Ahmet Takan
10 Haziran 2022

“Cinnet getiren devlet”…


Küfür, hakaret, tehdit… Sarayın  ve ortaklarının siyaset dili, yönetim modeli!..

İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi ve emekli mülki idare amiri Bilal Karaca’yı, köşemizde yer verdiğim çarpıcı mektuplarından tanırsınız. Bilal Karaca, bu sefer, siyasetin gidişatı ile ilgili değil, “ 27 yılını devlete hizmetle geçirmiş emekli bir bürokrat olarak”  düşüncelerini dile getiren bir mektup yolladı. “Devletim adına taşıdığım endişeleri kamuoyuna aktarmak istiyorum” diyor.

E, o zaman, bize de, köşemizin ölçüsüne sadık kalarak o yürek yakan mektubu yayımlamak düşüyor;

-Artık;

İdarenin şefkatini değil, hiddetini sunuyorlar

Polise olan güveni değil, gazını ve copunu artırıyorlar…

Yargının adaletini değil, tek tarafı kesen kılıcını dayatıyorlar…

Askerin hak edilmiş saygısından değil, süngüsünden medet umuyorlar.

Devletin sopasını hiçbir vicdani ve insani ölçü tanımadan muhaliflerin başında patlatmaktan çekinmiyorlar.

Devlet zırhına bürünüp halkın namusuna dahi dil uzatmaktan kaçınmıyorlar.

Bütün bunlar ucube tek adam rejiminin menfi sonuçlarıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bir araya gelen biatçı bürokrasi devlet ile hükümet arasındaki sınırları iyice silikleştirmiştir. Hükümet yetkilileri kendilerini artık devlet zannediyorlar. Bürokrasi sindirilmiş, şizofrenik bir siyaset devlete tasallut etmiştir.

★ ★ ★

-Yaşadığımız son olaylar, siyaset kurumunda neşvünema bulan partizanlık illetinin bir kanser gibi devlet bürokrasisinin her hücresine sirayet ettiğine işaret etmektedir. Özellikle üst düzey bürokrasinin kamusal alana ilişkin olay ve olgular karşısında sergilediği lakayt tutum, devlete adeta bir ‘cinnet’ halinin musallat olduğu endişesi yaratmaktadır. Endişemizin sebebi siyasetin değil, devletin dili, devlet bürokrasisinin tepkisizliği ve aymazlığıdır.

-Şayet;

Devlet itibarı ve gücünü şahsında deruhte eden bir Cumhurbaşkanı, halkının bir bölümünün namusuna dil uzatıp onlara ‘çürük’, ‘sürtük’ diyebiliyorsa…

Devletin kurumları ve bürokrasi, ana muhalefet partisi liderini linç etmek isteyenleri sokağa salarken, muhalif twit atanları sabaha karşı evlerinden toplayıp hapse yolluyorsa,

Devlet, bir siyasi parti liderlerinin açıklamalarını haber olarak verdiği için medya kuruluşlarını cezalandırıyorsa,

Devlet, seksen yaşında, artık kumsalda parmak arası terlikle gezen emekli amiralleri ‘ima yoluyla’ darbe tehdidinde bulundular diye tutuklarken, elinin altında silahlı gücü olup, tehdidini icraya teşebbüs imkan ve kabiliyetine sahip paramiliter bir örgüt olan SADAT’ın, sandığı, Anayasal düzeni ve hür demokratik rejimi açıkça tehdit etmesini duymazdan geliyorsa,

Devlet, kendi silahlı kuvvetleri ve polisi dışında, siyasi iktidarla iltisaklı paralel paramiliter yapılar oluşmasına göz yumuyor ve bir de bunların bir kısım kamusal faaliyetler icra ederek devlet kurumlarıyla irtibatlanmasına müsaade ediyorsa,

Devlet, bir gazetecinin tutuklama ve yargılamalarda tavassutta bulunduğunu itiraf etmesine rağmen O’na ‘sen kimsin arkadaş?’ diye kulağından tutmuyorsa,

Devlet, siyasi tören ve programlara tüm ülkedeki kamu görevlilerinin katılımını mecbur kılanlardan,

Otobüs kiralayıp, memurlarına devlet bütçesinden harcırah ve yolluk ödeyenlerden hesap sormuyorsa,

Devlet, KPSS’de 90 alan adayı sudan sebeplerle mülakatta eleyip 60 alan adayı kamu görevine atıyorsa,

★ ★ ★

-Devlet, tüm halkın istifadesine tahsisli olan kamu mülklerinin ve mali kaynaklarının mahdum vakıflarına aktarılmasına, vakıf adı altında kamunun sırtından belirli kesimlere ideolojik endoktrinasyon yapılmasına sessiz kalıyorsa,

Devlet, durma oturma cumhuriyetin kurucu babalarına sövenlere devlet katında itibar gösterip, Türk Milletine ihanetleri tarihe mal olmuş müptezellerin kabri başında anma törenleri yapıyorsa,

Devlet, üç kuruşluk AB fonu için sınırlarının yol geçen hanına dönmesine, ‘ensar-muhacir’ demagojisiyle milli güvenliğinin tehdit edilmesine, demografik, sosyo-ekonomik ve kültürel yapısının dönüşmesine seyirci kalıyorsa,

Devlet, gerçek dışı ekonomik verilerle milletini dolandırıyor, zenginin dövizinin kur farkını fakirin sofrasından karşılıyorsa,

Devlet, kendi kurumsal ünvanını taşıyan sosyal medya hesaplarından üstlerine vazife olmadığı halde muhalif siyasetçileri alenen eleştirip partizanca polemiklere giriyorsa,

Devlet yıllarca kendisine şerefle hizmet etmiş emekli bürokratlarının, sırf hükümetin hoşuna gitmeyen şeyler söylüyor diye kazanılmış hak, rütbe ve unvanlarını ellerinden almaya kalkıyorsa,

Devlet, her gün kamuoyunun gündemine düşen yolsuzluk, uyuşturucu kaçakçılığı gibi suç iddiaları karşısında üç maymunu oynuyorsa,

Devlet cinnet getiriyor demektir.

★ ★ ★

-Devlet nihayetinde bir tüzel kişiliktir. Elle tutulup gözle görülmez. Ancak devleti görünür kılan bürokrasisi ve hizmetleridir. Valisi ve kaymakamıyla, hâkimi savcısıyla, askeri ve polisiyle, genel müdürü ve daire başkanıyla, kısaca, tüm bürokrasisiyle aklıselimini yitirmişse, partizanlık ve iktidara sadakat, anayasaya ve devlete sadakatin yerini almışsa, hukuka aykırılıklar vakayı adiye haline gelmiş ve hiçbir namuslu direnişle karşılaşmıyorsa, devlet gücü siyasal iktidarın politik çıkarlarına manivela yapılıyorsa, evet, maalesef bu tamı tamına bir cinnet halidir. Binmişiz bir alamete, gidiyoz kıyamete…

★ ★ ★

Ulu Tanrı,  tüm şehitlerimizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

 

Yazarlar

“Cinnet getiren devlet”…
Ahmet Takan