Can Ataklı
24 Eylül 2021

Biden olmadı Sullivan verelim


ANALİZ

Biden olmadı Sullivan verelim

Amerika gezisi bitti.

Saray medyası tarafından “Amerika’nın fethi” gibi sunulan geziden ne kazandık bilemiyoruz tabii.

Gerçi büyük bir bina açılışı yapıldı.

Sanki New York’taki tek gökdelen buymuş gibi üzerine inanılmaz övgüler düzüldü.

Bu bina ile Amerika’ya ve dünyaya meydan okuduğumuzu ileri sürdüler.

Tabii Amerika’ya giderken asıl amaç Biden’le görüşebilmekti.

Saray 14 Haziran’da yapılan görüşmeden sonra sanki “Eylülde bir görüşme olacakmış gibi” davranmıştı.

AKP genel başkanı da Biden’la görüştükten sonra “Eylüldeki Birleşmiş Milletler toplantısında aldığımız kararları daha kapsamlı görüşme fırsatı buluruz” demişti.

Ama olmadı.

Olsa hazirandan bu yana sayısız “ricacı heyet” gitti Washington’a.

“Kısa da olsa bir görüşme olanağı sağlanması” istendi.

Biden ise bunu kabul etmedi, tabii programın çok yoğun olduğu bahanesi ileri sürüldü hep.

AKP genel başkanı aslında bir görüşme olmayacağını bilerek gitti Amerika’ya.

Görüşme olmayınca ziyaret bir şova dönüştürüldü.

Türkevi olarak adlandırılan binanın açılışı için büyük bir tören düzenlendi.

Açılışa herkes davet edildi, ama ilgi az oldu.

Erdoğan New York sokaklarında çok sayıda koruma aracı eşliğinde ve hayli gürültülü biçimde gezdirildi, dikkat çekilmeye çalışıldı.

Erdoğan imzalı bir kitabın tanıtımı için Manhattan’ın en pahalı köşesinde ışıklı pano kiralandı.

Üstü kitap kapağı ile giydirilmiş araçlar caddelerde gezdirildi.

Saray medyasına da “Biden’le görüşmeden söz etmeyin, bunları köpürtün” talimatı verildi.

Erdoğan’ın yanına aldığı tüm gazeteciler de büyük bir destan anlatıyormuş gibi haberler yaptılar.

Hiçbiri Biden’la görüşme konusunda yazı yazmadı, konuşmadı.

Hepsi uslu çocuk tabii.

Bu arada Erdoğan bu kez Birleşmiş Milletler salonunda bile Biden’le karşılaşma olanağı bulamadı.

Muhtemelen Biden ve ekibi Brüksel’de yaşanan “görmezden gelme” olayının tekrarlanmaması için önlem almıştı.

Ancak Beyaz Saray yine de AKP genel başkanına bir son dakika jesti yaptı.

Erdoğan’la Biden görüşmesi olmadı ama ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, İbrahim Kalın’la üstelik Beyaz Saray’da
görüştü.

Cumhurbaşkanlığı sözcülüğünden yapılan açıklamadan anladığımız kadarıyla Erdoğan-Biden arasında konuşulması gereken ne varsa bu ikili arasında konuşulmuş.

İkili ilişkiler, Kovid-19 ve küresel iklim değişikliği,  Afganistan, Suriye, Irak, Libya, Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve diğer bölgesel gelişmeler ele alınmış bu görüşmede.

Yani birinci elden söylenecek şeyler belli ikinci elden ulaştırılmış Türkiye’ye.

Yani bir sorun yok.

Mesajlar iletilmiş Türkiye’ye.

Şimdi Beyaz Saray bunların ne kadar yerine getirildiğine bakar.

Bizimkiler de “dünyaya kafa tutan Türkiye” öykülerini yazmaya anlatmaya devam eder…

KOMİK

Reklamın iyisi kötüsü yoktur

Saray medyasına göre şu anda dünya nefesini tutmuş vaziyette Erdoğan’ın yazdığı belirtilen “Daha adil bir dünya mümkün” isimli kitabını okuyor.

Erdoğan bu kitabı ile sadece bugüne değil önümüzdeki yüz yıla da yön veriyor.

Kitap New York caddelerinde gezdiriliyor, duymayan kalmıyor.

Böyle anlatıyorlar.

 

Kitap ne sattı bilmiyorum ama daha ben bile görmeden fiyatı indirime girdiyse durum pek iyi değil galiba.

Ama olsun, kitap satmasa bile şimdiden dünyanın en önemli eseri gibi sunuluyor ya siz ona bakın.

Ayrıca dikkat ettiyseniz kitabın adı yazarın adından küçük.

Bu çok satan yazarlara uygulanan bir yöntemdir.

Tabii reklamın iyisi kötüsü olmaz.

Belli ki sarayın adamları kitapçılara da talimat vermişler ve “Reisimizin kitabını her bölümde sergileyin” demişler.

Böyle olunca da Erdoğan’ın dünyaya yön veren eseri hem “Korku gerilim” bölümüne hem “bilimkurgu-fantastik” bölümüne konmuş.

Kitapçı ne yapsın emir büyük yerden gelmiş karşı mı çıkacaktı yani?

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Yerli denilen arabanın fiyatı ne kadarmış?

Saray medyası son üç günü Amerika destanı ve Teknofest haberleriyle geçirdi.

