Ahmet Takan
20 Kasım 2020

Çatırtı sesleri iyiye işaret!..


Beğenin beğenmeyin… Sevin sevmeyin…

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’nun iki üyesi… Bülent Arınç ve Cemil Çiçek…  İkisinin de kendilerine göre özgül ağırlıkları var. Bülent Arınç’ın siyasi özgül ağırlığı… Cemil Çiçek’in devlet adamlığında özgül ağırlığı… Cemil Çiçek’i ANAP döneminden beri yakından takip etmeye çalışırım. İçinde bulunduğu siyasi yapının logosundan daha çok ne yaptığına nasıl hareket ettiğine bakarım. Çünkü, Cemil Çiçek bana sağduyulu devlet reflekslerini izleyebilmem için ip uçları verir.

Bülent Arınç, ekonomideki kötü gidişatta AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a yaptığı açık sözlü uyarılarla gündeme damgasını vurdu… Amaa… Lütfen tam burada biraz soluklanın… Cemil Çiçek’in bir gazeteye verdiği “Benimki bir Cumhuriyet hikayesi” , “Yedi çocuklu çiftçi bir ailenin çocuğu olarak Yozgat’ın küçük bir köyünden çıkıp bugünlere geldim…” başlıklı söyleşiyi lütfen dikkatle okuyun. Harala gürele arasında kaynayıp gitmesin. Cemil Çiçek’in  Karar Gazetesi’nde Ahmet Taşgetiren’e söylediği , “Bize yargı reformundan önce insan ve ahlak reformu lazım“, “Kanunda ne eksik?”, “Bize topyekün bir tevbe-i nasûh lazım. Reform kelimesi çok aşındı, kimse bir şey beklemesin” sözlerini de o söyleşinin ardına ekleyin.

Tevbe-i nasûh içten, samimi ve halisane yapılan bir tövbe duasıdır. Ve bir daha asla o günahlara dönmemek için yapılır.

Evet… Bir şeylerin kesin olarak değişeceğinden artık eminim. Bu çatırtıları, bu krizleri onun için yaşıyoruz. Birilerinin sağa sola saldırmaları, her önüne gelene hakaret etmeleri, tehditler savurmalarının nedeni de bu yüzden. Devlet içinde küçülen, kan kaybeden ve Tayyip Erdoğan’ın zaafları ve ucube rejimden faydalanarak yeniden kan toplamaya, eski günlerinin hayalleriyle güç devşirmeye çalışan, sosyal medya üzerinden verdikleri fotoğraflarla gövde gösterisi yapan hizipler kaybedeceklerini gördüler.

★★★

O zaman, dün bıraktığımız yerden devam edelim.

-17/25 Aralık’a kadar AKP koalisyonundan ayrılanlar sessiz sedasız ayrılıyordu. Bu tarihten sonra kavgalar başladı, 15 Temmuz’dan sonra ise daha sert ayrılıklar oldu, saflar daha netleşti.

-2014’te Cumhurbaşkanı olmasıyla gücü iyice kendinde toplayan Erdoğan güçlendi ama çevresindeki organizasyon yani parti dağılmaya başladı.

-Erdoğan’ın balkon konuşmalarındaki görüntü bile bunun işaretini verir. 2014’te Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandığındaki balkon konuşmasında yanında tüm aile fertleri ve partinin bazı ağır topları vardı. 2018 seçimleri balkon konuşmasında ise sadece eşi vardı. Erdoğan sadece “ben varım” diyordu.

-2017 anayasa referandumuyla birlikte 2018 seçimlerinde tek adam yönetiminin tesisi Erdoğan’ı mutlak güç sahibi yaparken AKP’yi daha da güçsüzleştirdi. Birçok yetkisi elinden alınan TBMM’de bile Erdoğan’ın AKP’si MHP’ye muhtaç hale geldi.

24 Haziran 2018 seçimleriyle tüm gücü üzerinde toplayan Erdoğan, geçen iki buçuk senede gördü ki, tüm güç elinde olduğunda devlet uçuşa geçmiyor aksine devlet yönetilemiyor. Erdoğan güç elinde de olsa yeni ortaklara ihtiyacı olduğunu gördü.

