Ocak, birçok milli önderi ve milli insanımızı kaybettiğimiz aydır.
Sinema dünyasından Ayla Algan, Fatma Girik, Ayşen Gruda, Münir Özkul, Süheyl Eğriboz, Tuncer Sevi, Öztürk Serengil, Nubar Terziyan aklıma ilk gelenler...
Safiye Ayla, Muzaffer Sarısözen ve Kazancı Bedih ise müziğimizdeki değerler... Dünya güzelimiz Keriman Halis Ece!
Futbolda Lefter Küçükandonyadis, dünya ve olimpiyat şampiyonu güreşçimiz Yaşar Doğu.
Edebiyatımızın önemli kalemlerinden Özdemir Asaf, Arif Nihat Asya, Ahmet Hamdi Tanpınar, Osman Ziya Saba ve Cemal Süreyya! İş dünyasından Şakir Eczacıbaşı ve
Mustafa Koç...
Kurtuluş Savaşı’nın ve Türk siyasetinin önemli isimlerinden; Halide Edip Adıvar, Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir, Asım Gündüz, Tevfik Rüştü Aras, İsmail Genç ve Kamer Genç...
Rauf Raif Denktaş, Dr. Fazıl Küçük, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım ve hepimizin anası Zübeyde Hanım!
Gerek ülkemizin gerekse bölgemizin içinde bulunduğu şartlara bakıldığında en can alıcı ve dikkat çekici milli değerlerimiz ile ilgili devam etmekte yarar görüyorum.
Ocakta aramızdan ayrılan en önemli isimlerden, Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucu Genel Başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Gaffar Okkan, Dr. Fazıl Küçük, Rauf Raif Denktaş ve Atatürk’ün merhum anası Zübeyde Hanım başta gelecektir...
Ayrıca 24-31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında şehit Kubilay’dan Muammer Aksoy’a, Bahriye Üçok’tan Gaffar Okkan’a kadar tüm Cumhuriyet şehitlerimizi anacağımızı da ekleyerek bu bölümü sonlandıralım.
Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş!
1906’da Lefkoşa’da dünyaya gelen Fazıl Küçük, eğitimini tamamlayıp dahiliye doktoru olarak Lefkoşa’ya döndü. Söz ve Halkın
Sesi gazetelerini kurarak Türk halkına sesini duyurmaya çalışacaktı.
23 Nisan 1944’te Kıbrıs Milli Türk Halk Partisi’ni kurarak Kıbrıs’a umut oldu! 23 Nisan tarihine denk getirilen kuruluş tarihi ise Türkiye’ye değil tüm dünyaya “Mustafa Kemal Atatürk’ün izindeyiz” mesajıydı!
1955’te kurulan EOKA’ya karşı Türk Mukavemet Teşkilatı’nı (TMT) kurdu! Adanın, İngiltere’den ayrılması durumunda, Türkiye’ye bağlanması için kampanya başlattı. 1955-1958 arasında Kıbrıs’taki Türklerin bağımsız devlet olması için Türkiye’de mitingler yapacaktı.
“Kıyamet kopmadan mallarınızı satın ve Şam’a gidin! Türklere değil Rumlara satın! Böylelikle Türkler birbirine zarar vermesin” tuzağı ile halkın karşısına çıkan, Şeyh Kıbrısi’ye karşı verdiği mücadele ise çok daha önemliydi.
İngilizlerin desteklediği toprak satma ve göç politikasına karşı direnen Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş’ın milli duruşu olmasa KKTC asla olmazdı! Hoş, Annan Planı’ndan sonra var mıdır o da ayrı mesele!
Zübeyde Hanım!
1913’tü... Selanik Yunanlıların eline geçmiş, Balkanlar kan gölüne dönmüştü. Anadolu’ya göçebilenler, katliamlardan kurtulanlardı!
Zübeyde Hanım doğup büyüdüğü Selanik’ten Makbule ile İstanbul’a doğru yola çıktı. Ragıp Bey, yeğeni Fikriye’ye ulaşmalarını sıkı sıkı tembihlemişti... Binebildikleri tren ağzına kadar insanla doluydu!
İstanbul’a vardıklarında ortalık Balkan göçmenleri ile doluydu! Mustafa Kemal oradan oraya koşturup anasını ve kardeşini arıyordu! Onları bulduğunda, doğup büyüdüğü Selanik’in işgalini bir an unutup sevinç gözyaşlarına boğulmuştu...
Bir milletin kaderini değiştiren bu ulu ana, 14 Ocak 1923’te aramızdan ayrıldı...
Sonuç olarak bu Cumhuriyeti kuran ve devamında da Zübeyde Hanım’ın Sarı Paşa’sının peşinden giden, yazımda adı geçen geçmeyen herkesi rahmet, minnet ve saygı ile anıyorum...
Atatürk rejiminin aydını, sanatçısı, askeri, siyasetçisi böyleydi. Bugünün ne durumda olduğunu size bırakıyorum...