının, yanlış suçlamalarının hesabını vermesini istemek, çok mu saçma?
“Paçavra gazeteci!”
Bir internet haber sitesinin muhabiri olan Gamze Eskiköy,
AKP İzmir Milletvekili ve Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan hakkında bir haber yapmış...
Kendisinin, Bergama’nın CHP’li Belediye Başkanı’nı, partisine transfer etmek için ziyaret edeceğini yazmış...
Sen misin yazan?
Eyyüp Bey çıldırmış:
“Yazdığın şey paçavra, ey paçavra gazeteci!”
★★★
Devreye İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi girmiş ve genç meslektaşımızı savunmuş...
Beyefendi buna da sinirlenmiş: “Sen kimsin de milletin iradesine parmak sallıyorsun?”
“Milletin iradesi” kendisi oluyor! Daha da vahimi ne biliyor musunuz?
Milletvekiline dokunamayan savcılık, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı’nı ifadeye çağırmış!
★★★
Haber doğru olmayabilir. Açıklama gönderirsin. Yayınlanmazsa, tekzip hakkını kullanırsın. Hatta dava edersin!
Ama hakaret edemezsin.
Küfür edemezsin.
Aşağılayamazsın.
Bizim meslektaşımız paçavra falan değil ama... Sizin gibiler yüzünden siyasetin paçavraya dönüştüğü acı bir gerçek Eyyüp Bey...