-Fakat, 18 yılda yaşanan onca başarısızlığa rağmen hiçbir zaman geri adım atmayan Erdoğan, her seferinde sanki yeni ve üst bir safhaya geçmiş algısı yaratmayı başardı. Yeni dönemi sanki bir önceki başarının üstüne kuruluyor algısı yarattı.

-Tüm yetkilerle donatıldığı dönemde iktidarda aile veya hanedan görüntüsü vereceğini bilerek veya bilmeyerek damadını bakan yaptı. Belki bunun hata olduğunu sonradan gördü ama damat bakanın görevden ayrılmasını bile bir geri adım olarak anılmasını önlemek adına “ekonomi ve hukuk reformu yapıyoruz”, ”uçuşa geçiriyoruz” söylemiyle geçiştirdi.

18 senede çok ortak değiştiren Erdoğan’ın en zayıf yönü muhtemelen iktidarında kendisine destek sağlayacak üst seviyelerde işleri çekip çevirecek devleti yönetecek insan kaynağının azlığı. Belki de onun içindir ki, şimdi yeniden kenara çekilmiş eski ortaklarını yönetime dahil etme ihtiyacı duyuyor.

-Yeniden eski ortaklara yönelme iktidarın küçük ortağı MHP’de kaygıları artırmış olabilir. Eski ortaklara dönmek demek çözüm veya müzakere sürecinde yeni bir versiyonun hayata geçirilme olasılığını da artırıyor. Suriye/Irak’taki gelişmelere de bakılırsa ABD ve Avrupa’nın da Türkiye’ye yeni bir müzakere sürecini dayattıkları biliniyor. Irak ve Suriye’yi bölen stratejileri olan Biden’ın yeni ABD başkanı olduğu süreçte Türkiye’nin önüne bu dayatmanın konulacağı da kaçınılmaz.

İşte böyle bir ortamda Kürt orijinli vatandaşların oylarını etkileme adına AKP ile işbirliği yapabilecek şekilde terörle bağının kesildiği bir HDP’nin oluşturulması bu başarılmazsa HDP’nin içinin boşaltılarak alternatif bir HDP yaratılmasına ihtiyaç duyulduğu görülüyor.

-Başka saiklerle ortaya çıksa da şimdilerde Millet İttifakı partilerinin HDP ile ortak anayasa çalışması yaptı-yapmadı tartışmasının gündeme oturmasını da bu çerçevede değerlendirmek lazım.

-Her ne kadar ekonomi konulu bir toplantısında konuşsa da ekonomi ve hukuki reformu da öne çıkardığı konuşmasında Erdoğan’ın “Artık vites yükseltmenin bile yeterli olmadığı, araç değiştirmenin gerektiği bir dönemdeyiz. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıyız.” sözü yürümediğini artık herkesin gördüğü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini (CHS) değiştirme emaresi olarak görmek abartı olmaz.

Tam da bu süreçte, CHS’ne mutlak destek veren Bahçeli’nin organize suç örgütü suçlamasından ceza almış bir kişinin CHP liderine yönelik tehdit ve hakaretlerini tam da hukuk reformlarının yapılacağı bir dönemde savunmasını Bahçeli’nin Erdoğan’a ortaklık bozulur mesajı olma olasılığı oldukça yüksek.

-ABD ve Avrupa ülkelerinden ardı ardına gelen Türkiye’ye yönelik yaptırım veya ambargo tehditlerini görmezden gelmek mümkün değil. Bu durum aralıktaki AB liderler zirvesinde ve Biden’ın koltuğa oturmasıyla birlikte gerçek olabilir. Erdoğan’ın ekonomi ve hukukta yeni reform çıkışlarının asıl önemli hedefi dışardan siyasi ve ekonomik destek almaktır.

Ufukta, güçlendirilmiş parlamenter sistem göründü!

★★★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Çatırtı sesleri iyiye işaret!..
Ahmet Takan