Ahmet Takan
15 Haziran 2022

Algıya değil olguya bakın!..


Dış politika, iç siyasetin malzemesi oldu!.. Bu yüzden kör uçuşu yapıyor koca ülke…

Mutlaka ve mutlaka etrafımızı doğru görmemiz gerekiyor. Ülkenin geleceği için…

Sarayın dışarısıyla  kayıkçı kavgası devam ederken, savunma, güvenlik, dış politika analisti, emekli  Deniz Kurmay Albay Cahit Armağan Dilek’in değerlendirmelerine pür dikkat kesilmeliyiz;

-Irak kuzeyindeki bölgesel yönetimin Başbakanı Mesrur Barzani 20 Nisan’da Chatham House’da yaptığı konuşmada Irak anayasasının federalizmi esas aldığını, Sünni ve Şiilerin de Kürtler gibi kendi bölge yönetimlerini kurmasını, hatta Irak’ta Konfederal yönetime geçilmesini istedi.

-Irak’ta genel seçimler geçen yıl yapılmış olmasına rağmen halen hükümet kurulamamış, Cumhurbaşkanı seçilememiş durumda. Erbil’i yöneten KDP’nin adayının Bağdat’ta Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması olasılığı iyice arttı. İşgal sonrası yeni anayasayla birlikte 2005’ten bu yana Cumhurbaşkanlığına İran destekli KYB’nin adayı seçiliyordu.

-Hükümetin kurulamaması, Meclisin çalışamaması, Cumhurbaşkanın seçilememesi ülkeyi çıkmaza sürüklediği gibi ülkeyi bölünmeye de her geçen gün daha da yaklaştırıyor. Barzani bölgesindeki gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya aktarılması gündemde. İran hem gaz hem de Bağdat’ta KDP’li CB’na karşı çıkıyor.

-Mesrur Barzani’nin tam da bu dönemde Konfederal yönetimi öne çıkarması manidar. ABD ve İngiltere’nin bu projeyi desteklediği, hatta Barzani yönetiminin Kerkük’te de hakimiyetini artırarak buradaki petrol ve gazı da Avrupa’ya satmasını istedikleri yerel basında yer alıyor.

★ ★ ★

-Ukrayna işgali yüzünden Rusya’nın petrol – doğal gaz ihracını önlemeye yönelik yaptırımları nedeniyle Avrupa’nın ihtiyacının karşılanmasında Barzani bölgesinden çıkarılacak gazın önemli olduğu ifade ediliyor. Önümüzdeki aylarda bir projenin açıklanması sürpriz olmaz.

-Bunun yanında Katar ve BAE gazının Avrupa’ya aktarımında yeni arayışlar, hatta Suriye gazının da Barzani gazıyla birlikte piyasalara sunulması tartışılır oldu. Ukrayna’daki savaşın gölgesinde Irak merkezli gelişmelerin yanında Suriye’deki gelişmeler de Irak’takinden farklı değil. Irak’ta 30-40 yılda yaşananların neredeyse aynısı Suriye’de özellikle 2014’ten sonra hızlandırılmış şekilde yaşanıyor.

-Suriye’de siyasi süreç yeniden işlemeye başladığında bunun halen mevcut siyasi sistem gibi olmayacağı ve bazı özerk yapılar içereceği söyleniyor. Ayrıca birçok bölgesel gelişmenin yanında Ukrayna vesilesiyle konjonktür ve Suriye’deki yabancı ülkelerin güç oranları da değişti.

-Suriye’de bir federal yönetim süreci yaşanır mı yoksa Irak’la eş zamanlı bir Konfederal yönetim mi hayata geçer göreceğiz. Çünkü ABD’nin İdlib’ten Irak sınırına kadar Kuzey ve Doğu Suriye Federasyon yönetimini ilan etmek istediği yerel medyada daha çok yer alıyor. Rusya’nın da bu fikre uzak olmadığını biliyoruz.

-Bu nedenle Türkiye, Irak ve Suriye’de olup bitene uzaklarda başka bir ülkedeymiş gibi bakamaz. Irak-Suriye’de olanlar domino etkisiyle Türkiye’yi de kesinlikle etkileyecek. Günümüzde sorunların iç içe girdiğini, çetrefilleştiğini, ülkelerin birbirlerine bağımlılığının arttığını biliyoruz.

★ ★ ★

-Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan savaş-terör-göç ortamında büyük bedeller ödenirken Ortadoğu coğrafyasındaki ülkelerin sınırlarında değişim yaşanmamıştı. Ama Rusya’nın yakın çevresinde Gürcistan ve Ukrayna’da Rusya’nın saldırılarıyla, uluslararası tanınma olmasa da, sınır değişimleri yaşandı. Putin ise bunu sınır değişimi değil esasen Rus toprağı olan (!) Sovyetler Birliği coğrafyasını yeniden geri alma olarak görüyor. Ancak savaşın sonunda Ukrayna’nın eski Ukrayna olmayacağı, Ortadoğu’daki gibi Konfederal bir yapı olmasa da federal yapıya dönüşme olasılığı yüksek görünüyor.

-Aynı Arap baharında olduğu gibi IŞİD, El Kaide terörü gibi olayların domino etkisiyle tüm bölgeye yayıldığı görülmeli. İşte bu nedenledir ki, Irak ve Suriye’deki son gelişmelerin sınırları değiştirmeden ülkelerdeki sistemi-rejimi değiştirip devletlerin dönüşmesine evrildiği gözden kaçırılmamalı. Federal ve bence büyük olasılıkla Konfederal devlet yapılarının da domino etkisiyle bölgede yayılacağını öngörmek yanlış olmaz. Bu bağlamda Türkiye’nin sadece sıcak krizin yaşandığı noktada değil 360 derecede gözünün kulağının olması gerekiyor.

-Ukrayna’da arabulucu değil müzakerelere ev  sahibi olmak için bile bütün dikkatimizi o noktaya yöneltmek yerine, Suriye ve Irak’ta, hatta Lübnan, İran, Pakistan, Libya’da olup bitenler, buralardaki devlet yapılarının federal/konfederal yapıya gitme olasılıkları dikkatlice izlenmeli. İzlenmeli çünkü o meşhur 23 devlet arasında Türkiye’nin de olduğu varsayılıyor. Ve Türkiye’ye de federal, hatta milyonlarca sığınmacıdan sonra çok etnikli Konfederal yapı dayatılması küçük bir olasılık değil.

-Adını saydığımız devletlerde etnik mezhep dil vs. açısından o kadar karmaşık bir yapı var ki, dış güçlerin o devleti tek bir konu üzerinde kendi politikalarına göre yönlendirmeleri çok zor. Bunun yanında bu ülkelerde merkezi yönetimin çok kuvvetli ve üniter yapıda olması da dış güçlerin planlarına engel olabiliyor, İsrail gibi ülkelerin güvenliğine tehdit görülüyor. Bu da bölgedeki dönüşümün dış destekli olarak dayatıldığına işaret ediyor.

-Bu da, Türk karar vericilerin aklında sadece bugün değil gelecek bir hafta, bir ay, bir yıl  içinde Türkiye’nin 360 derecedeki etki ve ilgi alanında neler olabileceğine ilişkin öngörüler alternatifler olmasını, ona göre alternatifli planları politikaları hazırlamasını gerektirir. Seçimi değil ülkenin orta ve uzak geleceğini kazanacak politikalar esas olmalı.

★ ★ ★

Ulu Tanrı,  tüm şehitlerimizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

 

Yazarlar

Algıya değil olguya bakın!..
Ahmet Takan