Korkusuz

Yüzde 7 barajı neyi amaçlıyor?

Yüzde 7 barajı neyi amaçlıyor?
AKP ve MHP ne yapsa olmuyor; doluya koyuyorlar almıyor, boşa koyuyorlar dolmuyor… İktidarı oluşturan her iki parti de oylarındaki erimeyi gördükçe, masa başı hesaplarla siyaseti dizayn etmeye ve iktidarda kalmaya çalışıyor. Masa başındaki son hesap ise seçim barajını yüzde yediye çekerek, hem kendilerine avantaj sağlamak, hem de MHP’yi sorunsuz bir şekilde meclise taşımak.

AMAÇ NE?

Ancak bu yüzde yedilik seçim barajının arka planında yatan üç farklı amaç var: Bunlardan biri, hiç kuşkusuz ki; İYİ Parti’yi Milet İttifakı’ndan koparmak. Çünkü; yüzde 7 barajını rahatlıkla aşabileceği görünen İYİ Parti, ittifaktan ayrılır ve seçime tek başına girerse, bunun Cumhur İttifakı’na fayda sağlayacağı düşünülüyor.

HDP FAKTÖRÜ

Yüzde 7 barajını uygulamak istemelerinin bir diğer sebebi ise HDP’nin oylarını düşürmek… AKP ve MHP, oy oranı şu an yüzde 11-12 civarında görünen HDP’nin, baraj düşürüldüğü takdirde aşağılara doğru ineceğini hesaplıyor. Bu varsayım ise CHP’den HDP’ye gittiği düşünülen ‘’ödünç oylar’’ üzerinden yapılıyor.

İktidara göre, baraj inerse, HDP’nin baraja takılabileceğini düşündüğü için HDP’ye ödünç oy veren başta CHP’li seçmenler, kendi partilerine döner… Bu da HDP’nin mecliste daha az milletvekili ile temsil edilmesini ve dolayısıyla güç kaybetmesini sağlar.

İTTİFAK BÜYÜMESİN DİYE…

Yüzde 7 tartışması açılmasının bir başka sebebi de Deva ve Gelecek Partisi’nin Millet İttfakı’na katılımını engellemek… Bu iki parti, ‘’Bir araya gelirsek yüzde 7’yi aşarız’’ diye düşünür ve Millet İttifakı’na katılmak yerine “3. İttifak”ı oluşturursa, bu kuşkusuz ki, AKP ve MHP’nin işine yarar.

Tabii; yukarıdaki tespitleri sıraladıktan sonra, Ekim ayında parlamentoya gelecek olan seçim kanunu teklifini de görmek gerekiyor. İktidar eğer “Barajı düşürüyorum” diyerek, “Alt Baraj” önerisi getirir ve “İttifak içinde olsanız bile yüzde 7 barajını aşmanız gerekir” derse, işte o zaman tüm hesaplar değişir…

Erdoğan Bayraktar’ın itirafları...


AKP’nin eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Diken.com.tr’den Altan Sancar’a bir konuştu, pir konuştu. Bayraktar, kamuoyunda 17-25 olarak bilinen yolsuzluk operasyonlarında ortalığa saçılan tüm telefon kayıtlarının “doğru” olduğunu söyledi.



BEKLENMEDİK SÖZLER

AKP’de adeta bomba etkisi yaratan ve hiç beklenmedik bir zamanda konuşan Bayraktar, uzun röportajında özetle şunları söyledi:  “Dosyamda ne varsa, hem tapeler hem teknik takip doğrudur hem de benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur.”

Bayraktar konuşmanın devamında, “Bizi 17-25 Aralık operasyonu içinde bulunduk, oradaki operasyonda bize de dosya yaptılar, benim dosyam var. Suçlu olanın cezasını çekmesi lazım, ama şu anda geldiğimiz noktada Allah beni kayırdı ve kurtardı. Şu anda çok iyiyim, atmaca gibiyim…” ifadesini kullandı.

İTİRAF

Bayraktar’ın bu sözleri, aslında bir bakıma o operasyonlarda ismi geçen ve telefon konuşmaları internet sitelerinde yayımlanan tüm isimleri de doğrudan ilgilendiriyor. Zira; Erdoğan Bayraktar, “Dosyalardaki konuşmalar doğruydu” diyerek, iddia edilenin aksine herhangi bir montajın yapılmadığını belirtiyor.

SAVCILAR NEYİ BEKLİYOR?

Meselenin hukuki boyutuna gelecek olursak; AKP’li Erdoğan Bayraktar’ın bu sözleri, “yeni delil” niteliğinde kabul edilmeli ve üstü örtülen yolsuzluk – hırsızlık soruşturması yeniden ve mutlaka açılmalıdır. Bayraktar, suçlamaların tarafı olarak “Dosyadaki konuşmalar doğruydu” diyorsa, savcıların re’sen harekete geçmesi gerekir. Tabii bunu yapabilecek bir savcı kaldıysa…

Yeniden yargılanmak istiyorum


AKP’li Erdoğan Bayraktar’ın itirafları, beni de doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü; o dönem sahibi olduğum Gerçek Gündem adlı internet sitesi, Bayraktar’ın telefon konuşmalarının yer aldığı bir haberi yayımlamıştı. AKP’li Bayraktar da bunun üzerine haberde hiçbir yasal sorumluluğum olmamasına rağmen hem bana hem de sitenin Sorumlu Müdürü Kemal Yavuzel’e dava açmıştı.

[caption id="attachment_285665" align="alignnone" width="600"] Erdoğan Bayraktar[/caption]

YANLIŞ KARAR

Kartal 68. Asliye Ceza Mahkemesi ise Cumhuriyet Gazetesi’nden alıntı yapılan ve  dolayısıyla alenileştiği gün gibi ortada olan bu haber yüzünden bana ve Kemal Yavuzel’e 10 ay hapis cezası verdi. Gerekçe ise “gizliliğin ihlali” olarak gösterildi. Ortada artık bir gizlilik de kalmadığına göre, yeniden yargılanmamız ve bu yanlış kararın tashih edilmesi şarttır.

AVUKAT GÖRÜŞÜ

Avukatım Yiğit Acar da “Bayraktar’ın sözleri yeni delil olarak değerlendirilebilir” diyerek yeniden yargılamanın yapılması gerektiğine işaret ediyor.

Bakalım yargı organları yapacağımız başvuru sonrası Bayraktar’ın itirafları ve artık alenileşen konuşmaları üzerinden verdiği hapis cezası kararını düzeltecek mi?