Memduh Bayraktaroğlu
14 Ocak 2020

Bugünler, o günlerin kopyası…


Canlarım benim…

5 Nisan 1994 kararları ve 21 Şubat 2001 büyük krizinin patladığı günden önceki süreci dün gibi hatırlıyorum…

Her iki ekonomik kriz öncesi aynen bugün olduğu gibiydi…

Faizler düşüyor…

TL, dolar karşısında değer kazanıyor…

Borsa almış başını gidiyordu…

Bizler 5 Nisan öncesi dönemin Başbakanı Çiller ve yardımcısı Murat Karayalçın’ı eleştiriyor;
“Ülkeyi bir faciaya götürüyorsunuz” diye uyarıyorduk…

Dinlemediler…

Ve sonunda tarihimizin “en yakıcı” ekonomik tedbirlerinden biri olan 5 Nisan Kararları uygulamaya konuldu…

Kasım 2000’de keza faizler iniyor…

TL, dolar karşısında değer kazanıyor…

Borsa uçuyordu…

Dönemin koalisyon hükümetini (Ecevit başbakan, Bahçeli ve Yılmaz başbakan yardımcılarıydı) yine uyardık…

Dinlemediler…

IMF’den 10 milyar dolar borç alıp devam ettiler…

Ve…

21 Şubat 2001’de cumhurbaşkanı ile başbakan tartıştıkları için kriz çıktı, sözde…

Hayır…

Kriz çıkmak üzere olduğu için cumhurbaşkanı ve başbakan tartışmak zorunda kaldılar…

Canlarım benim…

Lütfen dikkat ve lütfen tedbir…

Çünkü…

Bugünler, o günlerin adeta kopyası….

ELİ BARIŞTIRIYOR AMA KENDİSİ KİMSEYLE BARIŞMIYOR…

Canlarım be…

Farkında mısınız?..

Bizim muhalefet partilerinin ve muhalif gazetecilerin…

Erdoğan’ın gözünde:

Şu Libyalılar kadar değeri yok…

Neden mi?..

Söyleyeyim…

Biliyorsunuz…

Putin ve Erdoğan baş başa verdiler ve Libya’da ateşkes ilanını sağladılar…

Yani…

Daha düne kadar…

Karşılıklı olarak kendi yurttaşlarının, kendi soydaşlarının birbirlerini öldürmeleri için emir veren Serrac ve Halife Hafter’i anlaştırdılar…

Libyalı iki düşman kardeşi…

Hem de…

Ellerinden yüzlerine…

Yüzlerinden kalplerine kadar her yanları kana bulanmış iki vicdansızı anlaştıran Erdoğan…

Kendi ülkesinin muhalefet partilerinin liderleriyle ve…

Muhalif gazetecileriyle barışmıyor…

Sonra da kimileri bana ve benim gibi pek çok mahcup muhalife bile tahammül edemiyorlar…

El insaf yani…

ATEŞİ KESİN LAN LAVUKLAR

Neden abi nasıl oldu bu?..

Bu iki adam çocuk muydu?..

Şeker verip de mi susturdular bunları?..

Ne vaat edildi bu adamlara?..

Günlerdir zavallı Libyalıları birbirlerine öldürten bu adamlar nasıl ikna edildiler?..

Açıklama yok…

Peki…

Aylardır birbirlerini öldüren ve bunu aslında neden yaptıklarını bilemeyen zavallı Libyalılar; bu ateşkesin ne pahasına veya neler verilerek ya da neler alınarak imzalandığını biliyorlar mı?.. Hayır…

Onlara “Öldürün lan birbirinizi” deniyor onlar da birbirlerini öldürüyorlar…

“Ateşi kesin lan lavuklar” deniyor ateşi kesiyorlar…

Ölürken de öldürürken neden öleceklerini, niye öldüreceklerini sorgulamıyorlar…

Ve bunlar Müslüman dindarlar ha…

Olacak şey değil canlarım olacak şey değil…

HALEN DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK…

1400 yıl önce Cemel ve Sıffin savaşlarında bu sözde dindar Müslümanların ataları birbirlerini öldürdüler…

Neden öldürdüler?..

Bir kısmı “Hz. Ali Halife olsun” istiyordu…

Diğer bir kısmı ise Hz. Peygamber’in eşi Hz. Ayşe’nin koruması altındaki Muaviye’nin halife olmasını istiyorlardı…

On binlerce Müslüman birbirlerini kılıçlarla doğradılar savaş meydanında…

On binlerce kadın dul; on binlerce çocuk yetim kaldı…

Ve aradan 1400 sene geçti ama…

Halen değişen bir şey yok…

Neden yok?..

Çünkü bugünkü İslam zihniyeti o günkü İslam zihniyetinin devamı…

KEŞKE

Hakim, sürekli kaza yapan ve karşısına çıkartılan şoföre bu kez mutlaka hapis yatmasını gerektirecek bir ceza vermiş…

Şoför yalvarmış:

“Aman hakim bey etmeyin eylemeyin; bu benim mesleğim ve kaç kişinin hayatı benim direksiyondaki ellerime bağlı…”

Hakim kararlı:

“Evet ama kaç kişinin hayatı da senin o direksiyonda oturmamana bağlı”…

Türkiye’nin geleceği de o misal…

Keşke birileri artık şu direksiyonu başkalarına bırakıp da evlerine çekilip dinlenseler…

Yazarlar

Bugünler, o günlerin kopyası…
Memduh Bayraktaroğlu