Memduh Bayraktaroğlu
4 Mayıs 2022

Araplar şeker veriyor Türkler şükür tavsiye ediyor…


“Hayatta en önemli üç şey nedir?” sorusuna:

“Para, para, para” cevabı verdiği söylenen Napolyon’a bir İngiliz General, kibirle bakarak:

“Majesteleri” dedi… “Siz Fransızlar için en önemli üç şey para, para ve paraymış… Biz İngilizler için ise en değerli üç şey; şeref, haysiyet ve onurdur…”.

Gülümsedi Napolyon…

“Her millet, en çok ihtiyaç duyduğu şeylere değer verir General” dedi ve devam etti… “Biz Fransızlarda en çok bulunan üç şey; şeref, haysiyet ve onurdur… Olmayan üç şey ise para, para ve paradır…”.

Dün bir yerde okudum…

İçinde bulunduğumuz bayrama Araplar:

“Şükür Bayramı” diyorlarmış…

Yine aynı yazıda:

Arapça “şükür” ile “şeker” kelimelerinin…

“ş,k,r” sessizlerinden oluştuğu anlatılıyordu…

Araplar “ş,k,r” harflerinin arasına “ü” seslisini koyarken…

Türkler ise aynı sessizlerin arasına “e” harfini yerleştirmişler…

Böylece…

Araplar için “Şükür Bayramı” olan Ramazan ayından sonraki üç gün…

Türkler için “Şeker Bayramı” olmuş…

Ben ise bu isim ayrılığına…

Napolyon’un İngiliz generale verdiği cevap mantığıyla yaklaşıyor…

Ve:

“Arapların şükre, Türklerin şekere ihtiyacı varmış” diyorum…

Ancak…

Yüz yıllar önce öyleymiş…

Bugünlerde ise tam tersi…

Arabistan Sarayı halkına şekeri tavsiye ederken…

Türkiye Sarayından:

“Halinize şükredin” talimatı geliyor…

HUKUK AHLÂKI OLMADAN OLUR MU?..

Canlarım…

Asıl kariyeri “Ahlak Bilimi” olan Adam Smith’in liberal (Piyasa/Serbest Pazar) ekonomi için en değer verdiği kurum: “Devlet denetimi” idi…

Liberal ekonominin Kurucu Babası Smith biliyordu ki:

“Para, ahlâkı zaten pamuk ipliğine bağlı iş insanını daha kolay baştan çıkarabilirdi…”.

O nedenle bir konuşmasında şöyle demişti:

“İş adamları seyrek ve düğün dernek bahanesiyle de olsa bir araya geldiklerinde, fiyatları nasıl arttıracaklarını konuşurlar…”.

Adam Smith’in sözünü ettiği ahlâk “din ahlâkı” değil “hukuk ahlâkı” idi…

Ve canlarım…

Bugün hukuk ahlâkına olan ihtiyaç…

O günkünden çok daha fazla…

Günümüz gelişmiş liberal demokrasilerinde hukuk ahlâkı

İnsanî gelişimle birlikte yerleştiği için…

Ekonomileri

Din ahlâkını, hukuk ahlâkının önüne taşımaya çalışan ülkelerden:

Çok daha güçlü…

KENDİMİ SEVİYORUM…

Sosyal medya dünyasındaki markam (Yaklaşık 30 yıldır) “Liberal Demokrat Sosyalist…”.

Tabii ki o gün bugündür halen:

“Alay konusu…”.

Hatta…

Videolarımın altına alaylı bir gülümseme çizimi yerleştirip:

“Yahu ihtiyar hem sosyalist hem liberal olunamayacağını bu yaşına geldin hâlâ öğrenemedin mi?” diye yazanların sayısı hiç de az değil…

Elbette gülüp geçiyorum…

Ve geçen her gün…

Sabırla yerimde durduğum için…

Kendimi daha çok seviyorum…

Görüyorsunuz…

Komünizm çöktü…

Kapitalizm çöktü…

Neoliberalizm de çöktü…

Fukuyama’nın, Neoliberalizme güvenip yazdığı “Tarihin Sonu” kitabı “Büyük Yanılgı” olarak arşivlere kaldırıldı…

Yakında “Tarihin Sonu” kitabının benzerini…

(Belki) Ben yazacağım…

Adı:

“Liberal Demokrat Sosyalizmle gelen Tarihin sonu…” olacak…

ARTIK HAREKETE GEÇELİM…

Canlarım…

Kötücül birinin elinde satır, cinayet silahı olarak kullanılır…

Mesleği kasaplık olan ve insanların protein ihtiyacını karşılayan birinin elinde ise:

“En güzel etleri hazırlama aracı…”.

