Ülkemizin en üstteki yüzde 20’lik bölümü (17 milyon 200 bin kişi) bugün zengin Avrupa ülkelerinin vatandaşları gibi hiçbir maddi sıkıntısı olmadan rahat yaşıyor.
Ya geri kalan yüzde 80’lik bölüm (68 milyon 800 bin kişi) ne halde?
Bunların yüzde 20 kadarı kendi yağıyla kavruluyor, namerde muhtaç olmadan geçinip gidiyor ama... Yüzde 60’lık bölüme giren yaklaşık 51 milyon 200 bin kişi ya 121 bin lirayı aşan yoksulluk sınırında, ya da 37 bin liraya ulaşan açlık sınırında yaşam mücadelesi veriyor.
“Ay sonu nasıl gelecek?”
“Elektrik, doğalgaz, su faturaları nasıl ödenecek?”
“Borçlar ödendikten sonra eve nasıl ekmek götürülecek?”
İnsanlarımızın çoğu bu düşünceler içinde bunalıyor.
YENİ Parti milletvekili Gökhan Günaydın, Yozgat’ın Aydıncık İlçesi’nde bir kahvehanenin bahçesinde vatandaşların dertlerini dinlerken, AKP’li olduğunu söyleyen Adem Karaca adındaki bir çiftçi:
“Ben bunların peşinde gezdim, çiftçi olarak en büyük kazığı da ben yedim. Ne olacak halimiz?” diye dert yandı.
“Vatandaşa bir dokun, bin ah işit!”
Bu böyle devam edebilir mi?