Ümit Zileli
29 Ocak 2021

Aşıda “Polyanna” masalı!


Açık söylemem gerekirse, uzun zamandır düşünüyorum…

“Aşı olmak mı, olmamak mı?”, “Ne zaman?”, “Hangi aşı?” Sorular çoğaltılabilir ancak her yeni soru içimdeki güven oranında fena dalgalanmalara neden oluyor!..

Dürüst olmam gerekirse, danıştığım doktor arkadaşlarımın ezici çoğunluğu sonuçta bir seçim yapmam ve aşı olmam gerektiğini söylüyor! “Peki hangisi” diye sorduğumda ise orada da bir ayrışma var az da olsa; Çin aşısı, biliyorsunuz “geleneksel” denilen türden klasik aşı türüne giriyor… BioNTech türü aşılar ise yeni nesil “genetik” aşılar olarak tanımlanıyor… Her ikisi için de fikir yürütenler var doğal olarak, “Klasik aşı iyidir, insanların alışık olduğu türden aşıdır” diyenler de var, “Genetik aşılar geleceğin aşıları” diyenler de…

Hadi gel de seç bakalım!..

Bir de, “Bekleyelim, görelim”, “Du bakali n’olcek” diyen kesim var tabii; sayıları diğerlerinden çok az ama yine de var!

Ayrıca, aşı hızında birinci olduğumuz, Türkiye kadar hızlı ve seri aşı yapan ülke olmadığı konusunda müthiş övgüler de var, çok umut verici tabii, ancak ortada maalesef bırakın yeterli olmasını, dişimizin kovuğuna bile gitmeyecek kadar aşı var; bir başka deyişle söylemek gerekirse, ortada aşı yok!..

İşte böyle dertler içinde kavrulurken, Asrın liderimiz, TÜBİTAK ve TÜBA Bilim Ödülleri Töreni’nde yaptığı açıklamalarla yüreklerimize su serpti vallahi; söylediklerini noktası, virgülüne paylaşayım da siz de sevinin:

Şu anda üç yenilikçi aşı adayımız, faz çalışmalarının arifesindedir. Mevcut inaktif aşılardan daha etkili olma potansiyeline sahip bir aşımızın çalışmaları hızla devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Amerika ve Çin’den sonra Kovid-19 konusunda en çok aşı projesi yürüten 3’üncü ülke durumundayız…

Çok güldüm… Mutluluktan tabii… Baksanıza “proje yürütme” konusunda Avrupa’yı, dünyanın dört bir tarafını sollamış vaziyetteyiz…

Ancak “yürütme” zamanla yarışan ve uzak ara geride kalan Türkiye’ye yetmiyor, ne yazık ki!..

Çin aşısının şeffaflığı!

Söylemler güzel, müjdeler iç açıcı, vaatler umut dolu…

İyi de, hadi, beni, sizi bir tarafa bırakalım; bilim insanları da gözlerimizin önünde kıvranıyor, sözlerini tartarak söyleseler de şüphe, kaygı, korku yüzlerinden, gözlerinden, seslerinden kolaylıkla okunuyor!..

Önce aşı takvimine bir göz atalım: aşılama çalışmaları 14 Ocak’ta başladı. O günden bu yana 29 gün geçti. Günde ortalama olarak 110 bin kişi aşılanıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen takvime göre önce sağlık çalışanları ve bakım evlerinde yaşayan yaşlıları aşılama çalışmaları sürüyor… Şimdi, gelelim “ikircikli” sorunlara:

Mesela, Türkiye’nin aldığı Coronavac aşısının faz-3 çalışmalarının sonuçları bilim ortamında yayımlanmadı! Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, aşıyla ilgili güvenlik problemi olmamakla birlikte etkinlik oranının değişkenlik gösterdiğini açıkladı. Ayrıca “acil kullanım onayı” alınmasında, biçimi itibarıyla şeffaf olunmamasının ciddi sorun olduğunu da söyledi!

Kısacası bilim insanları kibarca “Ne olduğunu biz de bilmiyoruz” diyorlar!

Bu hızla giderse ne olur?

Gelelim asıl büyük soruna; bu hızla giderse (ve tabii aşı temin edilirse) aşılama ne zaman tamamlanır?

Son 14 gün içinde 1 milyon 562 bin 909 kişiye aşı yapıldı. Böylece bu süreçte günlük ortalama 104 bin 193 kişi aşılanmış oldu. Bu hesaba göre 83 milyonluk nüfusun tek doz aşılanması için 2 yıl, 2 ay 6 gün gerekiyor!  Şayet nüfusun yüzde 60’ı düşünülürse bunun için de 1 yıl 3 ay 24 güne ihtiyaç var!

Halbuki, bilim insanları toplumsal bağışıklığın sağlayabilmek için aşılamanın 6 ay içinde yapılması gerektiğini söylüyor! Mesela Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, yine gayet kibarca bu durumda ne olabileceğini şöyle açıklıyor:

Toplumun en az üçte ikisinin aşılanması gerekiyor ki toplumsal bağışıklık oluşsun. Bireyleri tek tek korumak yeterli olmaz. Eğer üçte iki gerekli zamanda aşılanmazsa, aşılananların bu süreçte bağışıklığı düşebilir!

Mesaj biraz da ön sırayı kapıp aşı olanlara zannımca! Pekii bu durumda, gelenleri çıkarırsak ne kadar aşı ihtiyacı var?

Toplumsal bağışıklığı sağlamak için en az 120 milyon doz aşı gelmesi lazım!..

Türkiye’ye birkaç gün önce 6 buçuk milyon doz aşı geldi, o da şu anda 14 günlük karantinada!..

Geriye ne kaldı? Hayırlısıyla en az 112 milyon doz!

İşimiz “yürütmeye” kaldıysa durum ne kadar parlak varın siz hesaplayın!..

Yazarlar

Aşıda “Polyanna” masalı!
Ümit Zileli