Hüsnü Mahalli
21 Eylül 2021

Benzerlik


11 yıldır aralıksız Macaristan’ı yöneten ve öncesinde de kısa bir dönem Başbakan olan Viktor Orban Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın dostudur.

2019’da Türk Konseyi’nin liderler toplantısında konuşan Orban Bizler Atilla’nın torunları olarak yaşamaktan onur duyuyoruz. Bizim özümüz Türk kökenlidir ve bu saygı ile anılır. Bizler Kıpçak Türk ilkeleri üzerinde dik duruyoruz demişti.

2018’de yapılan seçimlerde partisi Fidesz (Macar Yurttaş Birliği) oyların % 53’ünü alarak meclisin % 68’ine sahip olunca Orban gerçek siyasal kişiliğini ortaya koymaya başladı.

Adam seçimle geldi ama sahip olduğu çoğunluğa dayanarak anayasa ve yasalarla istediği gibi oynuyor.

Orban; demokrasi, basın özgürlüğü ve yargı bağımsızlığının en büyük düşmanı.

Soldan, liberallerden ve kendine karşı olan herkesten nefret ediyor ve tutucu Hıristiyan değerlerinin katı savunucusu olarak ırkçı bir tavırla mültecilere de karşı. Son yıllarda bir çok yasayı değiştirerek yargı, güvenlik ve medya başta olmak üzere devletin tüm kurumlarını ele geçirdi.

Macarlar kaçtıkça kaçıyor ülkeden.

Yalnızca baskıdan değil aynı zamanda ekonomik zorluklar ve inanılması güç ve denetlenmesi imkansız yolsuzluk hikayelerinden.

Adam kendisine karşı olan iş çevrelerini nefes alamaz duruma getiriyor ve yakın çevresindeki şirketleri ve iş insanlarını açıktan zengin etmekten çekinmiyor.

Orban kendisine biat etmeyenlere de yaşama şansı tanımıyor.

Orban’ın otoriter, ırkçı ve demokrasi düşmanı tavrına ve yolsuzluk hikayelerine tepki gösteren çok sayıda parti kurucusu ve yöneticisi isyan bayrağını çekerek partiden ayrıldı.

Peki durduk yerde neden anlatıyorum bu Orban denilen adamı?

Nisan 2022’de Macaristan’da seçim var ve muhalefet partileri bu adamdan kurtulmak için kendi aralarında ittifak kurma çabasında çünkü başka türlü de Orban’dan kurtulmak neredeyse imkansız.

Sosyalistler, komünistler, sosyal demokratlar, liberaller, yeşiller ve eski faşistler bir araya gelip seçimlere ortak adayla girme konusunda anlaştılar.

Ortak aday ise ittifaka katılan 5-6 parti seçmenlerinin katılacağı bir ön seçimle belirlenecekti.

İttifak partilerini parçalamaya, bu partileri birbirine düşürmeye ve seçim kanunundaki değişikliklerle İttifakın olası zaferini önlemeye çalışan Orban Cumartesi günü internet üzerinden yapılan muhalefetin aday belirleme seçimini heklettirmiş.

Muhalefete göre Orban  korkuyor çünkü kamuoyu yoklamaları 2019 yerel seçimlerinde muhalefetin ortak desteğiyle uzun süredir Orban partisinin yönetimindeki başkent Budapeşte belediyesini kazanan 45 yaşındaki Gergely Karacsony’i 2022 seçimlerinde şanslı gösteriyor.

Ama önce ittifak partileri arasında yapılan ön seçimi kazanması ve İttifakın tek adayı olarak ortaya çıkması gerekiyor.

Yeniden bir terslik olmazsa bu konu bugün ya da yarın netleşmiş olur.

Belediye başkanı seçildikten sonra İstanbul’a gelerek Ekrem İmamoğlu ile görüşen Karacsony, 21 Ekim 2020’de Medyascope’a konuşarak Her şeyden önce ortak taahhüde adanmışlık ve bağlılık gerektiriyor. Çünkü iktidar partisi sizi bölmek, ittifakınızı dağıtmak, aranızı açmak, sizi birbirinize düşürmek isteyecek ve bunun için her fırsatı kullanacaktır. O nedenle ittifakı bir arada tutmak konusunda çok güçlü taahhütler verilmiş olması gerekiyor. Ayrıca muhalefetin, iktidarın politikalarına ‘hayır’ demesi başarılı olmalarına yetmez. Güç birliği yapan muhalefet partileri, iktidarınkine alternatif olumlu bir ortak gelecek vaadi de ortaya koyabilmelidir. Elbette farklı ideolojileri, farklı çıkarları temsil eden muhalefet partilerinin bir arada çalışması kolay değil. Ama ortak değerler, ortak bir platform üzerinde uzlaşabilirlerse, o zaman seçmene de güven veren olumlu bir gelecek vaat etmeleri mümkün olabilir..

Budapeşte Belediye Başkanı ve muhalefetin Nisan 2022’de yapılacak seçimlerde muhalefetin olası ortak adayı Karacsony sanki bizdeki Millet İttifakı partilerine ve genel olarak AKP ve Erdoğan iktidarından kurtulmak isteyenlere seslenmiş.

Dinlerler mi bilinmez ama Erdoğan’dan kurtulmak istiyorlarsa başka da şansları yok.

2019 belediye seçimleri her şeyi kanıtladı.

Özellikle İstanbul’da.

Rakamlar çok netti:

HDP olmasaydı İmamoğlu seçilemezdi.

Bir çoğuna göre garantisi olmayan bir seçimi Erdoğan yapmaz ama diyelim ki 2023’de seçim oldu ve Millet İttifakı HDP’siz katıldı.

Bu durumda yaklaşık 6 milyon seçmenin desteğinden yoksun kalacak.

Sizce sonuç ne olur?

Cesaretle düşünün ve gereğini yapın.

 

Yazarlar

Benzerlik
Hüsnü Mahalli