Amerika’ya götürülmeyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Teknofest’te şov yaptı.

Espriler yapmayı da ihmal etmedi.

Yerli araba diye tanıtılan aracın önünde fotoğraf çektirdi “Kimse beni görmüyor bile herkes arabaya hayranlıkla bakıyor” dedi.

Varank bu arada arabanın fiyatını da açıklamış.

Ben de saray medyasında gördüm.

İnsan merak ediyor tabii, başlıklar “yeri otomobilin fiyatı açıklandı” şeklinde olunca açıp bakıyor.

Ben de baktım.

Meğer “kendi sınıfındaki araçların fiyatı kadar” olacakmış otomobilin fiyatı.

Komediye bakar mısınız..

Bu arada bu yerli denilen otomobili kim yapıyor Allahaşkına bileniniz var mı?

Hesapta hepsi büyük patron olan beş babayiğit kurmuştu bu otomobil fabrikasını değil mi?

Ancak bütün açıklamaları ya bakan yapıyor ya da AKP genel başkanı.

Açıkçası bu otomobili yapmaya soyunanların isimlerini bile unuttuk çünkü hiç ortada yoklar.

Bu durumda yerli denilen otomobilin asıl sahibi başka birisi mi oluyor?

BUNU YAZMAK GEREK

Kimse uymuyor artık ama tehlike fena halde kapıda

Aşılama kötü gitmiyor.

Gerçi bakanlık sürekli “kaç milyon doz aşı yapıldığını” söylüyor bu da sanki çok büyük bir şeymiş gibi sunuluyor ama işin gerçeği şu ki aşılamada henüz yüzde 52’deyiz.

Bu rakamı Dünya Sağlık Örgütü Türkiye’den aldığı resmi rakamlara dayanarak her gün açıklıyor.

Bu nedenle “70 milyon birinci doz, 40 milyon ikinci doz, 5 milyon üçüncü doz aşı yapıldı” gibi rakamlar beni hiç etkilemiyor.

Sonuç, olanların oranı yüzde 52 ve bu da kötü değildir elbette.

Ancak başka bir sorunumuz var.

Aşılanan oranı yükseldikçe önlemlere uyma oranı düşüyor.

Ayrıca medyanın da ilgisi her geçen gün azaldığı için bu tehlikeye pek aldırmıyoruz sanki.

Oysa Sağlık Bakanı “Son 3 haftayı içine alan dönemde artan hareketlilik ile birlikte vaka sayılarında yaşanan artış, kontrolü güç sınırlara yaklaşıyor” dedi.

Hastalığı kapan bir kişinin virüsü en az 3 kişiye bulaştırdığını hatırlatan bakan “Bu durum salgının kontrol altına alınmasını güçleştirmeye devam ediyor. Kayıplarımız benzer şekilde yüksek seyrediyor. Aşının varlığı en büyük gücümüz. Buna rağmen vaka sayısı ve kayıplarımız artarken tedbirlere uyumda ise buna paralel bir artış olmuyor. Daha üzücü olan ise tedbirlere uymakta gevşeklik gösterdiğimiz ortadadır” uyarısında bulundu.

Bilim Kurulu da “Böyle giderse eski yasaklara dönebiliriz” açıklaması yaptı bu arada.

Yine kimse dinlemeyecek ama bir kere de ben hatırlatayım; “Durum iyi gitmiyor. Hepimizin biraz daha dikkatli olması gerek, aşı oldum rahatım rehavetine kapılırsak bedelini çok ağır ödemek durumunda kalabiliriz.”

Bİ SORALIM BAKALIM

İbrahim Kalın tüm istihbaratın başındaki kişi mi?

Ankara adına Amerika ile ilişkileri yürüten kişi Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın.

Gerçi Türkiye’nin başta dış ilişkileri olmak üzere yönetimin her alanında İbrahim Kalın var.

Ancak Kalın’ın “resmi statüsünü” anlamak biraz zor.

Çünkü Kalın, danışman- sözcü ve büyükelçi sıfatları taşıyor.

Buna karşı Türkiye’nin en gizli ve önemli konularında hep bu isim başrolde oluyor.

Örneğin herkes New York’tayken İbrahim Kalın atlayıp Washington’a gitmiş ve Beyaz Saray’da Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanı ile görüşmüş.

Peki Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanı mıdır İbrahim Kalın’ın muhatabı?

Bir süre öncesine kadar MİT Müsteşarı çok ön plandaydı.

Beyaz Saray’daki toplantılara bile götürmüştü Erdoğan,Hakan Fidan’ı.

Şu sıralar pek ortalarda görünmüyor ya da bize göstermiyorlar, bilemem tabii.

Ancak şunu biliyorum, devlet yönetimi keyfe keder yapılıyor.

Gerçek anlamdaki devlet görevlileri adeta göstermelik gibi, bütün işler tam anlamıyla resmi sıfatı olmayan kişiler tarafından yapılıyor.

Gerçi diyeceksiniz ki “Biden’la yapılan ve çok önemli kararların alındığı ikili görüşmede bile devletin bir görevlisi değil, üniversite öğrencisi bir kız çocuğu yaptı tercümanlığı. Bu kız şu anda kimsenin bilmediği sırları biliyor.”

Haklısınız tabii.

Erdoğan sonrası bütün bunlar da büyük sorun yaratacak, bunu da bilelim.

 

Yazarlar

Biden olmadı Sullivan verelim
Can Ataklı