Burada yanlış olan satırın mevcudiyeti değil…

Onu kullanan elin karakteridir…

Yine meselâ ben YİP (Yap İşlet Devret) modeline de karşı değilim…

Model…

Gerçekten kamunun çıkarı için kullanılırsa…

İhalelere fesat karıştırılmazsa…

Rekabet (Özgür ve adil bir ihale) ve risk (Gelir garantisi sıfır risktir ve tehlikelidir) unsurları bir kenara atılmazsa:

YİP harika bir modeldir…

Sözümün özü…

Artık sistemlerle vakit geçirmeyi bırakalım da:

Hukuk ahlâkına sadakatle bağlı nesiller yetişmesi için…

Elimizden gelmeyeni bile yapmak amacıyla:

Harekete geçelim…

Unutmayınız ki…

Çöküş…

Hukuk ahlâkı yerine:

“Dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz” ilkelliğiyle başladı…

BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?..

Bilmeyenleriniz olabilir…

Onlar için hatırlatayım…

Değerli dostum Besim Tibuk’un genel başkanlığında (1994) kurulan Liberal Demokrat Parti’nin:

İlk basın sözcüsü…

Ekonomiden sorumlu ilk Kurucu Genel Başkan Yardımcısıyım…

Bilinir ki hiçbir zaman kendimden de partimden de:

“Neoliberal” sıfatı ile söz etmedim…

Ayrıca…

Genel Başkan dahil (Belki de) diğer bütün arkadaşlarımın aksine:

“Devlet yoksa, liberal ekonomi de yok” demekten asla vazgeçmedim…

Bugün ise…

Her zamankinden daha çok güveniyorum görüşlerime…

Erdoğan’la mücadele etmeme sebep olan ise:

AKP Genel Başkanı’nın denetim görevi olan devleti teslim alarak…

“Müdahaleci Devlet” haline dönüştürmesi…

SİSTEM Mİ KÖTÜ İNSAN MI?..

Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin sıfır tavizle uygulandığı bir “başkanlık” modelini…

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme tercih ederim…

Çünkü…

Yanlış olan model değil

Modelin uygulayan zihniyet (insan…).

Yıllardır, insanın sistemden daha değerli ve önemli olduğunu anlatıyorum…

Hatta bir de formülüm var (Ülkeyi Cahiller Yönetiyor. 1993…).

H2O…

İki molekül human/insan, bir molekül organization/ sistem…).

Mesela benim modelimde yanlış olan özelleştirme değil…

Özelleştirmeyi yapan insan/ zihniyet…

DOĞRU KONUŞMUYOR…

Google’da Fethullah Gülen’in boyunun 1.68 olduğu yazıyor…

Nebati ise boyunun uzunluğunu 1.70 olarak bildirmiş Google’a…

Eğer bu iki rakam doğruysa…

Bu fotoğraf kesin “fotomontaj”…

Ancak…

Ve bilebildiğim kadarıyla…

Bugüne kadar bu fotoğraf için iki taraf da:

“Fotomontaj” açıklaması yapmadı…

O halde geri kalan ihtimal:

Nebati boyu konusunda da doğru konuşmuyor…

NEDEN BU HALDEYİZ?..

Sadi-i Şirazi der ki:

“Senden güçlüyse

Ve…

İleride işin de düşecekse

O kişiyle asla kavga etme…

Senden güçsüzse…

İleride işin de düşmeyecekse

Ve fakat sana…

Ufacık da olsa zarar verebilme ihtimali mevcutsa

O kişinin canına oku…”.

Amerika Birleşik Devletleri…

Avrupa Birliği ülkeleri…

Suudi Arabistan…

Birleşik Arap Emirlikleri…

Rusya…

Ve:

İsrail karşısında düştüğümüz durumun sebebi…

Sadi-i Şirazi’nin…

“Hükümdara öğütler” sözlerini bilmeyen siyasetçilerin eline:

Düşmüş olmaktır…

NASIL ŞÜKREDECEK?..

AKP Genel Başkanı dedi ki:

“Bazı kesimlerde bir şükürsüzlük bir tatminsizlik hali var. Önce elimizdekilere şükredeceğiz.”

İyi ama…

Milletin elinde avucunda bir şey kalmadı ki:

Şükretsin.

Yazarlar

Araplar şeker veriyor Türkler şükür tavsiye ediyor…
Memduh Bayraktaroğlu