Cinsel sorunların çözümündeki en büyük engel, organik nedenlerden ziyade sonradan öğrenilmiş yanlış inançlar ve toplumsal tabulardır.

Bu problemimizi nasıl aşabiliriz?

SORU:

37 yaşında 12 yıldır evli bir kadınım. Cinselliği düşünmenin bile ayıplandığı tutucu bir çevrede büyüdüm, evlendiğimde aylarca ilişkiye giremedim. Hala cinselliği hiçbir şey hissetmeden yaşıyorum. Bir uzmana gitmeye çekiniyorum, bana ne önerirsiniz? H.N./Yozgat

CEVAP:

Cinselliğin bir “tabu” olarak görülmesi, yaşanılan problemleri bir “utanç” kaynağına dönüştürerek kişileri derin bir çaresizliğe hapseder. “Bu sadece benim başıma geliyor” ya da “cinsellik doğal olarak kusursuz olmalıdır” gibi hatalı inanaçlar, eşler arasında çözümsüz bir umutsuzluk yaratır. Kulaktan kulağa yayılan bu mitler zamanla büyüyerek ciddi evlilik sorunlarına, kırgınlıklara ve çiftlerin birbirinden duygusal olarak uzaklaşmasına yol açabilir. Oysa cinsel sağlık, grip olmak kadar olağan ve çözümü olan bir süreçtir. Yaşanan sorunlar bir başarısızlık olarak değil, ilişkinin geliştirilmesi gereken bir yönü olarak görülmelidir.