İnsanlar binlerce yıldır yalnızca kelimelerle iletişim kurmadı. Mağara resimleri çizdi, semboller kullandı, mimikleriyle ve el hareketleriyle duygularını anlattı.
Bugün mesajlaşırken kullandığımız emojiler de bunun modern çağdaki karşılığı sayılabilir. Günümüzde neredeyse emojisiz mesaj yazan insan kalmadı.
Bir 👍 , ❤️ ya da 😂 bazen uzun bir cümleden daha fazla şey anlatabiliyor. Hatta bazı insanlar yalnızca emojilerle sohbet edebiliyor.
★★★
Aslında emojiler yeni bir buluş değil, insanlığın çok eski bir alışkanlığının dijital versiyonu.
Yazılı iletişimin en büyük sorunu ses tonunu, yüz ifadesini ve duyguyu tam olarak yansıtamamasıdır ve kelimelerin arkasındaki gerçek duygunun kaybolmasıdır.
Örneğin birine sadece “Tamam” yazdığınızda karşı taraf bunun gerçekte neyi ifade ettiğini her zaman anlayamayabilir. Onay mı verdiniz, mecburen mi kabul ettiniz, yoksa sinirlendiniz de konuşmayı mı bitirdiniz?
“Tamam” kelimesi tek başına bir duygu ifade etmez ama sonuna 😊 koyduğunuzda sıcak bir anlam kazanır. Aynı kelimeyi 😤 veya 😖 ile bitirdiğinizde ise bambaşka bir duygu ortaya çıkar. Bir emojiyle cümleye vermek istediğiniz duyguyu katabilirsiniz.
★★★
İlk emojiler 1999 yılında Japon tasarımcı Shigetaka Kurita tarafından geliştirildi. Sadece 176 küçük simgeden oluşan bu setin amacı, cep telefonu kullanıcılarının duygularını daha kolay ifade edebilmesiydi.
O zamanlar kimse bunun küresel bir iletişim devrimine dönüşeceğini tahmin etmemişti.
Bugün kullandığımız emojilerin dünyanın her yerinde aynı anlamı taşımasını sağlayan sistemin adı Unicode.
Bu uluslararası standart sayesinde bir telefondan gönderilen emoji, farklı marka ve işletim sistemine sahip cihazlarda da aynı anlamı taşıyor.
Apple, Google ya da Samsung emojileri farklı tasarlasa da hepsi aynı Unicode kodunu kullanmakta.
Her yıl yenileri eklenen emoji dünyasında artık farklı ten renkleri, aile yapıları, meslekler ve kültürler de temsil ediliyor.
★★★
Genelde insanlar, karşılarındaki kişinin emoji kullanım sıklığına bakarak onun kişiliği hakkında çeşitli çıkarımlarda bulunuyorlar.
Hiç emoji kullanmayan biri çoğu zaman soğuk, mesafeli ya da isteksiz biri gibi algılanabiliyor. Özellikle kısa ve emojisiz cevaplar veriyorsa, karşı taraf hemen “Bir şeye mi kızdı?” diye düşünmeye başlayabiliyor.
Tam tersine, çok fazla emoji kullanan biri de bazen gereğinden fazla samimi, flörtöz ya da karşısındakiyle yakınlaşmaya çalışan biri olarak değerlendirilebiliyor.
Kimileri bunu sıcak ve içten bulurken, kimileri de fazla yapmacık ya da ciddiyetsiz bir tavır olarak görebiliyor.
★★★
Aslında emojilerin bu kadar hayatımıza girmelerinin nedeni, dijital iletişime yeniden insan dokunuşu katmaları.
Çünkü insanlar sadece bilgi paylaşmak değil, neyi nasıl hissettiklerini de anlatmak istiyorlar.
Genelde bunu uzun uzun yazacak zaman olmuyor, bazen de kelimeler yetersiz kalıyor.
İşte o anlarda küçücük bir kalp, bir kahkaha ya da bir sarılma emojisi bizi tam da gitmek istediğimiz yere götürebiliyor. Çünkü onlar yalnızca ekrana yerleştirilmiş küçük resimler değil; dijital çağın mimikleri.